​ İnce işler, kalın çözümler / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Türkiyeyi Etkileyen iç ve dış politika sorunları

http://blog.milliyet.com.tr/sakin02

27 Ocak '12

 
Kategori
Siyaset
 

İnce işler, kalın çözümler

İnce işler, kalın çözümler
 

Dış Politika, çok hassas ve ince bir iştir. Ani çıkışlarla, aklına  her geleni söylemekle hele ayak üstü son derece ağdalı  konularda fikrini söyleyerek,seçim hesaplarına dayalı dış politika manevraları yapmak, olaylara kalın ve kaba çizgilerle yaklaşarak, dış politika yürütülmez. Herşeyden önce bilinmesi gereken ve de hiç biliniyormuş gibi gözükmeyen temel prensibe dikkat edilmelidir. Uluslararası ilişkilerde hiç bir şey siyah veya beyaz değildir ve ülkelerin dış politikası grinin tonları üzerinde hareket eder. Kimi zaman açık gridir kimi zamanda koyu gri. Ancak hiç bir diplomat bu durumu siyah veya beyaz olarak algılamaz. Örneğin televizyonlar önünde tartışan üst seviyede yöneticiler işi kavgaya götürüp , iki ülke ilişkilerini kopma noktasına getirdiklerinde daha odadan  çıkar çıkmaz o ülkelerin diplomatları telefona sarılır ve bu durumu nasıl toparlayacaklarını tartışmaya başlar.

Ülkelerin dış politikası, çok büyük yolcu gemileri gibidir. Okyanusları geçerken, sabah tam yol ileri , öğleye doğru tornistan yapılmaz. Sadece hava durumuna, başka bir deyişle uluslararası konjektürdeki o anki şartlara bağlı olarak ufak tefek rota değişiklikleri yapılır. Bu noktada en büyük çatışma ve yanlış anlamalar, tahminlerin aksine  problemli olan iki ülke arasında değil, o ülkelerin siyasetçileri ile diplomatları arasında yaşanır. Siyasetçiler halktan aldıklarını söyledikleri güce dayanarak konunun tüm kontrolünü elde tutmak isterler. Diplomatlar ise geleneksel dış politikayla yeni siyasi talepleri ve kalın söylemleri nasıl bağdaştıracaklarını bilemediklerinden, çatışırlar. Sonunda diplomatlar meseleye kendilerine özgü bir çözüm bulurlar ve siyasetçiler dediklerinin olduğunu sanırlar, dış politika planlayıcıları ise her platformda kendi söylediklerinin sorunu çözdüğünü savunurlar.Her iki taraf da mutludur, ve aslında iki tarafın da dediği olmamıştır. Uluslararsı sorun sadece grinin bir tonundan diğerine taşınmıştır o kadar...

Uluslararası ilişkilerde üç kişinin söylediği çok önemlidir. Başbakan veya Başkan, Dışişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanlığı sözcüsü. Bu kişilerin söyledikleri ülkelerin resmi pozisyonunu anlatır ve acil durumlar dışında geri alınmaz, yalanlanmaz tersine hareket edilmez. Taraf olan diğer ülkeler de kendi pozisyonlarını bu söylemlere göre ayarlarlar. Ülkeler uzlaşacaksa veya çatışacaksa dayanacakları temel bu üç kişinin söyledikleridir.

Dış politika,  zig zag da kaldırmaz.  İki ülke ilişkilerini  kabul edilebilir bir noktaya taşımak istiyorsanız veya her boyuttaki çatışmayı göze aldı iseniz bu tutumunuzdan geri adım atamazssınız. Politikacılar genelde bu yaklaşıma itiraz ederler hele politikaları adına istişare veya müzakere dedikleri temele oturtulmuşsa bir gün bir şey yapıp ertesini gün tersini yapmanın onlara göre bir sakıncası yoktur. Bu yaklaşımdan hareketle, ilişkilerinizin gerildiği ülkedeki sefirinizi danışmalarda bulunmak gerekçesiyle geri çağırırsınız, ertesi gün ,o ülkenin senatosundaki guruplarla istişarede bulunmak geri yollıyabilirsiniz ancak o sefirin o ülkede yapacağı görüşmelerde sözünün ağırlığının hiç kalmadığını  dikkate almalısınız. Bu bir diplomat için aşılması çok zor olan bir durumdur.

Yakın komşularınızla olan ilişkilerde siyasi olarak hiç sorun olsun istemeyebilirsiniz. Hatta bölgesel bir güç olduğunuzdan temel politikanızı bunun üzerine de oturtabilirsiniz. Ancak aynı bölgede  sizden büyük bazı güçlerin çıkarları olduğunu, sizin sıfır sorun politikanızın o güçler tarafından dikkate alınmadığını hesaplamak zorundasınız. Böyle durumlarda  politikacılar en hafif tabiriyle boşa konuşmuş sadece iç politikadaki oy hesaplarını gerçekleştirmiş olurlar daha doğrusu öyle zannederler. Bunun en belirgin örneği, Başkan Sarkozy nin şeçim hesaplarıyla ilgili yaptığı son manevradır ve bu ABD nin bölge çıkarlarıyla çatışmıştır.

Bazen, ülkeler yakın komşularıyla çok iyi hatta fazla içli dışlı sürdürdükleri ilişkiyi bölgedeki başka ülkelerin farklı stratejik çıkarları nedeniyle gözden geçirme ve sertleştirme zorunluluğu hissederler. Bu bir siyasetçi için verilmesi en zor kararlardan biridir. Stratejik çıkarı olan ülke çok uzaktadır ve sertleşmek zorunda kaldığınız taraf sizin komşunuzdur. Neyi göze aldığınızı ve baskılarla durumu nereye kadar tırmandıracağınızı iyi bilmeniz ve iyi hesaplamanız gerekir.

Şimdi, bazılarının bu yazıyı okuyup tüylerinin diken diken olmasını önlemek amacıyla, yorumların sadece kalın çizgileriyle uluslarararası ilişkilerde bir tesbit amacı güttüğününün altını çizmekle bitirmek istiyorum...

 
Toplam blog
: 89
: 321
Kayıt tarihi
: 27.07.09
 
 

ODTÜ 1970 Kimya Bölümü mezunuyum. Çalışma hayatımın bir bölümü kamuda bir bölümü ise özel sektörd..