Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
3346
 

İlişkileri besleyebilmek

İlişkileri besleyebilmek
 

Birinin sizi sevdiğini göstermedeki uslubu, sizin beklentilerinize karşılık gelmediğinde, o kişi sizi sevmiyor anlamına gelmez...

Birinin size olan duygularını paylaşmıyor olması, duyguları olmadığı anlamına gelmez...

Birinin sizi anladığını göstermemesi, sizi anlamadığı anlamına gelmez...

Birinin sizi kabul etmesinin, sizi onayladığı anlamında gelmeyebileceği gibi...

Birinin sizinle beraber yaşamasının, sizinle olmayı istediği anlamına gelmeyebileceği gibi...

Ve birinin sizi dinliyor olmasının sizi anladığı, anladıysa kabul ettiği ve kabul ettiyse dahi onayladığı anlamına gelmeyebileceği gibi...

Beraberliklerde çiftler arası farklılıklar bizleri düşünmeye ve beraberinde bu farklılıkları anlama ve kabullenme çabasına girmeye yönlendirebiliyor.

Bu ve benzeri sorularla meşgul olan zihinler, beraklaşmaya çalışırken beraberinde ilişkilerde de rutinden farklı bir süreç yaşanmaktadır. Doğru soruları sormakla başlayan ve doğru cevaplara ulaşana kadar geçilen bu süreçten; gelgitler yaşamadan, kararsızlıklar ve akıl karışıklıklarıyla bezeli dönemeçlerden geçmeden bir nihayi karar aşamasına gelinebileceğini de pek sanmıyorum.

Bence arayışında olduğumuz anlaşılmak yerine, anlamak olmaya başladığında işler biraz daha kolaylaşmaya başlıyor gibi. Zaten kişi kendi düşünce, davranmış, his ve duygularını sebep sonuç zinciri oluşturacak şekilde takip edip kavrayabilmeye tam anlamıyla muktedir olamazken, bunu bir diğerinin bizim için yapabileceğini hayalini kurmak bile abeslle iştikal olacaktır. Sizce de bu yersiz bir beklenti olmaz mıydı?

Bir diğerini anlamak; her ne kadar birilerinin bizi anlamasına eşit bir zorluğa sahipte olsa, anlaşılmayı beklemek yerine anlamaya çalışan taraf olmayı seçmek bence işleri pratikleştirebiliyor...

Çünkü ” beni anlasınlar” diye bir gayeniz, gayretiniz kalmadığında düşünce ve davranışlarınızda da alabildiğine özgürleşiyorsunuz...

Bir diğerini anlamada söz konusu olan düşüncelerse; iş daha kolay... bunun için geçilen yollarsa daha kısa olurken, duygular söz konusu olduğunda; her bir insan için görünenler kaledeskoptan çıkan farklı renkler ve şekillerden çoğu zaman farksız çeşitlilikte oluyor...

Her insan ayrı bir evren...

Her birimizin, insan olmanın geregi ortak düşünce ve duygu temelli davranışları da olsa, pirizmanın içinden geçerken tüm bu duygu ve düşünceler envayi çeşit renk ve şekilde binlerce kırılıma ayrılıyor.

Çünkü her birimizin aslında olmayı dilediği, "idealize" bir kişiliği var. Buna, "İdeal Benlik" diyelim.
Bir de, hali hazırda olduğumuz kişilik dahilinde ki durumumuz... yani "mevcut" hallerimiz var.

Örneklemek gerekirse: Belkide her birimiz; cesur, hoş görülü, güven veren, dürüst insanlar olmayı etik olarak doğru buluyoruzdur. Ancak, bu kavramların içini tam manasıyla doldurabilen, bunları hayatın her alanında aynı başarıyla uygulamaya alanarımızın sayısı hayli azdır diye düşünüyorum.

Buradaki mevcutiyetimiz de amaçlanan: İdeal benlik ile mevcutta var olan arasınındaki açıy kapatmaya çalışmakta olsa, kanımca bunun tam anlamıyla mümkün olabilmesi pekte imkaan dahilinde olamayacaktır.

Bu konuda bir gözlemimi paylaşmayı istiyorum: Eğer bizler bu aradaki farka rağmen, bireyler arası ilişkilerde kişilere o kişinin özünde gördüğümüz bu idealize edilen benliğine ait değerleri, hayata geçirmişcesine takdir eden bir tutumla yaklaşmayı başarabilirsek; onunla iletişimimizde bu tutumu benimseyerek davaranabilirlersek bu durumda o kişinin amaçladığı ve uğrunda çaba harcadığı tüm bu davranışları hayatına çok daha çabuk ve başarıyla katılabilmekte olduğunu fark ediyorum.

