- Kategori
- Tarih
İbn Battuta da Nusayriler
Nusayriler en kısa tanımıyla Arap Alevileridir. Bugünlerde Alevi açılımları, katliamları günlük siyasetin toz dumanı içerisinde tartışıladursun biz günümüzden 700 sene önce yazılmış bir seyahatnameden okumalar yaparak konuya girelim.
“Bu kıyılarda yaşayan halkın çoğu Nusayri mezhebindendir. (Dımaşk yani Şam çevreleri) Nusayriler, Hz Ali’nin ilah olduğuna inanırlar. Namaz kılmaz, oruç tutmaz ve boy abdesti almazlar. Melik Zahir’in, o köylerde mescit yapılmasını ferman etmesi üzerine her köye birer mescit yapmışlar, lakin pek mamur değil… Zaten mescide asla girmedikleri gibi tamir de etmezler.” (1) Günümüzdeki Alevi köylerine zorla cami yapmaya ve imam göndermeye ne çok benziyor.
“Mehdilik İddia Eden Bir Adamın Hikâyesi
Bana anlatıldığına göre adamın biri Nusayrilerin bölgesine gelip Mehdilik davasında bulunmuş. Halk adamın etrafında toplanmış. Adam pek çok memleketin kendilerine verileceğini vaat ederek Suriye yöresini takipçileri arasında taksim etmiş, hatta her birinin memleketini de belirleyerek oraya gitmesini ferman buyurmuş. Bir de ellerine emirname olarak zeytin yaprakları vermiş… Müslümanlarla harp için hazırlık yapılmasını ve savaşın Cebele şehrinden başlatılmasını emretmiş. Kılıç yerine mersin ağacının çubuklarını tutun demiş. Cuma günü erkekler namazda iken şehre baskın yapıp kadınlara saldırmışlar. Bu hadise büyük infial uyandırarak Mescitlerden çıkan silahlı Müslümanlar isyancıların tümünü öldürmüşler.” (2) Burası da bizde yaşanan Maraş, Çorum, Sivas olaylarına ne kadar benziyor. Belli ki silahsız Nusayrileri ayaklanma bahanesi ve kadınlara saldırdılar bahanesiyle katletmişler ama kinleri daha bitmemiş. Çünkü yörede onlardan daha çok var.
“Haber Lazkiye’ye ulaşınca Emir Bahadır Abdullah ordusuyla yola çıkar. Ayrıca Trablus’a güvercinle haber gönderildiğinden yöredeki Emirü’l-Ümera (Baş vali) askerini toplar oraya gelir. Nusayrileri takip ederek takriben 20.000 kadarını öldürürler. Geri kalanlar dağlara kaçmıştır. Canları bağışlandığında adam başına bir altın vereceklerini yöre baş valisine bildirmişlerdir. Lakin vaziyet güvercin ile Melik Nasır’a (Dönemin Memluk Kralı)anlatılmış olduğundan hepsinin kılıçtan geçirilmesi yolunda ferman çıkarmıştır çoktan…
Yöre baş valisi, onların kurtarılması için çalışır, Müslümanların arazisini bu adamların ekip biçtiğini ve katledilirlerse ehl-i İslamın büyük zarara uğrayacağını anlatır. Bunun üzerine Melik Nasır, Nusayrilerin hayatını bağışlar.” (3) Yani çiftçilikle geçiniyor olmaları günümüze kadar yaşamalarına vesile olmuş. Türkiye’de de Fellah diye tanımlanan insanlarımız çiftçilikle geçindikleri için canları bağışlanmışlardan olabilirler mi? Ayrıca her katliamdan sonra dağ başlarına kaçmak ve kendini unutturmaya çalışmak, görünmez olarak yaşamak, din-i İslam’ın engin hoşgörüsüne mazhar olmak bu olsa gerek.
(1)-(2)-(3): Ebu Abdullah Muhammed İbn Battuta Tanci- Seyahatname