- Kategori
- İnançlar
İnançlarına Tanrı'dan icazet (onay) isteyenler, bu söylenenler sizedir...

Anlamsızlıklarını Tanrı'ya "Adayanlar" İçindir.
"Varmak" ya da "olmak" isteğin ! Bulmak istediğin "sevgiyi" veya "birliği"; kendin için yaratmak-oldurmak amacını-isteğini, ifade etmek için kullandığın iki "anlam".
Sen; Tanrı'ya, o'nun gücüne yaklaşmak, o'nunla kendini özdeşleştirmek ve o'nun seni kabulunü sağlayabilmek için; O'nun "yasalarına" göre yaşamaya çabaladığın ve düşünceyi (varlığın esası) olarak kabul ettiğin bir yoldasın ! Bu senin yolun !
Senin düşüncelerin ve doğruların "mutlaktır"; şeylerin karşısında, o şeylerin düşünce ve doğrularını; kendine ait "mutlakların" ile kıyaslayarak tavır belirler, eylem biçimlendirirsin. Karşında bulunan şeylerin yaşamsal hallerine değil, düşünsel anlamlarına bakarak kararlar kurgularsın. Düşüncenin ifadesi ile uygulaması arasında bir ayrılık görmezsin. Bir nesne ya da şey, hangi niteliklere sahip olursa-olsun, eğer senin düşünsel inançlarına uygun düşmüyorsa, sağlayacağı faydayı hiç umursamadan ve dikkate almadan, kendi varlık alanından uzaklaştırmayı ya da o şeyin, nesnenin varlık nedenini ortadan kaldırabilmeyi düşünürsün.
Tanrıları ve Dinlerini yaratan, var oluş gerekçelerini hazırlayan düşünsel anlam; senin bu "metafizik mantığından" doğmuştur. Senin için; Tanrısal doğrular "mutlaktır", "Doğuranların" değil "doyuranların" Tanrı'nın temsilcileridir. Seni "doğuranları" bile "doyuranlarının" insafına terkedersin.
Nesnel halini aldığın Irk'ın Tanrı tarafından korunmuş-kutsanmıştır ve bu "kutsal" anlamların-değerlerin değiştirilemez, sorgulanamazcasına "üstündür"...
Ama tüm bunlara rağmen; Tanrı sana bir birinden farklı dört "kitap" göndermiştir. Tanrı Vahiylerini ve Ayetlerini değiştirip-yenileyebilmiş, fakat sen, "yenilemenin" düşünsel anlamını bile kendi hayatına uygulayamadın; inandığın yaratıcının sen de başlattığı değişimlere ve yeni'ye kendin engel oldun, olmaktasın. İnandığın Tanrı, senin ve hallerinin her bozulumunda, yeni yasalar, yeni ilkeler seslendirdi; ki, sen istediklerini duydun, istemediklerini ise duymadın.
Ve sen inandığın yaratıcına rağmen değişmedin, bozulumunu sürdürmektesin.
Değişmeyen sen; Tanrı'ya yaklaşmayı en çok arzulayan sensin, O'nun "muradına" ermek için her an çabalayan Sensin. Senin için, bu denilenleri birinin düşünüyor ve söylüyor olması (Seni doğuran olsa bile) "suçtur". Çünkü sen "seçilmiş" olansın ve seçilmişliğini, seni seçtiğini düşündüğün Tanrının dahi değiştirmeyeceğine inanırsın!
"İnandığın" Tanrının, bütün Peygamberleri kendisinden bir önceki Peygamberin, Ashap'larının nefretine uğramış ve kendilerini dinleyen "yeni Ashap'lar" da "kendi nefretlerini" sonra dan gelecek olan yeni Peygambere hazırlamıştır.
Ve bu gün, ashap'ların-ashap'larıdır ki; seçilmişliklerini, Tanrı'ya rağmen sürdürmek isteyenler, onlar, seninledir.
Ola ki; söylediklerin ve söyleyeceklerin vardır, ama o sözler ne inandığın Tanrı'nın ne de Peygamberlerinin sözleridir, seslendireceklerin Ashap'ların sözleridir.
Yazım tarihi : 14-03-2008