- Kategori
- Gündelik Yaşam
İğnenin deliğinden Hindistan'ı görebilmek.......

Bizde aileye vergi bir davranış biçimidir. Konuşurken şiirlerden, sözlerden faydalanırız…
Hatta bazen de abartır masallarla süsleriz konuşmalarımızı :)
Dün, Zöhre ablamla hararetli hararetli konuşuyoruz…… Konuşmanın bir yerinde dedi ki:
Sen ne zennettin; İğnenin deliğinden Hindistanı görürüm ben….
İşte dedim ya;
hayata dair olmak bu olsa gerek…
Baktığın pencereyi KOCAMAN tutmak…
“ İğnenin deliğinden Hindistanı görebilmek…”
Böyle biri nasıl olur da ‘bir yerli’ olarak kalabilir…
Kalamaz tabi…
DÜNYALI olur… ( ablam diye söylemiyorum tabi :)
Ama hepimiz için bu geçerli değil ne yazık ki. Çoğumuz burnumuzun ucunu bile göremiyoruz… Ayıkken üstelik…
Görmüyoruz ya da…
Ama ne diyor Hayyam;
Yaşamanı akla uydurman gerekir,
Ama bilmezsin akla uygun olan nedir;
Bereket eli çabuktur Zaman Usta'nın,
Başına vura vura sana da öğretir.
Zaten hep öyle oluyor; “ başımıza vurula vurula öğreniyoruz….
İş işten geçiyor ya neyse…
….
Kimse bana yar olmaz yaran olmaz
Mertlik hırkasını giydim giyeli
Dünya bomboş olsa bana yer kalmaz
İnsana muhabbet duydum duyalı
diyor Ozan Sefil Selimi…
Hatta bu şiirinin bir yerinde de
“Kimi korkak dedi kimi de cesur
Kurt ile kuzuyu yaydım yayalı” diye de eklemiş….
İnsana muhabbet duyuşumuz bizi yalnız kılıyor…..
İğnenin deliğinden Hindistanı görüyor olmak da öyle…
Ve de mutsuz da kılıyor aslına bakarsanız….
Her ne kadar;
Bu ucsuz bucaksız dünya içinde, bil ki, mutlu yaşamak iki türlü insana vergi:
Biri iyinin kötünün aslını bilir, öteki ne dünyayı bilir ne kendini.”
Dese de Hayyam;
Mutsuz kılıyor bizi hem “İnsana muhabbet duymak” , hem de “ iğnenin deliğinden Hindistanı görmek”
Çünkü bu yetilere sahip biri biliyor ki :
“ bir insanın tek başına mutlu olması utanılacak bir şeydir”….(1)
…
Program notlarımı karıştırırken bir masal bulmuştum.
Bir Kurt masalı….
Asıl amacım onu anlatmaktı, paylaşmaktı…
Ama nereleri dolaştı - kelimeler eşliğinde - yazı……..
Yine de anlatmak istiyorum bu masalı….
Her ne kadar evvel zaman içinde diye başlamıyorsa da masal;
Siz öyle varsayın…
Kurdun yavrusu annesine diyor ki :
“ Anne , sen her seferinde kaç yavru yapıyorsun” ?
Anne: 5 -6 diye cevap veriyor.
Yavru tekrar sorar:
“ peki koyun yılda kaç yavru yapar Anne ?”
Anne: 1 yada 2 der….
Bunun üzerine yavru kurt:
“ peki ama Anneciğim der,
Sen 5 -6 yavru doğuruyorsun koyunlar 1- 2 …
Hal böyleyken
“ biz bu kadar azken onlar niye bu kadar çok ?”
Anne de derki:
Sen onu bizim içimizdeki kine, hayınlığa soracaksın….
Bizi çoğaltmayan içimizdeki hayınlıktır….
…
Gökten düşen üç elmanın üçü de “hayın” olmayanların başına düşmüş :)
ekim2009-haticeatalay
(1) A.Camus