​ Geçmişten günümüze aşk... / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '15

 
Kategori
Deneme
 

Geçmişten günümüze aşk...

Geçmişten günümüze aşk...
 

İlk gençlik yılları diyebileceğimiz ortaokul ve en çok da lise yıllarında o yarı Türkçe yarı Osmanlıca karışık aşk temalı kitapları okumak ruhumda farklı bir atmosfer yaratırdı.

Genellikle yer olarak boğazda, ya da adalarda bir köşk veya büyük çiftlik evi seçilirdi.

Kızlar piyano çalar, erkekler ise çevremde hiç rastlamadığım ataşe, yaver gibi güçlü ve şık konumlarda olurlardı.

Kızlarında erkeklerinde hep çok güzel olduklarını söylemeye gerek yok sanırım.

Yan rollerde mutlaka yakın ve çok candan arkadaşlar, olan biten her şeye vakıf aile emektarları olurdu.

Buraya kadar her şey güzel görünüyor.

Öte yandan bu kitaplarda can acıtan, kavuşulamayan ve tüm bu güzel hayali ve dekoru anlamsız kılan bir aşk acısı kitaba damgayı vururdu.

Kavuşamayan o iki kişi o kadar güzel dekorların ve o kadar zenginliğin içinde bedbaht olurlardı.

Ne yalan söyleyeyim bu tablo bana bazen çok inandırıcı gelmezdi.

Daha eski dönemlere efsaneler veya Leyla/Mecnun hikâyelerinde çok daha dramatik çok daha üzücü olurdu aşkın dünyadaki seyri.

Ama kafalarda daima şu iz kalırdı; aşk sonu kavuşmakla bitse bile mutlaka acı çekilen ve her şekilde hayatınızın tamamına hükmeden bir olgudur.

Günümüze gelindiğinde sanki aşk bir şekilde önemini yitirmiş gibi bir algı oluşturuldu.

Öyle ya, sanayi devriminin ardından hızla değişen dünya düzeni, kadını doğrudan günlük hayata hatta çalışma hayatının içine alan yeni yaşam tarzı sanki aşkı arka plana itti.

Kadın artık görünür olmuş, köşklerin sarayların efsunlu gizeminden gün ışığına çıkmış, piyano çalmayı bırakmış, giysileri ve saçları erkeğe benzemiş, hatta kilo almıştır.

Bu kadın geçmiş dönemlerin gizemli, narin, içe dönük ve her dem güzel kadınlarından oldukça farklı gibidir.

Acaba geçmişten günümüze, daha maddeci bir yaşam biçimine doğru toplumsal bir metamorfoz yaşanırken aşk güme mi gitmiştir?

İnsana metabolik olarak baktığınızda ciddi bir değişime uğramadığını görüyoruz. Metabolizma bin yıl öncesinden farklı değil çalışma anlamında.

 

Buradan bakılınca duygusal olarak da insanın aynı kaldığını düşünmek çok mantıklı geliyor ilk bakışta.

Bana göre gerçekte böyledir. Fakat günümüz insanı duygularını göstermeyi zaaf sayıyor genel olarak, sadece aşk da değil her konuda.

 

Yine mevcut koşulların aşka geçmişe göre daha çok yüzey alan oluşturduğu da bir gerçek.

Günlük hayatlarının akışında asla karşılaşamayacak, karşılaşsa da gerek karakter gerek sosyal statü ve gerekse çevresel faktörler nedeni ile asla temas edemeyecek insanlar iletişim imkânlarının artması veya iş nedeni ile bir araya gelebiliyor.

Yine bana göre aşk hep imkânsız zeminleri, uçurum kenarlarını, bıçak sırtı durumları seçmeye devam ediyor.

Hatta günümüz kadınlarının bazıları, çizdikleri profillerle, hem kadın hem toplumsal lider konumları ile çok daha güçlü bir beğeni halesi oluşturabiliyor.

Aşk giysi ve zaman değiştirmiş de olsa var ve varlığını çok daha farklı zeminlerde sürdürebiliyor.

Hayatlar hem çok yaklaşıyor birbirine hem çok keskin hatlarla ayrılabiliyor.

Aşk şuna benziyor; çocukken her gün önünden gelip geçtiğiniz bir ağacın altına mesela bir gün elinizdeki küçük topunuz kaçıveriyor. Eğilip almak için ağacın altına uzanıyorsunuz, bir de ne göresiniz* dünyanın en güzel mor çiçeği size gülümsüyor.

 

Bu ne zamandan beri burada daha önce neden görmediniz bilmiyorsunuz, ama hayran oluyorsunuz güzelliğine ve bir ömür onu unutamıyorsunuz isteseniz bile.

 

Özetle aşk veya genel olarak sevgi, ama sadece karşı cinsten birine değil herhangi bir şeye duyulan sevgi özgürlüğün en üst hali yine. Bir çeşit sizi siz yapan öze erişme hali.

Ne eksik ne fazla Adem’le/Havva’dan beri.

 

Sevgi yine var, hep de var olacak, en imkansız düzlemlerde bile..

 

 

Prof. Dr. Nazan Apaydın Demir

Muğla

 

 

 
Toplam blog
: 130
: 1375
Kayıt tarihi
: 08.04.14
 
 

Muğla Üniversitesinde Prof. Dr. olarak çalışmaktayım. Kozmetik Ürünler Uygulama ve Araştırma Merkez..