- Kategori
- Güncel
İki Yeni Plaka: 82 TR Kerkük; 83 TR Musul Mümkün mü?

Emperyalizm'in pimini çekip bölgemize attığı el bombası olan "Barzani referandumu" patlamadan önce Türkiye atak davranmak zorunda.
Bu bomba, saniyeler içinde tutulup karşı tarafın sahasına atılmalı... Bu konuda çok ciddi ve kararlı açıklamalar MHP lideri Devlet Bahçeli'den geliyor.
Bahçeli, referandumdan önce de, bunun bir "savaş nedeni" olduğunun açıklanmasını istemişti... Gerçi, muhalefet olmakla İktidar olmak aynı sorumluluğu gerektirmez.
Bu bakımdan Devlet Bahçeli'nin eli de dili de daha rahat... Ancak, böyle zamanlarda böyle konuşan birine de ihtiyaç var.
Sayın Bahçeli'nin son önerisi de yine, gerçek anlamıyla "düşman başına" denilecek cinsten... Yani, Türkiye aleyhine tezgah kuranların ve işbirlikçlerinin başına Bahçeli gibi bir topuz gerekiyor.
Devlet Bahçli'nin bugün Meclis Grubunda yaptığı konuşmasının merkez cümlesi: "Düzce'den sonra 82 Kerkük, 83 Musul" oldu.
Bunu bir Türkiye "siyasi"sinin söylemesi önemli... Belki Hükumet tarafı uluslararası sorumluluk gereği bunu açıkça söyleyemiyor ama bir muhalif liderin söylemesi de karşıya verilen etkili bir mesaj olacaktır.
Böyle mesajları, aslında Ana muhalefet partisi de vermeli... Ama biz onlardan böyle açıklamalar beklemiyoruz... Onlar daha ziyade SİHA'ların "piknikçi terörist" vurmamasıyla ilgileniyorlar!!!
MHP lideri'nin Grubunda verdiği yeni TR plakaları gerçek olabilir mi?
Türkiye'nin Lozan Anlaşmasından ve Ankara Anlaşmasından baki hakları var... Uzmanlar çok net olmasa da, Kerkük üzerinde alınmamış haklarımız olduğunu söylüyor.
Gerek Musul ve Kerkük'ün Misak-i Milli sınırlarında oluşu, gerekse Irak sınırının bozulması halinde bu toprakların önceki haline (Osmanlı toprağı) dönüşmesi kuralı, Türkiye'ye müdahele imkanı veriyor.
Aslında, anlaşmalar bir yana işin özü, bunları uygulama gücünüzle ilgilidir... ABD'nin bu bölgede yaptığı tüm faaliyetler hukuki değil, hukuka uydurulmuş faaliyetler olmuştur... Neden?
Çünkü zor oyunu bozar, diye bir kural vardır... Siz yaparsınız onun hukuku sonradan gelir... De facto denen durum budur ve dünyada değişen haritalar çoğu zaman böyle gerçekleşmiştir.
Türkiye, Barzani'nin laf dinlemez, söz anlamaz tutumundan sonra, Kerkük üzerindeki baki haklarını almak için hareket etmelidir.
Bu, Sayın Bahçeli'nin dediği gibi, doğrudan Türkiye'nin yeni vilayetleri yapmak şeklinde olmasa bile, oraların Türkiye'ye bağlı, özerk bölgeler yapılması öncelenebilir.
Nitekim, yıllar önce yapılması gereken Kerkük referandumu yapılamadığı için, iş ta bugüne kadar gelmiştir... Kerkük'ün demoğrafik yapısı da Türkiye'nin elini güçlendiren bir argümandır.
İşin aslı şu ki, bugünden sonra Türkiye, onun bunun lafına bakarak, oldu bittileri kabullenmek lüksüne sahip değildir... Üzerimize üzerimize gelen tehlikeyi göre göre, hukuki meşruiyet tartışmaları yapmak anlamsızdır.
Madem bu bizim beka meselemizdir, sınırlarımızı Kerkük'ten ve Musul'dan başlatmak hakkımızdır!.. Hem de usul usul değil, bir gece ansızın Musul, şeklinde olabilir!
Daha önce de yazdığım gibi, belki de Barzani referandumu'nun şerrinden böyle bir hayır doğacaktır!