İmza Günü'nün Ardından... / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

İmza Günü'nün Ardından...

İmza Günü'nün Ardından...
 

İmza Günü Afişi


Erendiz Atasü ve Remzi İnanç gibi usta yazarların konuşmasıyla açılan Müyesser Güner'in imza günü, Ankara'yı kaplayıp yolları tıkayan o kutsal beyaz örtünün varlığına rağmen yazar, şair, güzel sanatlar öğrencileri, doktor, fotoğrafçı ve bankacı gibi değişik mesleklerden oluşan verimli ve yeterli bir katılımcı sayısıyla yapıldı. Yer Kurgu Düşün, Sanat ve Edebiyat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Alaattin Topçu'nun kitaplarla dolu Kurgu Kültür Merkezi'nin kafesiydi. Çevrem ne kadar çok kitapla çevriliyse kendimi o kadar iyi, zengin ve güvende hissederim. 11 Aralık Cumartesi de aynen bu hisler çöreklendi üzerime.

Sıcacık bir çay söyledim kendime ve bir saat sonra başka bir yerde, Mayıs 2010'da Everest Yayınları'ndan çıkan Hayatın En Mutlu An'ı isimli kendi kitabının imza gününde bulunmasının gerekmesine rağmen Erendiz Atasü'nün etkili hitabet yeteneğiyle daha da zenginleştirdiği konuşmasını dinlemeye koyuldum.

Üzerinde en çok akademik çalışma yapılan çağdaş yazarlarımızdan biri olan Erendiz Atasü'nün ilk tümcelerinden bazıları şöyleydi:

_Müyesser, bana Bir Kızılderili Masalı'nın dosyasıyla beş sene önce geldiğinde dosyayı okudum, hemen yayınlanması gereken bir dosya olduğu kanaatine vardığım için birkaç büyük yayınevine önerdim; ama çok satmayan bir yazarın önerdiği çok satmayacak bir kitabın -bazıları kapağını bile kaldırmadan- reddettiler.

Bir edebiyat yapıtının kurgu ve kelime oyunlarından çok öte bir şey olduğunu düşündüğünü kitaplarından bildiğim yazar, şu mealde devam ediyor:

_Dokuz öykünün yer aldığı kitapta yazarın iki farklı edebi dönemine ait öyküler var; Asansörde, Şeker Recep, Düşteki Çizgi benim daha çok beğendiğim, başı sonu belli olan açık öyküler. Kıyıdakiler isimli ilk kitabına benzer bir yapısı var bu üç öykünün. Bir Kızılderili Masalı ve Düş Kapanı gibi öyküler ise sonu kestirilemeyen, kimi zaman rastlantılara dayanan belki deneysel diyebileceğimiz metinler.

Bense bu arada, önümüzdeki masalara konulan Kızılderili Şefi'nin Amerikan Başkanına yazdığı muhteşem mektuba göz atıyorum. 'Irmaklar bizim kardeşimizdir' diyor Şef.

_Altmış yıllık bir yazarım, diye başlıyor sözlerine Remzi İnanç.

Remzi İnanç, yüzden fazla kitap yayınlayan, hatta bazı kitapları için hapis yatmak zorunda kalmış çok değerli bir yazın adamı. Bazıları için kısaca Remzi Kitabevi demem, daha tanımlayıcı oluyorsa da.

Remzi İnanç'ın da Müyesser Güner'in kitabında en beğendiği öyküler Asansörde, Şeker Recep ve Düşteki Çizgi olmuş. Usta yazar, birkaç öyküde aynı kahraman isimlerinin neden kullanıldığını, örneğin Ömrüm ve Güzel isimleri yerine örneğin neden Ömür isminin kullanılmadığını soruyor yazara. Bir de Sonu La Olsun (bir arkadaşımın kitapta en sevdiği öykü bu) öyküsünde kafasına bazı oturmayan noktalardan bahsediyor.

Müyesser Güner ise konuşmasında, 'Neden öykü?' sorusunun yanıtını günümüzün hızla yuvarlanan yaşamdan yola çıkarak anlatıyor ve ille de öykü, diyor.

Dinleyicilerin katılımı ise bu imza gününe ayrı bir değer katıp, ortamı nefis bir edebiyat toplantısına dönüştürüyor. Sokak Yazarları grubundan Şelale Özmen ('Japon Şemsiyeleri' isimli kitabın yazarlarındandır aynı zamanda), kendisi de bir öyküdekine benzer duyguları gerçek yaşamda tanıyan biri olarak öyküyü okuduğunda Ömrüm ismini ne kadar anlamlı bulmuş olduğunu anlatıyor.

Karanlıkta Kaybolmayan isimli öykü kitabının yazarı Nurhayat Bezgin ise yorumlarıyla Bir Kızılderili Masalı'nın iyi ve detaylı bir okuyucusu olduğunu göstererek konuşmasıyla öykü gününe renk kattı.

Edebiyatçılar Derneği'nin değerli üyelerinden Celal Bey ise, kendisinin daha açık ve anlaşılır edebiyat anlayışta olmasına rağmen, bu düşüncesinin başkaları için ille de geçerli olması gerekmediğini ve Müyesser Güner'in Bir Kızılderili Masalı'ndaki öyküleri başarılı bulduğunu söyledi.

Keyifli bir edebiyat toplantısında geriye kalanlar bu kadar...

Herkese iyi okumalar dilerim ve Saramago'nun bir konuşmasında dediği gibi 'Okumak bir azınlık uğraşıdır. Herkes okuyacak diye bir şey yoktur'.

Sevgi ve Selamlar,

Pınar Güner

 
Toplam blog
: 132
: 3374
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..