- Kategori
- Gündelik Yaşam
İhmalkarlık rekortmeniyiz !

O kadar çok konuda ihmalkarız ki, hangisinden başlayacağımı bilemiyorum.
Güncel olduğından ilk önce depremle ilgili tedbirlerden söz edeceğim. Van depremi açıkça gösterdi ki, depreme karşı hiçbir hazırlığımız yokmuş. Ne çürük binaların envanterini çıkartmışız 1999 depreminden sonra, ne de depreme deyanıklı binalar inşa etmişiz. Bol bol palyatif tedbirleri gündeme getirmişiz. DASK gibi, DEPREM ÇANTAS gibi. Ancak son depremden sonra biraz kendimize gelebildik." Kentsel Dönüşüm Projesini " yürürlüğe koyduk, Çürük Binalar Konusunu ele aldık, Prefabrik ,konteyner tipi barınma ünitelerini köylerde kurmaya başladık. Ama gecikmemiz tam 12 yıl. Bundan sonra alınacak önlemlerin gerçekleşme süresi en az 20 sene daha sürer (tüm ülkede), yani minumum 30 yıllık bir gecikme içindeyiz.
Nostaljik Karaköy - Beyoğlu Tüneli ( METRO ) bundan tam 135 sene önce yapılmış. Ülkemizde ki, ikinci metro ise 16 Eylül 2000 tarihinde Taksim - Şişli arasında hizmete açılmıştır. Yani ilkinden tam 124 yıl sonra. Oysa bu 124 yıl içinde bir çok proje gündeme gelmiş, ancak bir türlü realize edilememiştir. İhmalkarlığa bakın! Tam 124 yıl.
Galatasaray Lisesi (1868 ), Robert Kolej (1863), Dame De Sion (1856), Alman Lisesi (1882 ) ve çocuklarımızın kazanması için varımızı yoğumuzu vermeğe hazır olduğumuz bir kaç tane daha yabancı lise 1800'lü yıllarda Ülkemizde eğitime başlamışlardır. Herbiri yüzyıldan fazladır eğitim veren bu liselerin sayısını biz arttıramamışız. Anadolu liseleri açtık. Çok iyi oldu ama , hala yukarıda ismi geçen liselerin önüne geçebildi mi? Halen bu liselere girmek son derece zor. Neden her ilimizde bir Galatasaray Lisesi açamadık ? Bu kadar mı zor ? Ben ce hiç de zor değil. Tamamen ihmalkarlığımızdan kaynaklanan bir durum. ( Hele Atamızın 10 yılda yaptığı işleri düşününce! )
Kadına Şiddet ve Kan Davaları yüzyıllardır devam eden toplumsal sorunlarımız. Son 100 yılda bir arpa boyu yol aldık mı bu sorunları çözme konusunda? Sadece Eğitim Seferberliği ile bu sorun belli bir oranda çözülemez miydi? Şimdi bakıyoruz, yeni yeni Kadın sığınma evleri yapılıyor, evlilik okulları açılıyor, bazı kanunlar yürürlüğe giriyor. Evet işin acı tarafı hep uzaktan bakmışız ve bu bizim kaderimiz demişiz.
Ülkemizde futbol, resmen yüzyıldan fazladır oynanmaktadır. Hem de büyük bir taraftar kitlesini peşinden sürüleyerek. Fakat ne yazık ki, Futbol Kurallarıyla ilgili son derece gelişmiş, münakaşa götürmeyen bir kanunumuz yoktur. (Anayasa'mızın da farkı yok diyeceksiniz ama Anayasa'nın önemli bir siyasi bir boyutu var). Özellikle " ŞİKE ve LİG' TEN DÜŞME KONUSUNDA " ki kurallar, yerli yerine oturmamıştır. Son şike olaylarının üstüne gidilmese halen bizler durumun farkında olamayacaktık. Trilyonlar dönen bir sektör, dünya arenasının belki de propoganda açısından gözbebeği, bizim ise doğru dürüst bir kanunumuz yok. Hatta işin garibi, kulüp yöneticilerinin mevcut kanun hakkında ,(mükemmel bir kanun olmasa da) bilgileri yokmuş, çünkü kanunu incelememişler.( Bu durum kendi ifadeleriyle sabittir ). İhmalkarlığın böylesi hiç düşünülebilinir mi?
Amerika başta olmak üzere, İngiltere, İrlanda, İsveç, Fransa, Almanya, isviçre, Avusturya, Sırbistan, İtalya, Çin ve daha bir çok ülke Teniste dünya çapında yıldız tenisçilere sahipken , biz bir tane dahi yıldız tenisçiye sahip değiliz. Bu konuda o kadar ihmalkarız ki, hiçbir lisemizde, hatta üniversitelerimizin % 95'inde tenis sahası olmadığı gibi, iddia edebeilirim ki illerimizin içinde İstanbul,Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Konya ve bir kaç ilimiz dışında hiçbirinde Tenis sahası yoktur. Belki veya belki birer adet vardır.? Neden acaba? Tenis sporu için küçük bir saha, bir tenis topu, iki raket ve bir de ağ. Bunları temin etmek bu kadar zor mu? Her Belediye bunu her şehirde en az 8 - 10 mahalde kurulabilir. Okullarda bir duvar tesis edilerek, Beden Eğitimi derslerinde Duvar Tenisi oynanabilir. Ama bir organizatör lazım. Bu da çok zordur bizim için. :))
Yukarıda da belirttim. 100 yıldan fazladır ülkemizde futbol var. Ama acaba kaç ülkeyi net ve istikrarlı bir şekilde yenebiliriz.? Ben söyleyeyim. Malta, Lüksemurg, İzlanda, Lihtenştayn. Bunlardan başka hiçbir yabancı milli takımı mutlaka yenebiliriz diyemeyiz. Hadi İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa, Brezilya'dan çekinebiliriz.de, oysa, Avrupalı her takımdan çekiniyoruz. Mutlaka yeneriz diyemiyoruz. Hangi spor da diyebildİk ki sorusu akla gelebilir? Cevabı var. Güreşte yıllarca güreşçilerimiz birincilik kürsüsüne çıktı. Neden? Çünkü aşağı yukarı her ilimizde karakucak (yağlı güreş ) güreşi yapılır ve çok önem verilirdi. Yağlı Güreş modern güreşin sporcu kaynağını oluşturuyordu. Dünya da bu sporu yeterince bilmiyordu.Biz de devamlı Dünya Şampiyonu olurduk. Ama fubolda 100 yıldır , bir üçüncülük dışında, doğru dürüst bir şey yapamadık. Nedeni şu. Plan ,program yok. Okulları açma da çok geç kaldık. Sahalarımız Avrupadan çok sonra çimenle kaplandı. Daha önce bakla tarlası gibiydi. 1960'lı yıllarda Fransa'dan bizim okulumuza gelen bir arkadaşımız, Fransa'da ki "halı sahalardan " bahsetmişti, Hem de gece maçları yapardık demişti". O kadar şaşırmıtım ki? Halı sahayı hayal bie edememiştim. İşte Futbolda ki başarı veya başarısızlığımızın bir nedeni.
Daha başka konular da var diyebilirsiniz. Ama bu kadarı bence yeter gibi.