- Kategori
- Siyaset
İmralı Komedisi'ne gülemiyorum bile!...

30 Yıllık bu meseleyi, Türk Siyaseti'nin yeni bilgesi! Apo, çözebilir belki!...
Evet aynen öyle... Yaşadığımız bu, İmralı komedisi'ne, gülemiyorum bile! Bu komedi, bugün değil, taaaa 2009 yılında, Habur sınır kapısında, çadırlara kurulan mahkemelerde, Türk Adaleti'ni temsil eden hakim ve savcılarının, jet hızıyla beraat kararlarını verdiği, PKK militanlarının, düğün, bayramla, zafer kazanmış askerler! edasıyla Türkiye'ye caka sattığı, Türk milletinin damarına damarına bastığı o hazin olaylarla başlamıştı...
Sonra o zafer kazanmış askerlerin! bir kısmı, tekrar dağa çıktı, bir kısmıysa, hapishanelere atıldı. Devletin, hiçbir sosyal, siyasal ve hukuki hazırlık yapmadan, olaya gelecek tepkileri hesap etmeden, çalakalem bir işe giriştiği öylesine belliydi ki; bu girişim, sonunda büyük bir fiyaskoyla sonuçlandı.
Aynı komedinin devamında, sayın başbakan, seçim meydanlarında " PKK ile görüşenler namussuzdur, şerefsizdir! " nidalarıya ortalığı yıkarken, kendisinin özel kanun çıkararak şahsi koruması altına aldığı MİT başkanı Hakan Fidan'ın bir ekibi, Oslo'da PKK'nın Avrupa kanadını temsil edenlerle, hakemlik yapan bir devletin arabuluculuğunda akıl almaz siyasi şartların pazarlığını yapmaktaydı... Örneğin Güneydoğu'da görev yapmış Türk subay ve astsubaylarının savaş suçlusu olarak yargılanması gibi...
Sonra günlerden bir gün, durup dururken, başbakan yardımcısı sayın Bülent Arınç, çıkıp, Abdullah Öcalan'a ev hapsi verilebileceğini söyledi...
Bu açıklamayı takip eden günlerdeyse, bir yandan BDP milletvekilleri aracılığıyla Apo'yla görüşmeye hazırlananlar, bir yandan da BDP & AKP ittifakıyla içinde başkanlık sisteminin de olduğu AKP'nin hazırlayacağı bir anayasa taslağının meclisten geçirilerek referanduma sunulabilmesinin hazırlığını yapmaya başladılar...
Ve sonunda sıra, bu siyasi yolculuğun en büyük komedisine gelmişti... Aylar öncesinden PKK - Devlet görüşmesine hazırlanan Türk kamuoyu, sanki çok bir anlamı varmış gibi, BDP içinden hangi 3 ismin PKK ile yapılacak görüşmelere katılabileceğini, devletin, hangi BDP vekillerine bu görevi vereceğini tartışmaya başladı. Ve aslında, bunu yaparak, bol bol havanda su dövdü!
Devlet, PKK ile görüşüp müzakere yapmaya razı olduktan sonra, bu görüşmeye hangi BDP milletvekillerinin katılacağının ne önemi olabilirdi ki? Sonuçta, hepsi de aynı siyasi anlayışı temsil etmiyor muydu; nasıl olsa?
Ama olur mu hiç! Tabi ki Türk milletinin dikkati bir şekilde dağıtılmalı, içerikten çok şekille meşgul edilmeliydi; tabi ki Türk insanı!... Ve bu psikolojik harekatı yapanlar, sonunda başarılı oldu. Altan Tan, Sırrı Süreyya Önder, Pervin Buldan Öcalan'la görüşmelere katılması en uygun görülen, iyi huylu BDP milletvekilleriydi artık.
Bence bu görüşmeye, BDP'nin en şahin vekillerinden, Hasip Kaplan, İbrahim Binici, Sebahat Tuncel gibi isimler katılmalıydı ki, eğer gerçekten barış isyeniyorsa, yapılacak her fedakarlığa, BDP'nin en aykırı sesleri de dahil, herkesin katlanacağı mesajı, böylece daha güçlü bir biçimde verilebilirdi; Türk kamuoyuna...
Her neyse... Uzun uzun görüşmeler yapıldı... Türk Siyaseti'nin yeni bilge adamı Apo! uzun uzun, içinde bi' dolu yeni siyasi manifestonun da olduğu! son derece derinlikli! ve çözümleyici! 3 mektup yazdı; hem de özene bezene!
Aaaa!... O da neydi öyle? Görüşmenin tutanakları basına sızdırılmıştı! Olur muydu canım böyle şimdi! Bu tutanakları basına kim sızdırmıştı ki acaba? Hem Apo, o görüşmelerde neler söylemişti öyle?!! Söyledikleri, yenilir, yutulur şeyler miydi?!! Ne ev hapsi canıııım!... Süreç başarılı olursa, başta kendisi, devletin tutsak ettiği! tüm PKK Militanları özgür kalacaktı! Dün de gazete ve internet sitelerine açıklamaları manşet olan, Osman Öcalan ( Apo'nun kardeşidir kendisi) devletle görüşen Abdullah Öcalan'ın 1 yıl sonra serbest kalacağını söylüyordu!... Ayıkla bakalım şimdi, pirincin taşını!...
Şimdi AKP ileri gelenlerinden birileri, muhakkak çıkıp " Yok öyle bir şey! Öcalan serbest kalamaz! " diyecektir. Nasıl olsa millet kış uykusunda!... Uyandırmayın güzel halkımı!...
Bense, bütün bu İmralı Komedisi'ne, gülemiyorum bile bir türlü!... Çünkü olaylar, komedisi yapılamayacak kadar gerçek! Ve Bazen, en büyük gerçekler, hayatın en büyük komedileri değil mi?
Öyleyse durmasın, devam etsin bu komedi!... Halkımın gerçekleri görmesine olur belki bir faydası...
Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.