- Kategori
- Deneme
İçimi ısıtan rengim

Her gözümü açışımda turuncuyu görüyorum!..
Elimden dört mevsimin rengi
Geldi geçti şu an yine…
..
Kışın beyazını sevdim:
Hem saflığın müjdesiydi
Hem de geleceğin tohumunu
Gizliyordu şefkatli kristalinde…
..
Beyazlıkla hep yan yana
O güçlü yeşili gördüm:
Ya ayakta dimdik duran
Çam’ın doruğuydu yeşil,
Ya da yalnızlığının içinde
Ormanın zenginliğini taşıyan
Çınar’ın el verişiydi…
..
El veriş ki;
Ancak ele layık olanın
Gördüğü bir asaletle…
..
İlkbaharın neşesini sevdim:
Cıvıl cıvıl renkleriyle…
Renklerine her gün yeniden
Gözlerimi açtım sevgiyle…
Yağdığım her renk pınarım
Nehirleri taşırdı delice,
Tarlaları suladı bereketiyle…
Her renkte başka bir âlemi
Buldum düşümde…
Yüreğim en rengini hissetti
O bahar tazeliğiyle…
..
Sonbaharın renkleri bambaşkaydı:
Renklerin tümü daha ağır duruyordu
Baharın çocuksuluğu yanında…
Yapraklar renk cümbüşü içindeyse de
Her yaprakta ayrı bir renk hakimdi…
..
Çam aynı mağrurlukla
Yeşilliğini dökmüyordu ama
Cömert Çınar’ın el veren yaprakları
Her dokunuşunda
Sonsuz hazinesini açıyordu bana…
..
Renklerin büyüsü ve sırrı kadar
Aynı anda renklerin
Mührünü ve sahibini tanıdım;
Sonbahar yapraklarının
O asil elleriyle…
..
Kar tanesinin üstüne doğan güneş;
“Buradayım ama
Beyazlığa hiç dokunmayacağım!”
der gibiydi…
..
İlkbaharın ışığını
açığa çıkaran güneşimse;
bütün renklerin dans etmesine
izin veriyordu…
..
Sonbahar güneşim ayrı bir büyüklüktü, oysa;
“İşte, bu senin rengin!
Ona sahip çık!” diyordu…
“Bak! Ne kadar vakur
ve kendinden emin duruyor,
Rengin!
Sana el vermiş,
Sen de ona elini uzat!”
..
Sonbahar güneşi
Benliğin en ben renginin
Arkasındaydı…
Sağlam bir kapı gibi!...
..
Yaz mevsimine gelindiğinde
İki renk damgasını vurdu
Bütün varlığa:
Sarı ve turuncu…
..
Manzarayı kuşatan bu iki rengi
Güneş tüm benliğiyle korudu.
Ruhun akışı alev alev
Varlığa sonsuzluk savurdu…
..
Yaz güneşi gören gözleri
Sevgiyle dopdolu sarıya boğdu…
..
Yaz gecesi bir başkaydı;
Güneş melteme doluyordu…
..
Gündüzle gecenin birbirine kavuştuğu
İşte o anda;
Ruhun, aşkın ve varlığın adı Turuncu oldu…
..
Güneşim gerçeğe doğdu;
Güneş, ruha doldu.
Güneş, aşka durdu.
Güneş, turuncuyla var oldu…
..
Yağmurlarım dört mevsim yağdı;
Her mevsimin rengince…
Yağmurlara kucak açtım;
“Varlığımın” dengince…
Benliğimin dileğince;
Güneşim var oldukça
Yağmur da yağsın keyfince…
..
Değil mi ki sonsuzlukla;
Güneş ruhu hatırlattı,
Yağmurlar ruhu ıslattı.
Her ikisi de şu benliği:
“Elimi sımsıkı tutan
İçimi sonsuz ısıtan
Can rengim
Turuncu”yla yaşattı…
..
……….İşte! Ben her mevsim Çınar Ağacı’nın gölgesinde, elimdeki rengimle yeniden hayat buluyorum. Her elimi açışımda “turuncu”yu görüyorum!..
Yegâh Elif Mirzâde