Bir çocuğu örnek alalım: Onun dürüstlüğüne inandığınızı söylediğinizde; olumlu bir başlangıca ilk adımı atmasına sebep oluruz. Bunun yanısıra ona değerli olduğunu gördüğünüzü, bildiğinizi büyük bir samimiyet ve içtenlikle söyleyerek, onun bu konuda kendine güvenini pekiştirmesine de destek olmuş oluruz. Bu özelliğinin onun içinde mevcut olduğunu bildiğinizden, onu dışarı çıkarabilmesi için ona güç vermiş oluruz.

Bu ve benzeri moral değerler konusunda inanç ve güvenle bir diğerinde gördüğümüz mevcutta var olan ve henüz idealize edilen benliğinde de olsa, kendine mal edebileceğine inandığınız bir özelliği takdir edebildiğinizde; bu saygı ve beğeni sebebiyle sıkı dostluklar kurulmaktadır.

Ve belkide yıllar geçse de, değişmeyen dostluklar ve/veya sevgi ilişkilerinde yaşanan ortak şey; o kişilerin birbirlerindeki ideal benliklerinde var olanı görülüp, aynı zamanda bunu takdir edebilmeyi başara bilmelerinden kaynaklanmaktadır.

Bunun için gösterilen gayret, özen ve bu yolla o kişilerin karşılıklı olarak birbirlerinde besledikleri “özel olma” hissi ilişkilerinide her daim taze tutmalarına sebep olmaktadır...

Sevgi ve ışıkla

Ayna

01.10.2006

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"mutlu insanların öyküsü olmaz"diyor simone de beauvoir ..sanırım en güzel öyküyüde mutsuz insanlar aktarabiliyor..(aslında 14 şubat dünya öykü gününde yazılası bir kaç satırdı)

sırça 
 20.02.2008 21:09
Cevap :
Çok doğru bulduğum bir sözdür bu. Mutlu insan hikayesini yaşar... o zamanda, o yaşanan öykü haline gelmez sanırım. Teşekkürler katkına sevgili sırça. Sevgi ve ışıkla, Ayna  20.02.2008 23:12
 

İnsan ilşkileri alanındaki temel pürüz noktalarına, açmazlara bir çilingir yeteneği ile yaklaştığınızı görüyorum.Bu benim "İnsan İlişkilerimiz, Nadide Çiçeklerimiz" ve "İnsan İlişkilerimiz (2)" başlıklı bloglarımda yapmaya çalışıp da biraz kapalı kalan bir alan olduğu için de ayrıca dikkatimi çekti.Kutlarım.Sevgi ve saygılarımla.

Ersin Kabaoglu 
 30.12.2007 1:16
Cevap :
Sevgili Ersin beğeni ve ilginiz için çok teşekkürler. Bende bahsettiğiniz yazıları en kısa sürede okuyacağım Sevgi ve ışıkla, Ayna  30.12.2007 12:46
 

ilişkileri besleyebilmek için, hergün fotosentez gibi duygu alışverişleri yaşamak gerekir..sevgiler

Mehmet Önkibar 
 12.11.2007 14:53
Cevap :
İlginç bir bakış açısı fakat katılıyorum:) Teşekkürler..Sevgi ve ışıkla, Ayna  12.11.2007 16:45
 

Sevgili Ayna. O kadar doğru yazmışsınız ki. Ama toplum tam tersi farklılıkları değil, aynılaşmayı onaylıyor hep. Örneğin yapılan bir çalışmada 10 yılı aşkın süredir birlikte olan çiftlerin "ağrı ve duyum eşiklerinin" bile aynı olduğu bulgulanmış. Karşımızdakini kendimize benzetmeye çalışıyor, sonra ilişkiler monotonlaştı diye üzülüyoruz. Ama kim kardeşiyle birlikte olmak ister ki?

Kwan Yin 
 15.08.2007 22:27
Cevap :
Güzel bir yaklaşımdı doğrusu:) "Kim kardeşiyle birlikte olmak ister ki?" En ,yisi bırakalım da herkes olduğu haliyle kalsın; ya öyle kabul edip sevelim yada bırakalım gitsin....Sevgi ve ışıkla, Ayna  18.08.2007 20:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1159
Toplam mesaj
: 159
Ort. okunma sayısı
: 1951
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster