- Kategori
- Sanat Tarihi
İlber Ortaylı ve Topkapı Sarayı

Sanıyorum bayramın ikinci günü akşamıydı. Artık izlecenecek doğru dürüst kanal kalmadığından, haber kanallarının bağımlısı olduk. İyi ki tüm haber kanalları var. Yoksa bizim için TV denen alet, evin bir aksesuarı olarak saklanacaktı.
NTV'yi izliyorum. "Gece-Gündüz" programı var. Topkapı Sarayı'nda çekilen programın konuğu Saray'ın müdürü değil de bir başka üst yöneticisi İlber Ortaylı. Ben o saate kadar İlber Ortaylı'yı bu Saray'ın ve müzenin müdürü olarak biliyordum. Ancak, alt yazı yanlış bildiğimi bana gösterdi.
İlber Ortaylı sayesinde Topkapı Sarayı ve Müzesi yeniden yapılandırmaya girdi. İlber Hoca, Kültür Bakanlığı'ndan kaynak isteyemezmiş. Nedeni de Bakanlığın bütçesi çok kısıtlıymış.
Diyanet'in bütçesinin kaçta kaçı doğrusu bunu merak ettim. Mutlaka İlber Hoca da merak edip bunu araştıracak ve kamuoyuna "aydın" olmanın verdiği görev ile açıklayacaktır. Ve diyecektir ki: "Bakın ey yüce Türk milleti! Eğitim ve kültür üzerine kurulmuş bu ülkenin kaynakları nerelere akıyor".
Siz İlber Hoca'yı bekleye durun.
İlber Hoca bu açıklamayı yapacağına, gidip sağdaki işadamlarından yardım rica etmiş. Onlar "Hay hay Hocam ne demek" demişler ve istediklerini yaptırdıktan sonra, "Aman Hoca bizim kasamız boşalmış, size verecek paramız kalmamış" demişler. İlber Hoca'nın kendisi anlattı bu durumu. Allah'tan İstanbul Valiliği, İstanbul İl İdaresi, İstanbul Belediyesi el atmış da Topkapı Sarayı ve Müzesi restore edilmiş.
Bundan böyle Topkapı Sarayı ve Müzesi'ne gidecekler "Kutsal Emanetler" ya da "Mukaddes Emanetler" bölümünü de gezebilecekler. Oradaki bir Türk mucizesi ve Türk buluşu olan "havada asılı kılıçları" görecekler. Oysa orada bir sihirbazın göz aldatmacasına dayalı hünerler var. İkili camlar var, mıknatısların oyunları var. Her neyse, iyi düşünülmüş. Yine orayı gezerken çeşitli peygamberlerin günümüze gelen, asası, hırkası, kılı, ayak izi, kılıçı olacak.
Ama, durun bakalım böyle paldır-küldür nereye gidiyorsunuz? İlber Hoca'mızın vaazını dinleyin hele.
Bilindiği gibi bizde Müzeler en az gezilen yerlerdir. Nedeni ise pahalı olmasıdır. "Müzeler Haftası"nda gezenlerin sayısı nasıl artıyor görüyoruz. Bu artışın nedeni o hafta müzelerin ücretsiz olması. Demek ki ahalinin gezme isteği var.
Müzeleri gezmek yazın artmaktadır. Yerli ve yabancı bir çok turist yazın sıcağında müzeleri gezmeye gelir. İşte bu turistler yazın sıcağında üstlerinde t-şort, altlarında mini şortla Topkapı Sarayı Müzesi'ne geldiklerinde, İlber Ortaylı Hocamızın "muhafızlarınca" durdurulacak. "Bre zındıklar bu kıyafetler ne ola?" diye karşılanacak. Turist rehberleri bunları dünya dillerine çevirecekler. Turistler şaşkın.
İlber Ortaylı Hocamız o programda açıkladı ki, bundan böyle Topkapı Sarayı Müzesi, Kutsal (pardon Mukaddes) Emanetler bölümüne şortla, başı açık falan girilemeyecek. Neden? Çünkü orada beşbin sene önce yaşamış (yaşamış mı yaşamamış mı o da belli değil ya) Musa'nın asa'sı varmış. Hz. Muhammed'in sakalından bir tek kıl varmış. Çeşitli peygamberlerin kullandığı kılıç, giysi falan varmış.
Şimdi bunlar var diye bizler oralara abdest alıp, iki rekât namaz kılıp, örtünüp de mi gireceğiz?
İlber Ortaylı öyle diyor. "Örtünecekler" diyor. "Şortla falan giremezler" diyor. İnanmayan NTV'den programı bir daha istesin. Bitmiyor, Hocamız devam ediyor: "Buna uyan gelir, gelmeyen de gelmez umurumda değil". Sanki Saray babacığının malı, istediğini alıyor, istemediğini kovuyor.
Umurunda değil de sevgili Hocam, sonra gidip ziyaretçiden alamadığın para için üç kuruşluk işadamına avuç açıyorsun. Senin görevin oraya gelen ziyaretçi sayısını arttırmak ve insanları bilgilendirmek. Aksini düşünüyorsan, Sarayı restore et, kapat kapıları seyret!
Hey gidi İlber Hoca! Hey gidi dünyanın 15 dilini bilen Hocamız hey! "Tarihimizle barışmak" deyip, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti ile bir türlü barışmayan insanların içinde ne işin vardı? Oysa bizler seni ne çok severdik? Bizler seni ne çok okurduk? Adım adım gezerdik şehr-i İstanbul'u.
Bırakın şu siyasetçilerin size vermiş olduğu görevleri. Dünya üniversitesine geri dönün.