​ İçimle konuşmalarım -1- / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '10

 
Kategori
Felsefe
 

İçimle konuşmalarım -1-

İçimle konuşmalarım -1-
 

İçimde kavga dışımda kavga...


Evet, dostlar kendimle konuşmayı unutalı yıllar olmuş. Baktım ki yaşamda kendimi bir tarafa bırakmış insanlarla konuşuyorum...

...Gecelerde ben kendimle konuşurdum eskiden. Gündüz de konuşmak isterdim; ama utanma duygusundan; üst benlik hegemonyasından korktuğumdan kendimle gündüzleri konuşamazdım. Gerçi hala öyle ya. Dün gece kendimle konuşmaya karar verdim. Merhaba ben geldim dedim. İçimde sanki alev topu olmuş ben git dedi. Ne arıyorsun burada diye feryatla karışık kızgın bir ses duydum hangi yüzle geliyorsun bana. Dostluğuna ihtiyacım var dedim. Terk ederken düşünmedin mi? Bana geldiğinde seni kabul etmeyeceğimi hiç düşünmedin mi? Yıllardır acı çekiyorum, bir gece gelip de benimle konuşur diye beklemekten, yorulduğum gecelerin sayısı artıkça sana karşı öfkemde o kadar kabardı neden geldin şimdi?

— Eski dostum senden başka beni anlayan çıkmadı, hep menfaat ilişkileri ağında yaşamaktan bıktım. Dünyadaki tüm ilişkileri irdeledim. Tüm insan ilişkilerini, gördüm ki istisnasız hepsi çıkar ilişkisi. Kim kimle bir şey paylaşıyorsa mutlaka menfaat örüntüsü içinde.

— Nasıl olur bütün ilişkiler mi menfaat ilişkisi?

— Evet, eski dostum tüm ilişkiler.

— Ee de nasıl olur anne, baba, kardeş ilişkileri de mi?

— Evet, eski dost onlarda menfaat ilişkisi. Hiç kimse menfaati olmadan hiçbir ilişki kurmuyor eski dostum.

— Ya manevi ilişkiler o da eski dostum, o da menfaat ilişkisi. Bak anlatayım cennet olmasa namaz kılan insan olurumuydu. Sonuçta kendi menfaati için yalvarır insan.

— Ee neden geldin bana bunları anlatmaya mı geldin?

— Evet, eski dostum bir tek sen bana menfaatsiz bağlısın.

— Diğer dostlarına git.

— Yok, eski dostum ben sana geldim. Paylaşmak senle, bütün âlemi paylaşmak için geldim.

— Bir daha benden ayrılacak mısın peki?

— Asla eski dostum, kabul edersen beni hep sende kalıp hep senle konuşup hep seni dinleyeceğim.

Bu arada başka bir ses duydum:

- Olmaz

- Sen kimsin?

- Ben senin üst benliğinim.

- Bensiz nasıl yasayacaksın burada.

- Ben seni istemiyorum beni dostumla baş başa bırak.

- Hay ben seni hangi beşiğe beleyeyim de büyüteyim. Eşek kadar oldun hala çocuksun. Ne bu halin, silkin de kendine gel. Yaşına göre hareket etmek bu kadar mı zor. Neden ağlıyorsun ki; senin büyüyüp yaşlılığa doğru yol almış yaşında hala çocukluk yaşamaya devam edilir mi? Bak senin yaşındakilere: Hiç mi utanmıyorsun beyazlamış sacından. Bak aynaya da gör halini de utan, çocuk olmaktan. Ne kendi kendine konuşuyorsun sen deli misin?

İçimdeki ses tekrar yükselirken ben arada kalıp sadece onları dinlemeye başladım:

- Üst benim ben, olmasam sen bu dünyada yaşayamazsın bile sana değer veren mi olur?

Ben seni yönetiyorum nasıl ne diyeceğine karar veriyorum.

— Asıl ben olmasam sen bu dünyada bir hiçsin ben sana ne yapman gerektiğini söylüyorum sana seçeneklerini gösteriyorum

Dostlar durun bir ben huzur bulmaya gelmişken huzursuzluk buldum içimde ikinizde susun.

Konuşmuyorum artık içimle de…

İçimde kavga dışımda kavga...

 
Toplam blog
: 84
: 575
Kayıt tarihi
: 11.09.08
 
 

Yaşamak; herhangi bir amaç taşımadan sadece insan olmanın bilincine vararak yaşamak. Tek cümlelik..