​ İki köpek, avcı ve tavşan / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '13

 
Kategori
Anılar
 

İki köpek, avcı ve tavşan

İki köpek, avcı ve tavşan
 

KARDA KÖPEK


Avcılığı spor amacıyla yaparım. Ancak öyle zamanlar olur ki mahrumiyet yerlerinde et ihtiyacınızı av hayvanlarından karşılamak zorunda kalırsınız. Üreme mevsiminin dışında ve aşırıya kaçmamak üzere  bu şekilde avlanmaya ben karşı değilim. Aksine, doğayı, hayvanları, ağaçları, insanları çok severim.

 İşte Doğu'da Kars'ın bir köyünde idim . Köy heyelan nedeniyle dağın tepesine yakın bir yere kurulmuş, köy zaman zaman aşağıya doğru kayardı. Köyün alt tarafında etrafı eğreti taşlarla örülmüş erik bahçeleri vardı. Yani köylünün eline geçen birazcık düzlük arazi değerlendirilmiş, erik, armut ağaçları dikilmişti.

Kar gece boyu yağmış her taraf bembeyaz olmuştu. Sabah kalktığımda yerde tam da iz sürecek gibi bir karış kadar kar vardı.         ...       .  . ..          .      .            ....           . ............

 Eh artık çıkabilirm, dedim kendikendime. Ayağımda rahat bir pantolon, bir bot ve av yeleğim. Tüfek elimde ve sanki yürürken ayağımın altında teker var. Böyle acele ediyorum. Bir süre düz gittikten sonra yol aşağılara, erik bahçelerine doğru kavis çiziyor. 15- 20 dakikalık bir yürüyüşten sonra yoldan erik bahçelerine saptım. Erik bahçelerinden birini tepeden görüyorum. Her taraf bembeyaz. Biraz yaklaşınca erik ağaçlarından birinin altında bir tavşanın oturduğunu gördüm. Fakat önündeki erik ağacından ateş etmem mümkün değil. Aramızdaki mesafe epeyce uzak fakat öne arkaya giderek tavşanı tam olarak görmeyi sağladım. Bereket versin beni görmüyordu. Süratle üstüste çift göz (Superpose) olan tüfeğimin üst gözüne dokuzlu denilen ve uzağa gidebilen mermiyi gizlice yerleştirdim ve aceleyle  nişan alıp ateş ettim. Tavşan birden fırladı ve o bahçenin taşlarla örülmüş duvarını aşarak gözden kayboldu.

Avımıza başladık, dedim. Ateş edilen yere gitim , bir şey yok. İzini takip ederek aştığı duvarın oraya vardım ki eh hafif bir kan izi var. Tepelik bir yere doğru çıkarak tahmini geçebileceği güzergahı kestirdim. Tepenin o tarafına çıktım ki yine oturuyor ama mesafe uzak. Bir tek kurşun koyup isabette ettirirsem onu alabilirim diye iyice nişan alıp bir daha ateşledim. Ne mümkün, tavşan yine son süraat koşmaya başladı. Uzaklaşarak erik başka erik bahçelerinin içinde kayboldu. Nefes nefese koşarak izini kaybetmemeye çalıştım. 15-20 dakika gittikten sonra yine uzakta oturduğunu gördüm. Biraz yaklaşınca zıplayıp epeyce uzaklaşıyordu. Neyse bir sonraki görüşümde yine uzaktı ama bir atış daha yaptım. Koşup uzaklaştı. Fakat düz arazide beni dolaştırıyordu. yamaçlardan yukarılara gidip kaybolamıyordu. Anladım ki gidemiyor. Peşinden gidiyorum ama benim de yürüyecek mecalim kalmadı. Tabanlarım yanıyor.

Bu arada uzaktan, çok uzaktan köpek sesleri geliyor. Aldırış etmedim. Çünkü köyüm bir km kadar uzakta ve yükseklerde . tavşanı ise göremiyorum. Birden köpek seslerinin yaklaştığını duydum. Biraz daha sesleri dinleyince iki köpeğin uzaklardan süraatle bana doğru koşuşlarını gördüm. Aman Allahım ! Önlerinde ise benim ateş edip yaraladığım tavşan. Demek ki eriklerin içinde koşan tavşanı gören ve tüfek seslerini duyan köpekler köyden koşup tavşanın peşine düşmüşlerdi. 

Tavşan arayı açmış yirmi metre kadar önlerinde koşuyordu. Ne olacak diye merakla beklerken zavallı tavşancağız gelip iki bacağımın arasına girmez mi ? Köpekler ise geldi geldi ve zınk diye üç metre ilerimde duruverdi. Sesleri kesilmişti. Tavşan için tüfeğe bile davranamamıştım. İki ayağımın arasındaki tavşana gözucuyla baktım ki son nefesini vermiş.

Anlaşılan hayvancağız " İki azgın köpeğin dişleri arasında parçalanmaktansa bir insan eline düşeyim." diye düşündü.

Köpekleri sertçe azarlayınca yönlerini dönüp tekrar köye doğru bayır yukarı koşmaya başladılar.

Ben ise yorucu bir avı üzücü bir şekilde tamamlamış olarak tavşanı alıp köyün yolunu tuttum.

 

 
Toplam blog
: 123
: 1874
Kayıt tarihi
: 02.07.12
 
 

68 kuşağındakileri iyi bilirim. Çalışmam ziraat üzerine. İnsanların ana dilleri ile konuşmalarını..