- Kategori
- Eğitim
İlk Ders ne olmalı?

Yetişkin kızım ve Türkistanlı çocuklar
Çukurova Üniversitesinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş'ın değerlendirmelerinden de yararlanarak; Bu yazımızda, yeni eğitim ve öğretim döneminde bilimsel, idari ve ekonomik sorunların yaşandığı okullarda heyecanın da zayıfladığını görerek konu hakkında kısa bir değerlendirme yapalım.
Okulların açılışındaki ilk gün heyecanını, yeni gelen öğrencilere de yaşatmak geleneği kaybolmaya başladı gerçekten. Heyecanın ve tutkunun bittiği yerde nitelikli, her yönü ile coşkulu insanların yetişmesini beklemek, abesle iştigal değil midir?!
Öğretmenlerimiz her türlü sorunu bizzat yaşıyorlar. Öte yandan da vicdanları, ülkemizin geleceği olan gençlerin eğitime ve öğretime heyecansız başlamasına razı olamıyor. İlk gün yeni gelen öğrencilere bulundukları ortamda hayata ve geleceğe coşku ile sarılmaları ve kendilerine ortamın sunduğu olanaklardan yararlanmayı önermelerini biz de önemsiyoruz doğrusu!
Okulların açıldığı ilk haftalarda öyle bir ilgi uyandırmak gerekiyor ki, kişi kendini zenginleştirecek yeni bir ortamda bulunduğunun farkında olsun! Aynı zamanda kişi kendini önemsemeli ki eğitildiği ortamın kazandıracağı niteliklerle toplumun geleceğine yön verecek sınırlı sayıda kişiden biri olduğu öz güvenine kavuşsun...
Herşeye rağmen ilk derslerde çocuklarımıza sahip çıkmak, onlara yaklaşmak gerekiyor. Hatta bizler de öğrenme becerilerimizi, öğrendiğimiz hayat derslerimizi ve yaşamdan beklentilerimizi sağduyu ile ilk derslerinde onlarla paylaşalım. Onları düşünmeye yönlendirelim. Özellikle de okuma alışkanlığının kazandırılması için, hayatı anlamaları için biz de teknikler geliştirerek çocuklarımızı eğitim öğretim ortamının içine çekelim. Bunun için ders öğretimi kadar genel kültür, olabildiğince kendi profesyonelliğimiz ve yaşama dair bilgilerimiz yeterli olacaktır sanıyorum.
Eleştiri konusu olan; yeterli bilgiye sahip olmadan mezun olan bir gençliğin, dışarıda olup biteni bilmemesi değil midir?
Evet, kişi karşılaştığı sorunlara bu durumda nasıl çözüm üretebilsin? Eğitim, bu süreci dikkate alarak düşünmeyi, hayata hazırlanmayı öğretmeli değil midir?
Okullarımız, ailelerle iş birliği içinde başta sosyal ve sanatsal faaliyetler ile kültürel faaliyetlere de ağırlık vermelidir ki çocuklarımız hayatı her alanda sorgulayabilsin.
İnsan, yetiştiği ortamda şekilleniyor. "Mırıldanan değil, sebep sonuç ilişkisi kurabilen, sorun çözmesini bilen insan yetiştirerek yarınlara gelişmiş insan potansiyeli hazırlamamız gerekir."
diyor İbrahim Ortaş.
Öğrencilere "yalnız ders çalışın, oynayın zıplayın başka da bir şeye karışmayın" demek yerine "geleceği düşünerek ülkenin sorunlarını da bu sıralarda öğrenin, geleceğe sahip çıkın" diyebiliyor muyuz? Üzgünüm ki hayır!..
Öyle ise "İlk Ders Ne Olmalıdır?.."
Her birimiz elbette aynı sıkıntı karşısında farklı yaklaşımlarda bulunacağız, kuşku yok.
Fıkrada “Sen hangisisin?” diye sormuştu ya kızına, aşçı baba!
“Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin?”
“Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın?”
“Yoksa kahve çekirdekleri gibi, kaynar sular duygularını olgunlaştıracak ve hayatına ayrı bir tat mı katacak?”
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşar ve güçten düşerdi, suyu da bulandırırdı. Yumurta ise çok kırılgandı, ince kabuğunun içindeki akı korurdu ama kaynar suda kalınca, içindeki sarısı sertleşiyor, akı katılaşıyor, suyu da bozuyordu.
Ya kahve!..
Çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suda kalınca, değiştiği gibi suyu da değiştiriyordu ve kendine özgü çok hoş kokularla ortaya tamamen yeni bir şey çıkıyordu.
Aşçı babasına göre biricik kızı "kahve" olmalıydı, bunu becermeliydi çünkü!