​ Hüsam Kurt: "Biz seninle bir bakış aşktık" / Kitap / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '15

 
Kategori
Kitap
 

Hüsam Kurt: "Biz seninle bir bakış aşktık"

HÜSAM KURT’UN YENİ (büyüleyici aşk şiirleri) KİTABI

“Biz seninle Bir Bakış AŞK’tık”[1]

Biz seninle Bir Bakış AŞK’tık; Her Kar Kırmızı Düşer Ömrüme, Garda Kalan Son Öpücük ve Belki Dönersin Aşk da Döner adlı kitaplarından sonra gelen dördüncü şiir kitabı.

2008 tarihli Burssa Kültür Bülteni’nde Hüsam Kurt’un şiirinin bir yönü için şunları yazmışım: /Hüsam Kurt, şiirde lirizmin tadını yeniden sunuyor dilimize. Böylece çok da iddialı olarak yazılıp dergilere, kitaplara, piyasaya sürülen, kimi odaklarca da pohpohlanan şiir adlı “muamma”ların yitirdiği, şiiri şiir yapan en önemli bir unsura yeniden yaşama şansı veriyor. Şiir dediğinin “muamma” yanı da olmalı elbet; ama aynı zamanda sızabilmeli okurunun kılcal damarlarına; sızabilmeli yaşamın ve toplumun ince koyaklarına; diline, damağına sinmeli, beyninde iz bırakmalı, savaşımına katkı yapabilmeli, hatta sesi olmalı, hem kendinin, hem de okurunun. Bu da bir şey mi? Adamın biri, kalkıp “şiirin sesi olmaz” diyor ve böylece şiirin ve sanatın boğazını sıkıp sesini kesmek isteyenlerle aynı yerde duruyor. Kadının biri de, iki arada bir derede, “bizi sersemlettiler” diyor. Bu kadar mı ucuzdu yaşamın, bu kadar mı sığdı kişiliğin, bu yüzden mi şiirindeki yama sözcükler? diye sorası geliyor insanın İyi ki şiirin sersem sepelek değil, üstelik sesi de var Hüsam Kurt, okundukça duyulabiliyor, duyumsanabiliyor./

Bakın dördüncü kitabına nasıl başlıyor şair:

Bazı insanlar hayatına/ birkaç günlüğüne giren şehirler gibiydi//Bazı şehirler hayatını/ sonuna kadar işgal eden insanlar gibiydi…”(s.5)

Bilgece söylenmiş bu dizelerden sonra gelin Hüsam Kurt dilinden aşkın nemenem yürek yakıcı, başı sonu gelmeyen acılar ürettiğine dair dizelerinde gezinelim; o dizelerdeki harla harlanalım: “Bir Saat İleri: Üşüyen ipte/ unutulan kederli mandal tutacak diye bekliyordu son umudu/ kırılgan ve yalnız// gıcırdayan karyoladan balkona kadar/ ince serilen yalan/ bir şiiri kurtarmaya yetmedi onca gözyaşı/ üzerine dökülmüşken// İyisi mi siz/ bu gece vicdanla yatmadan kalbinizi kapının önüne/ koyun yalanlarınızı bir saat ileri”(s.7)

Doğrusu, onun şiirindeki duygu yoğunluğunun yarattığı selde boğulurcasına sürüklenmek istiyorum: “Biz Seninle: Biz seninle/ bir nedeni nehre bağlamadan sessiz/ dolanarak birbirine akan iki ırmak/gibi uzayan ayrılıktık//kalan/ bir duru bakış eksik bir cümle//Biz seninle/bir gıdım sevinç yasadışı bir ses her gece/kalbimiz suya inecek diye bulutların ağzını açık/ bırakmıştık// Biz seninle/ kayıp yılları bir bakışla aşmıştık biz seninle bir bakış/aşktık”(s.9)

Yine o yazımda şöyle demişim:/Hüsam Kurt, ilk şiir kitabı “Her Kar Kırmızı Düşer Ömrüme”den sonra şiir yolculuğunu, beğenilerini daha da incelterek sürdürmüş ve bunu ikinci kitabıyla somutlaştırmış. Bu kitabındaki şiirleri biçim yönünden değilse bile içerik ve sanat yönünden daha bir damıtık, daha bir şiir ve daha özge. Doğrusu çok da yalın. Şiirini üretirken kendini, sunarken de okuyucusunu özellikle nasıl dolandırırım diye düşünmüyor./

Bakıyorum bu, dördüncü kitabında çok daha özge bir şiir biçemi tutturmuş Hüsam Kurt. Biçim arayışlarını farklı bir çizgiye oturturken, içerikteki, bireyi önemseyen toplumcu özü çok daha büyük bir yoğunlaştırmayla aşkın duygu yanıyla buluşturmuş ve orada yepyeni bir akış yaratmış. Uzunlu, kısalı, bölünmüş, üst ya da alt dizeye taşınmış dizelerle örerek şiirini, yepyeni bir biçime kavuşturmuş. Yaşamın iç içe geçmiş karmaşıklığına ama aynı oranda daha bir anlaşılır olma özelliğine yabancı kalmasını istememiş şirinin, kurgusunu ona koşut yapılandırmış. Bütün bu unsurların içine zaman kavramını tıpkı başka bir şiir unsuru, tıpkı bir bilge kavramı ve hatta felsefi bir imge olarak yerleştirmiş: “Bazı şarkılar vardır bazı türküler duyulduğunda yıllar/ sonra da olsa/ işlemeye başlar kalbimizi anımsarız/ dağları uzakları iyi ve kötü/ ne geçmişse akşamlarımıza// Ne bir cıgara ne bir yara/ herkesin bir geçmişi vardır zehirli anılarında/ herkesi bir geçmiş öldürebilir aslında.”(s.13)

Bu kez aşk ve zaman diyalektiğini kuruyor şiirinde, felsefi renklerle boyuyor şiir sözlerini ve sanatın güzelliğini: “aşk’ta zaman yoktur tadı kalır acısı kalır hatırfı kalır…/zamanla geçer diyenler yalan/ zamana gelmeyin.”(s.16) “-Yanlış durduğumuz yerlerde yaşadık yaşlandık- Ah/kasaba yalnızlığım bir ülke oldun şimdi// seni yarandan öptüm diye ışığım söndü/ göğsünden gözlerime söküğüm kendimeydi ay taksam da/ iğneme toparlanamıyorum.// Seni öpmekten/ vişne çürüğü kaldı dudaklarım ki Ölmeden önce de/ çürümüş insan bir izmarit gibi/ düşmüş duvar dibine/ sönmek için bir ayak bekleyen// Yaralarıma pansumandiye/ orman yalnızlığıma gidiyorum sen hep iyi kal sevgilim/ama/ her aynaya baktığında bende açtığın kesikleri unutma…”(s.22)

Ve işte bir zaman hengâmesi yine, nasıl şiirleşmiş şairin mürekkebinden sızan acıyla, ağrıyla, sızıyla, yarayla, kahırla, öfkeyle: “ZAMAN/” Eksiltir Eskitir ekşitir sınar/ sakar satar yakar yamar yontar zaman…// Acıtır anlatır arıtır çalar çatar/ çakar kasar kanar kaynar zaman…// İncitir inletir ikiletir Bayar bakar/ basar deler dayar diker zaman…”(s.ç37)

/Dingin, derin akan bir nehir gibidir Hüsam Kurt'un şiirleri. Yatağı geniş, engebeli, kıyıları danteller gibi işlemeli ve elbette ki hırçın, öfkeli ve haklı. Bütün bunların bir toplamı olarak da içtenlikli. Şiirini yazıp anlaşılmayı bekleyen şairler zamanın eriten, aşındıran, yok eden gücünü unutmuş görünüyorlar. Kimse kendini boşuna avutmasın, kanmıyoruz çünkü sessizliğin gizemli ve içi boş karanlığına./(a.g.y.dan.)

Dosdoğrusu şu ki benim aşka dair kötüleme zamanıma/zamanlamama denk düşen bir kitap oldu “Biz seninle Bir Bakış AŞK’tık. Yalnızca bu nedenle değil elbet; Hüsam Kurt’un yüreği bölük bölük, parça pinçik, şiirine  söz olmuş, söz yanıp yakılarak dumanı tüten dize olmuş, dizeler bir yaşamın damıttığı duygu olmuş, şiir olmuş şiir olmuş şiir olmuş…



[1] Hüsam Kurt, Biz seninle Bir Bakış AŞK’tık,şiir, Kora YAYAINLARI, 2014.

 
Toplam blog
: 74
: 569
Kayıt tarihi
: 11.03.10
 
 

1954 yılında Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Bardaklı köyünde doğdu. Türkiye’nin çeşitli yörel..