​ İçimi ısıtan rengim / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '10

 
Kategori
Deneme
 

İçimi ısıtan rengim

İçimi ısıtan rengim
 

Her gözümü açışımda turuncuyu görüyorum!..


Elimden dört mevsimin rengi 

Geldi geçti şu an yine… 

.. 

Kışın beyazını sevdim: 

Hem saflığın müjdesiydi 

Hem de geleceğin tohumunu 

Gizliyordu şefkatli kristalinde… 

.. 

Beyazlıkla hep yan yana 

O güçlü yeşili gördüm: 

Ya ayakta dimdik duran 

Çam’ın doruğuydu yeşil,  

Ya da yalnızlığının içinde 

Ormanın zenginliğini taşıyan 

Çınar’ın el verişiydi… 

.. 

El veriş ki; 

Ancak ele layık olanın 

Gördüğü bir asaletle… 

.. 

İlkbaharın neşesini sevdim: 

Cıvıl cıvıl renkleriyle… 

Renklerine her gün yeniden 

Gözlerimi açtım sevgiyle… 

Yağdığım her renk pınarım 

Nehirleri taşırdı delice,  

Tarlaları suladı bereketiyle… 

Her renkte başka bir âlemi 

Buldum düşümde… 

Yüreğim en rengini hissetti 

O bahar tazeliğiyle… 

.. 

Sonbaharın renkleri bambaşkaydı: 

Renklerin tümü daha ağır duruyordu 

Baharın çocuksuluğu yanında… 

Yapraklar renk cümbüşü içindeyse de 

Her yaprakta ayrı bir renk hakimdi… 

.. 

Çam aynı mağrurlukla 

Yeşilliğini dökmüyordu ama 

Cömert Çınar’ın el veren yaprakları 

Her dokunuşunda 

Sonsuz hazinesini açıyordu bana… 

.. 

Renklerin büyüsü ve sırrı kadar 

Aynı anda renklerin 

Mührünü ve sahibini tanıdım; 

Sonbahar yapraklarının 

O asil elleriyle… 

.. 

Kar tanesinin üstüne doğan güneş; 

“Buradayım ama 

Beyazlığa hiç dokunmayacağım!” 

der gibiydi… 

.. 

İlkbaharın ışığını 

açığa çıkaran güneşimse; 

bütün renklerin dans etmesine 

izin veriyordu… 

.. 

Sonbahar güneşim ayrı bir büyüklüktü, oysa; 

“İşte, bu senin rengin! 

Ona sahip çık!” diyordu… 

“Bak! Ne kadar vakur 

ve kendinden emin duruyor,  

Rengin! 

Sana el vermiş,  

Sen de ona elini uzat!” 

.. 

Sonbahar güneşi 

Benliğin en ben renginin 

Arkasındaydı… 

Sağlam bir kapı gibi!... 

.. 

Yaz mevsimine gelindiğinde 

İki renk damgasını vurdu 

Bütün varlığa: 

Sarı ve turuncu… 

.. 

Manzarayı kuşatan bu iki rengi 

Güneş tüm benliğiyle korudu. 

Ruhun akışı alev alev 

Varlığa sonsuzluk savurdu… 

.. 

Yaz güneşi gören gözleri 

Sevgiyle dopdolu sarıya boğdu… 

.. 

Yaz gecesi bir başkaydı; 

Güneş melteme doluyordu… 

.. 

Gündüzle gecenin birbirine kavuştuğu 

İşte o anda; 

Ruhun, aşkın ve varlığın adı Turuncu oldu… 

.. 

Güneşim gerçeğe doğdu; 

Güneş, ruha doldu. 

Güneş, aşka durdu. 

Güneş, turuncuyla var oldu… 

.. 

Yağmurlarım dört mevsim yağdı; 

Her mevsimin rengince… 

Yağmurlara kucak açtım; 

“Varlığımın” dengince… 

Benliğimin dileğince; 

Güneşim var oldukça 

Yağmur da yağsın keyfince… 

.. 

Değil mi ki sonsuzlukla; 

Güneş ruhu hatırlattı,  

Yağmurlar ruhu ıslattı. 

Her ikisi de şu benliği: 

“Elimi sımsıkı tutan 

İçimi sonsuz ısıtan 

Can rengim 

Turuncu”yla yaşattı… 

.. 

……….İşte! Ben her mevsim Çınar Ağacı’nın gölgesinde, elimdeki rengimle yeniden hayat buluyorum. Her elimi açışımda “turuncu”yu görüyorum!.. 

Yegâh Elif Mirzâde 

 
Toplam blog
: 191
: 769
Kayıt tarihi
: 21.07.09
 
 

“Yazı yazmak” bir Yürek Yolculuğudur. Okumak ve yazmak bana Edebiyat alanının kapılarını açtı… Ed..