- Kategori
- Gündelik Yaşam
İnsan neye hizmet eder? Bunun üstünde ne kadar düşünsek azdır!

Hizmet! Kime hizmet? Hizmet nedir? Sözlük anlamında şöyle diyor; 'birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma.
Birinin işini görmek için insanın yaptığı işe inanması, işin insanın özsel, varlıksal değerlere, evrensel değerlere ve bütünün iyiliğine uygun olması, işin insanı hangi yola sokacağının iyi anlaşılması gerekir. İnsan, istese de istemese de bir işe, bir hizmete bedeni, ruhu, zihni ve duygularıyla girer. Bir işten fayda ya da zarar görmek ya da faydaya veya zarara sebep olmak önemlidir. Hayati sonuçları vardır. İnsanın zamanını ve yaşamını ne uğurda harcadığıyla birebir ilgisi vardır! Ki insan en başta kendisine, kendi yaşamına, kendi ruhuna zarar verir!
Hizmete girmek, hizmet etmek, hizmet görmek, hizmeti dokunmak, hizmetinde olmak fiillerine bir göz atalım. Fiil iştir, eylemdir ne de olsa. Eylemler önemlidir. İnsan neye hizmet ettiğini, bunun özvarlıksal durumunu öğütüp öğütmediğini görmelidir.
Gerçekte çok basit bir şeye dikkat etmek yeterli derler. Bir iz, bir işaret, bir ışık. İnsan yaptığı işi severek yapıyorsa, mutluysa, huzurluysa bereket de, ışık da ordadır denir. İnsan değerlerini de, kendi varlıksal onurunu da korumuş olur böylelikle. İş ve para kendiliğinden dönüşürken ikisinin ayrı ayrı düşünüldüğü bir ikircillik yoktur. İş yapılır, para gelir. Önce ve ilk önemde parayı düşünerek seçilen işler hayır getirmez. İşin içerdiği özsel nitelik, kişinin özsel niteliklerine uyumlu olmalıdır.
Hizmete girmek, hizmet etmek, hizmet görmek, hizmeti dokunmak, hizmetinde olmak deyince insanların akademik niteliklerinin farklı olmasından kaynaklanan hiyerarşi beni bozuyor. Ve gözlemlediğime göre yapılan işin ve hizmetin kalitesini de çok büyük oranda düşürüyor. Her insanın kendi özsel niteliklerini kendiliğinden kattığı büyük yardımlaşmalardır yaşamak. İş, yaşamın içinde bir bölümdür aslında, yaşamın kendisi değildir.
İçinde yaşadığımız dünyada ise bu böyle değil. İş, neredeyse bir insanın tüm yaşamı gibi algılanıyor ve yaşanıyor. Tüm yaşamını kapsamasa da yaşamın diğer bölümlerini ağır derecelerde etkiliyor. Bu ise son derece faydasız bir döngü... İnsanlar iş yapıyorum, çalışıyorum diye faydasız ve bütüne, doğaya, kendi doğalarına zararlı şeylerle uğraşıyorlar. Karşılığında iyi para kazanıyorum diyenler yaşamlarını belli bir para uğruna satıyor! Bazılarına bu ağır gelmiş olabilir. Evet bence de ağır. Çok ağır bir yük olsa gerek bu! İnsanın kendini kandırması, karnına ağrılar girse de kendini kandırmaya devam etmesi... Yaşamı kazanılacak para uğruna harcamak! Yaşamı kazanmak ve harcamakla ilişkilendirmek! Tüm bunlar ciddi kaybolmuşlukları anlatıyorlar bana.
Günümüz eğitimi, insandaki kibir ve egoyu yükselten nitelikte kurumsallaştığı için nereden başlanır, nasıl düzeltilir bu, gerçekten bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa, kibrin ve egonun yükseldiği yerde insanın maneviyatından kaynaklanan içsel gücü yükselemiyor! Zira insan kendine değil başka şeylere inanıyor. İçi boş, insanı varlığının yükseklerine taşımayan, gereksiz çöplere... İnsanın içi gereksiz şeylerle dolmuşsa yeni başka birşeye yer yoktur. Ve içimize dolan her ne ise hayatımızın gidişatına yön verir. Bu çok büyük bir tehlike aslında anlayan için. Anlamayana yapacak birşey yok. Anlayanlar ve bunu içinde güçlü hissedenler için tek bir işaret var; yaşamı ağır bir şekilde anlamsız hissetmek. Eğer insan böyle hissediyorsa kendini boşaltma zamanı gelmiş demektir. Yaşamını, seçimlerini sorgulaması gereken bir zaman... Değişim zamanı...
