​ İkinci bahar / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Kasım '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

İkinci bahar

İkinci bahar
 

Akdeniz’in en eski kentlerinden birinde Tarsus' da başlayan yaşam öyküm çok uzun yıllar Erzurum’da devam ettiğinden olsa gerek ben 2. bahar söylemini hep sosyolojik bir terim veya insanların genel davranış kalıplarından yola çıkılarak üretilmiş bir niteleme gibi düşünmüştüm hep. Çünkü Palandöken'in eteklerinde kurulu bu kadim kent, sonbaharı fazla uzatmaz, gül bülbül söylemine iklim düzleminde katılmaz ve beyaz rengi yeşilden daha çok severdi.

Bu kadim şehrin sırları arasında 2. baharın fizyolojik arka planı yoktu. Ya da sonbahar çok kısa sürdüğü için yakalayamadı benim gözlerim, bilemiyorum.

‘’ İleri yaşlarda mutluluk, refah ve esenlik içinde bulunmak’’ olarak tanımlanan 2. bahar, genellikle orta yaştan sonra gelen bir gönül işini veya yeni bir başlangıcı da ifade eder.

Ben bu tanımı, hep biraz hüzünlü bulmuşumdur o da ayrı.

Bu yazıyı kaleme alma nedenime gelince, bu tamamen gözleme dayalı bir bilimsel sonuç niteliğinde.

Muğla’ da yaşadığım ilk iki sonbaharda sanırım adaptasyon sorunları yaşadığımdan, çok fark etmediğim bu fizyolojik durumu ilk kez geçen yıl çok net bir şekilde gözlemledim. Eylül sonu gibi hava biraz serinleyip ilk sağanakların ardından halk arasında pastırma yazı denilen dönemde doğada bir yenilenme başlıyordu. Bu sonbaharda yaşanan çiçeklenme dönemi dikkatli bir göz için gayet belirgindi.

Orman içinde bir kampüste çalışmak ve yaşamak imkanı da buna eklenince tüm güzelliği ile net bir şekilde izledim son iki yıldır 2.baharı.

Yağmurlardan sonra güneşli günler başlayınca, yaz sonunda kurumuş olan otlardan başlayarak her şey yeniden yeşillenmeye başlıyordu Muğla’ da.

Çam ormanları içinde saklı, geçmişten günümüze kadar neredeyse tüm doğallığını muhafaza edebilmiş bu güzeller güzeli masal şehri adeta tek baharla yetinemeyecek kadar çok seviyordu çiçek açmayı ve gökkuşağının tüm renklerini bağrında saklamayı.

Güller bu yenilenmenin adeta simgesi bayraktarı gibi rengarenk açıyordu. Her yan pembeli, sarılı, kırmızılı ve beyazlı adam boyunu aşan gül ağaçları ve onların üzerindeki mis kokulu goncalarla doluyordu en az bir ay süre ile.

Esasen Muğla’nın her yanı bu kadar çiçek dolu olmasa göremeyebilirdim belki bu 2. bahar coşkusunu ama şehrin her yanı sanki gül bahçesi gibi. Yine çalıştığım binanın önündeki biberiyeler mor çiçekleri ile gülümsedi yeniden bu ikinci bahara vakit kışa doğru ilerlerken.

Hatta ve hatta orman içinde yabani ağaçlardan biri beyaz çiçekleri ile çarptı gözüme, sanki sadece şaşkınlığıma gülümser gibi neşeli ve azıcık da sanki soğuğa tepkili.

Apartmanımızın önündeki saksıda bir portakal fidesi bile katılmış tek çiçekle bu ilginç baharın çiçek geçit resmine.

Geçen yıldan daha net ve etkileyici bir 2. bahar yaşıyor bu yıl Muğla..Renkli, neşeli ve büyüleyici.

Bu gözlemden yola çıkarak diyorum ki, eskilerin her sözünün ardında aslında bir gözlem ve ondan çıkan sonuçların günlük hayata terim olarak uyarlanması gibi bir durum var gibi.

Hayata dikkatli bakmak lazım, görmek için her mevsim başka bir güzelliğin bizi beklediğini.

Sonbahar hüznü değil 2. bahar çiçekleri açsın yüreğinizde.

Doğa da her ikisi de mevcut asında ama 2. baharı görebilmek için kalabalık şehirler ve karmaşık düşüncelerden sıyrılmak lazım sanki.

Bu arada nergis çiçekleri de açtı açacak başlarını uzatmışlar yaklaşan zemheriye inat, tomurcuk yüklü ve asi.

 

Saygılarımla.

 

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir

18.11.2015

Muğla

 

 
Toplam blog
: 130
: 1375
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkez..