- Kategori
- Gündelik Yaşam
İlaç Yerine Bitkisel Tedavi

Klişe Avı No:3
Bundan önceki konumuzda bitki çayı ibaresi geçince ne zamandır yazmayı planladığım bu yazıyı kaleme aldım. İlaç yerine çeşitli bitkisel karışımların içilmesi ya da yenilmesi yaygınlaşınca artık avlanma vaktidir dedim.
Ahalinin de malumudur ilaçların hammaddeleri çoğunlukla bitkisel ekstratlardır. Zaten insanoğlunun ilaç yapmaya başladığı yıllardan bu yana bitkiler hep bu amaç için kullanılır olmuştur. Buraya kadar her şey normal…
Yüzyıllardır ilaçların hammaddesini oluşturan şeyin bitkiler olduğunu sağlık camiası biliyordu ancak vatandaşların çoğunluğu bundan bihaberdi. Zaten haberdar olmasının fazlaca bir avantajı da yoktu. Öyle ya, dağdan bayırdan bitki toplayıp ilaç yapacak hali yoktu. Daha doğrusu eskiden öyleydi. Meğer dağ-bayır operasyonu göreceğimiz günler yakınmış.
Ne zamanki vatandaş bilinçlendi, bitkilerin ilaç yapımında kullanıldığını öğrendi işler arapsaçına dönmeye başladı. “Ne olacak canım, madem ilacın hammaddesi bitkidir, o zaman ben doğal olanı tercih ediyorum” şeklinde başlayan çılgınlık günümüzde had safhaya ulaştı.
Öyle ki evlerde her çeşit bitki/baharat bulundurulur ve her hastalık için elden ele reçeteler dolaşır oldu. Aktarlar doldu taştı. Olaya el koyma vaktinin geldiğini anlamak için kör olmak lazım. Ahali aldı başını gidiyor. Yakında natüreldir diye ağaçları kemirmeye başlayacaklar. Birisi dur demeliydi.
İşte klişe avına çıkan araştırıcı ve uğraştırıcı yazarınız bu konuya da el atmaya karar verdi. Kendisi de bitki çayını seven ve yeşil salata hayranı olan fakat bilimsellik ve filimsellik uğruna seve seve bunlardan vazgeçebilecek olan cevval yazarınız konuyu gündeme taşıyarak hem vatandaşlık vazifesini hem de konumu itibariyle görevini yapmanın huzurunu tercih etmiştir.
Şimdi konunun nüvesini teşkil edecek bilgiyi konsantre halde verelim ki, evvela ahaliyi bilgilendirmiş olalım. Efendim doğrudur, ilaçların ekseriyeti nebatidir ve dahi nebatatın faideli özlerinin çeşitli kimyevi işlemlerden geçirilerek saflaştırılmış ve kesifleştirilmiş hallerinden müteşekkildir.
Ancak bu demek değildir ki ilaç bitkidir, bitki de ilaçtır. Bakınız arada bitkiler çeşitli muamelelere tabi tutulmaktadır. Bu muamelat bitkilerin ilaç olma yolunda önemli bir adımdır. Fakat bunun neticesinde elde edilen ilaç suni değildir. Yani bitki kadar ondan sadır olan ilaç da tabiidir.
Biraz daha açarsak. Ahali ne diyordu: “İlaç yerine doğal bitkilerle tedavi oluyorum şekerim”. Tamam, şekerim kısmına bir şey demiyorum. Ancak ilacın da doğal bitkilerden elde edildiğini göz ardı ederek ona uzaylı muamelesi çekmeye ne gerek var sevgili okur. Bitki doğal ise ondan sadır olan ilaç da doğaldır. Kimyevi işlemlerden geçmiş olması onun doğallığına halel getirmez ki. Velev ki getirsin, o yine de kökeni tabiat olan bir şeydir.
Kaldı ki doğaldır diyerek cebelleştiğiniz bitkilerin doğallığından ne malum. Kimyasal analize mi tabi tuttunuz da gerine gerine doğaldır diyebildiniz. Alın işte hava kirlendi, su kirlendi, toprak da kirlendi. Hangi şeyin doğallığı diğerine kıyasla fazladır. İnsanoğlu elini attığı her şeyin orijinalini bozdu bir kere. Dolayısıyla bitki kadar ilaçlar da doğaldır.
Bitkisel hassasiyete itirazımız yok aslında. Gerek içerek gerek yiyerek bitkilerden faydalanmak garip değil. Fakat burada doz ve miktar iyi ayarlanamadığında istenmeyen yan etkiler görülecektir. Bunu da göz ardı etmeyelim.
Hiç unutmam bir hasta gelmişti. Kronik kabızlık problemi vardı. Bu beslenme alışkanlıkları ile düzeltilebilecek ve tuvalet alışkanlıklarıyla da idame ettirilebilecek bir durum. Ben de buna uygun tavsiyelerimi sıralayıp “bol bol sebze tüketmelisiniz, posadan zengin beslenme bu duruma iyi gelir” derken hasta lafımı keserek:”Ben zaten bitkisel şeyler kullanıyorum, her gün sinameki içiyorum” demesin mi.
Posadan zengin beslenerek ve çeşitli alışkanlıklarla düzeltilebilecek bir durumu ilaca gerek kalmadan halletmeye çalışayım derken hastanın ilaç müptelası olması ironik idi. İçtiği o şey zaten bir ilaç sayılır. Beslenmesini düzelteceğine bitkiseldir diye sinameki içiyor. Ha onu içmiş ha gitmiş ilacını içmiş. Hiçbir farkı yok ki…
İşte ilaç yerine bitkisel çözüm derken böylesi vahim hatalara düçar olmak da olası. O zaman kantarın topuzunu kaçırmadan biraz da mantıklı davranmak lazım. Günde birkaç bardak bitki çayı iyidir ama bunu saat başı yaparsanız ağaç olursunuz karışmam.
Şimdi ben de terkibinde mate yaprağı, rooibos, nane, adaçayı, ginseng, kakule, zencefil, tarçın, kişniş, limon mersini, karanfil, böğürtlen yaprağı, hindiba kökü, meyan kökü, karabiber olan karışık bitki çayımı içeceğim. Günde bir bardak içiyorum. Şekerim, ilaç yerine bitki çayı içiyorum işte fena mı…
Sevgi, hürmet ve muhabbetle..
Murat HACIOĞLU
Serinin Önceki Yazıları:
Klişe Avı No:1 Turistler Kitap Okumuyor, Okuyormuş Gibi Yapıyor!
Klişe Avı No:2 Tuz Tansiyon Yapar!