Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
386
 

Hukukun saygınlığını hukukçular korumalıdır

Hukukun saygınlığını hukukçular korumalıdır
 

Son günlerde yeniden alevlenen bir başörtüsü tartışmaları hakkında herkes birşeyler söylüyor. Kimileri yasağın kalkmasından yana, kimileri yasağın kalkmasına şiddetle karşı çıkıyor.

Gündemde önemli etki yaratan açıklamaların ilki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'ndan diğeri ise Danıştay'dan geldi. Açıklamalarının içeriğinin doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında yorum yapmak gereksiz. Bir hukuk insanı elbette hukuki kaygılarla değerlendirme ve açıklama yapar. Topulmsal sorunların çözümünde etkin rol oynamak ister.
Benim yanlış bulduğum içeriği ne olursa olsun açıklamanın kendisidir.

Çünkü Türkiye bir hukuk devletidir. Hukukun üstünlüğüne inanmış bir devlettir. Yani hakimler devleti değildir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi geçerlidir. Bu anlamda yasamanın yürütmenin ve yargının görevleri birbirinden çok ayrı ama aslında birbirini tamamlar niteliktedir.

Hukukumuzda yargı organlarının gündemdeki bir tartışma hakkında görüş bildirmelerine olanak tanıyan bir yasa yok. Ayrıca Usûl Hukukumuzda İhsas-ı Rey yani önceden görüş bildirme yasaklanmıştır. Bu anlamda siyasi partilerin anayasada değişiklik yapmak için önerge vermeye hazırlandıkları bir ortamda Yargıtaydan ve Danıştaydan gelen bu açıklamalar son derece yanlış olmuştur.

Peki ne olmalıydı? Ne olsaydı yargıçlar hukuka uygun davranmış olurdu?

Meclise gönderilen bir anayasa değişikliği önerisi olsaydı ve bu öneri yeterli çoğunlukla kabul edilip cumhurbaşkanı tarafından onylansaydı bu durumda anamuhalefet partisi tarafından Anayasa Mahkemesine başvurulur ve Anayasa Mahkemesi de değerlendirmesini yapıp kararını verirdi.
Eğer bu anlamda siyasi partilerin ODAK olma fiileri gerçekleşmiş olursa da Yargıtya Cumhuriyet Başsavcısı iddianame hazırlayıp kapatma davası açar bu davada gerekçelerini gösterip işi mahkemeye sevkederdi.

İşte bu süreç hukukun saygınlığını koruyan bir süreç olurdu ama bu tehditvari açıklamalar insanlarımızın nezdinde büyük tepkiyle karşılanmaktadır.

DTP'nin olağanüstü tahriklerine ve bu meyanda açıklamalarına karşı bile böylesi tepki vermeyen hukuk insanlarının bu konuda çok sert tepkiler koymaları son derece üzücü olmuştur.

Bir hukuk devletinde hukukun saygınlığı korunması gerekir. Bu saygınlığa da en fazla dikkat etmesi gereken hiç şüphesiz yine hukukçulardır.


Saygı ve sevgilerle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hani derler ya adamı rezil eden de vezir edende kadındır diye. İşte aynı sözü hukukçular içinde söylemek mümkündür. Şöyle ki hukuku rezil edende vezir edende hukukçulardır. Zaten sokaktan geçen sade bir vatandaşın hukuğa zarar verme gibi bir şansı da yoktur. Değil mi? Bu arada Ereğli'den, Ereğli'ye selamlar :) İvrizin suyunadan içtiğiniz belli. Sevgiler

Matilla 
 21.01.2008 12:26
Cevap :
Değerli yorumunuz için teşekkürler. Dediğiniz gibi hukuku vezir de eden rezil de eden hukukçular sanırım.  26.01.2008 20:27
 

Bahsettiğiniz konu son derece doğru Ceza Yaasalarımız toplum gerçekleri gözönüne alınarak hazırlanmıyor ve ayrıca toplumumuzda mağdurların yüreklerindeki acıyı dindiremiyor. O yüzden ceza yasamızın içeriğindeki hükümlerin ağırlaştırılması faili değil mağduru koruyan düzenlemeler yapılmalıdır.

Gökhan TOZOĞLU 
 20.01.2008 22:34
 

YARGITAYDAN, DANIŞTAYDAN BAHSEDİNCE VE BİR DE HUKUK FAKÜLTESİ ÖĞRENCİSİ OLDUĞUNU GÖRÜNCE, ÜLKEMİZDEKİ CEZA YASASINDA YER ALAN HÜKÜMLERİ, YETERLİ GÖRÜP GÖRMEDİĞİNİZİ ÖĞRENMEK İSTERİM. BENCE EN BÜYÜK SORUN, YASALARDAKİ CEZALARIN, CAYDIRICI OLMAYIP TEŞVİK EDİCİ NİTELİKTE OLMASIDIR. YARGITAYIN AÇIKLAMALARINA GELİNCE, BENCE YARGITAYIMIZ HİÇ KUSURA BAKMASINLAR DA, ÖNCELİKLE ELLERİNDEKİ DOSYALARA SAHİP OLSUNLAR.BU NE DEMEK DİYE MERAK EDENLERE HEMEN SÖYLİYEYİM. MURAT DEMİREL'İN YARGITAYDA KAYBOLAN DOSYALARI, ZAMAN AŞIMI SÜRESİ DOLDUKTAN SONRA BULUNMUŞ.TABİİ, SORUMLUSU OLMAYACAK OLAN BU OLAYDA, SAYIN DEMİREL'LER MUTLU SONA ULAŞMIŞ OLMANIN HAKLI GURURU İÇERİSİNDE OLACAKLARDIR...İŞTE BİZİM ÜLKEMİZDEKİ HUKUK... SİGARASIZ VE SAĞLIKLI BİR YAŞAM DİLİYORUM... ATİLA KARAKULLUKÇU

Atila Karakullukçu 
 20.01.2008 15:02
 

Yargıtay ve Danıştay'ın yaptıkları açıklamalar; Hükümetin atacağı yanlış bir adımın engellenmesi açısından isabetli olmuştur bence.. Tezinizden yola çıkarsak, Hükümet Anayasa değişikliğini yapacak, Anayasa mahkemesine gelecek, Partilerin yada hazırlayanların Odak olduğu anlaşılırsa Yargıtay Başsavcısı dava açıp kapatma isteyebilecek.. Yargıtay Başsavcısı, bizim Kabadayı kılıklı Başbakanımızın yaptığının tam da o dediğiniz sürece doğru gittiğini görmüş ve uyarmıştır... Testi kırıldıktan sonra çocuğu dövmenin faydası varmı ?.. Yargıda Üst Düzey bir Hukuk adamının; atılacak bir yanlış adım konusunda hükümeti uyarmasına "tehditkar bir açıklama" demeniz talihsizlik olmuştur. Aslında Başbakan'ın hazmetmediği şu bence "Yüzde 47 ile istediğimi yaparım" anlayışındaki sakatlığın ortaya çıkması... Başbakan Erk'i paylaşmak istemiyor.. Kuvvetler ayrılığı ilkesine ve yargının bağımsızlığına ilk önce kendisi inanmalıdır... Kendisini hiç tahammül edemediği bu Yargı Başbakan yapmıştır.. Saygılar..

cevodem1957 
 20.01.2008 14:11
Cevap :
Ancak hukuk devletinde herşey kurallara uygun olmalıdır. Örneğin bir savcı bir vatandaşa sen de cinayet işleme potansiyeli görüyorum diyerek gözaltına alsa ne kadar hukuki olur sizce? Hukukta davranış varsa müeyyide vardır. Savcılar da müeyyidelendirilmiş davranışları işleyen kişiler hakkında gerekli incelemeleri yaparlar.  26.01.2008 20:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 643
Kayıt tarihi
: 28.09.07
 
 

1987 yılında Konya Ereğli'de doğdum İlköğretim ve Lise öğrenimimi Konya'da tamamladıktan sonra 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster