- Kategori
- Şiir
Hüznü kırık yelkovan

Hüznü kırık yelkovan
Göğüslerini açar gerinir
Kuşlar konar ellerine
Yüzü başkaldırır
Hüzenlenir sonbaharda
Çırılçıplak uykulara soyunur
Sonunda mutlak yenilir
O hüzünlü kuş
Asırlar sürmüş karanlığa
Yoksul yığınların
Büyür sessizliği
Geceleyin kuruyan bir dalı gibi
Yalnız görünse de
Uğuldayan bir ormanın içindedir
Daha ağlar mısın
Hüznü kırık yelkovan
Aşkla döndükçe meridyenler
Aşkın yüzü şafağa doğar
Ve dudaklarında şebboylar
Okyanus sesiyle dirilen haykırışlar
Gecenin yıldızlara küsmüş isyanında
Unutulan yaşamların sessizliği
Uzun bir gecenin karanlıktaki nokta
Sendeki bendir
Bir şehre yağmurlarla girerken
İnsan öğrenir yaşamayı
Yakıcıdır ömrün günahları
Hangi taşı kaldırsan
İnsanın sınırları yatar
Bir ihtilalin kanlı gelinciklerini toplar
Kızılırmak'ın damarlarından
Kızılırmak şimdi bir savaş atı kadar
Mazlum ve deli akıyorken
Gecenin derinliğinden düşler yontup
Sığdıramaz zaman kendini
Bir kelebeğin ömrüne
Kozalağın ince düşlerine
Düşüyor çırılçıplak yontusu
Deliyor yoklukla mıhlı çoban yüreğimi
Usul usul yağarken yalınlığın sesi
Evlerin ışıltısı sabaha
Sönmüş közler
Yüreğe kazınan dostluklar
Babil'den kalma yıkık harabeler
Yitip giden ırmaklar gibi
Büyük alemin küçük düşleri
Çehrenin mabetinde
Yeşil bir orman açılır
Nedendir bu sır dolu yürek
Rüzgarları delirtir
Kebribar ışıltılarıyla
Yaratılmış sonsuz diyalektik
Gümüşi göğe savrulur
Sarı saçların
Aşkla dönüp kavrulan bu topraklarda
Sonsuzlukta çarpışıyor umut
Sonu gelmeyen bir döngüde
Herşeyin bir süresi olduğunu bilerek
Ölümsüzlük ruhun yükselişi
Taşa toprağa çamura bulanmış yüzler
Yerlerin aynasında çoğalır
Kırağıya tutulmuş yediveren
Kuzguni gözlerim
Kelebeklerin rüyası
Bulutlar semah döner
Cennet ağaçlarının gövdesinde
Sonsuzluk açılır kapanır
Kanatların yanar
Hayat bir sır
İnsanın tutkusunu bulmak
Belki kaybetmek kadar açık
Bir kapı
Açılır kapanır
Mehmet Özgür Ersan. 01.08.2014 moda