Diğer türlü iç gücü olmayan, duygusal labirentlerde kaybolmuş, biri diğerini ezen, sömüren, aşağılayan insanlarla ve işlerle dolu dünya, birileri için dönmeye devam edecek. Birileri kendisini ezdirecek. Diğerleri de onları ezecek. Karşılıklı ağır hastalıklar dinamiği... Yapılan işler ise mide bulandıracak. Bu döngü devam etmeye edecek ama fark edenlerin her zaman değişmek için şansları olacak. Her zaman bir şans olacak. Umutsuzluğa yer yok. Bir okul gibi dünya. Bir ders, bir deneyim. İnsan her zaman deneyimleri aşabilir, değiştirebilir. Yaşam değişimin kendisidir. Her zaman değişim şansı var. Zira anlamalıyız ki dünyanın esas düzeni de budur. Varlıksal dünyalarımızda fark etmemezi bekleyen giz!
Gelelim tekrar hizmete. Hizmet, neye hizmet, kime hizmet! İyice bir sogulayalım bunu. Sorgulamaktan zarar gelmez. İnsan parayı nasıl kazandığını sorgulamadır zira. Yaptığı ya da dahil olduğu işin, hizmet ettiği insanların veya yapının gerçek yüzünü görmelidir. Bütüne zarar veren insan, bütünlüğüne de zarar verir. Herşey bir zincirin halkaları gibi bir diğerini etkiler. İnsanın yaşamı paylaştığı kişileri seçmesinden, yediği yemeğe, giydiği şeylere, para harcadığı alanlara kadar her şey ama her şey yapıcı veya yıkıcı bir döngünün içine çoktan dahil olmuş olabilir. Bir tuzağın, bir bataklığın, bir çürümüşlüğün içinde harcanıyor olabilir. Gündelik yaşam önemlidir. Gününü nasıl harcadığın önemlidir. Bu her zaman değerlendirilmesi gereken bir durum, sorgulanması gereken... Aslında çoğu insan bu noktaya geliyor. Mutsuzluk, heyecansızlık içine işliyor. Yine de devam ediyor. Devam ettikçe iç gücü azalıyor ve sonunda sistemin içinde ölüyor. Ne uğruna harcanmış bir yaşam! Kim bilir belki farkedişlerle ve niyetle içinden çıkılabilir! Çok geç olmamışsa, insan zihni ve ruhu bütün varlığını güçsüzleştirecek kadar hastalanmamışsa!...
Bir başkasına hizmet, kendine hizmet ise bunun için değerdir. Değerli olana hizmet, insanın kendisine de, başkalarına da aynı kıymeti, aynı önemi göstermesinde gizlidir. İnsan kendine ihanet etmez. Başkalarında kendine ihanet etmez. İkircillik yoktur bunda. Birlik vardır. Birlik olan yerde hata olmaz. Yalan olmaz. İnsan kendine de başkalarına da yalan söylemez, söyleyemez. Kendine ve başkalarına ikiyüzlü davranamaz. Hayatta hiçbir şeyin değerlerinden önemli olmadığını anlayan bir insan kolay kolay hata yapmaz! Sorumlulukları en başta kendi hayatını nasıl yaşayacağından başlayarak diğer herşeyle etkileşimlerinin ne gibi sonuçlar doğuracağını umursayana dek büyümüştür.
İnsan neye hizmet eder? Bu herşeydir. Hayatın kendisidir. Zamanı nasıl geçirdiğin yaşamını nasıl geçirdiğindir. Gündelik yaşamda ne yaptığın önemlidir. Şimdi, şu an gelecek yaşamın kendisidir. Kaç dil bildiğin değil, varlığının sesini duyup duymadığın, kendin olup olmadığın, yaptıklarının seni ifade edip etmediği ile ilgilidir yaşam. Bunun için yaşıyoruz. Sadece bunun için...
İnsan kime değil neye hizmet eder? Bunun üzerinde ne kadar düşünsek azdır!