- Kategori
- Deneme
İnsanlığın esas temeli çökmüş

Görsel alıntı
Üzerinde insanlık yapısı tesis edilen esas temel son yarım asırdan itibaren kısmen yıkılmış, kısmen çökmüş ve kısmen de yer, yer çatlamış.
Yıkık, çökük, çatlamış adeta viran olmuş bir insanlık temeli üzerinde sürdürülen yaşamda huzur, güven ve gerçek mutluluk olamaz.
Hangi yeni malzeme ile yeni bir tesis inşa edilirse edilsin yıkılmış, çökmüş ve çatlamış temel hiçbir yeni yapıyı artık üstünde taşıyamaz.
Her şey insanlık için sözleri geçmişte kaldı.
Savaşlara, çatışmalara, haksızlıklara sahne olan dünyada ezilenlere yer yok. Artık haksızların, güçlülerin yaşadığı bir dünya var.
İnsan gibi olma, insanca davranma, insan gibi doğru ve dürüst olma, insanı gerçekten sevme ve insana gerçekten saygı gösterme kavramlarını yitirmiş toplumlar var.
Çöken, yıkılan, viran olan insanlık temeli üzerine yalandan, hileden ibaret yeni bir tesis var.
Çöken insanlık temelinde;
Aldatma, kul hakkı yeme, haram kazançla geçinme, emanete hıyanet etme, rüşvet alma, verme yoktur.
Hırsızlık ve adaletsizlik yapma, doğruyu bırakıp eliyle, diliyle fitne ve fesat çıkarma, haksızlıkları, zulümleri, adaletsizliği, kötülüğü savunma, devletin ve halkın soyulmasına yardımcı olma, aşırı israfta bulunup tüketme, süsten, püsten, lüksten geri kalmama yoktur.
Dürüst sözlü ve güvenilir doğru insan olma, adaletli ve merhametli olma, iffetli olma, yardımsever ve cömert olma, sevdiğini Allah için sevme, onurunu koruma, insanlar arasında ayırım yapmama, sorumluluk sahibi olma vardır.
Peki, şimdi ne var;
Yalan var, hile var, haksızlık var, hukuksuzluk var, benlik var.
Hal bu ki insanlık kâinatta en değerli bir varlık olarak yaratıldı. Ruhunda bir taraftan Yüce Yaratıcının emirlerine karşı sorumlu, diğer yandan akıl ve irade gücünü kullanmada hür.
Bilme yeteneği, eşyayı isimlendirme gücü bakımından Meleklerden daha üstün. Üstünlük ibadetle değil, öyle olsaydı Meleklerin ibadeti Hz. Âdem (a.s.) dan daha çoktu.
İnsanlık yarattıkların içinde en şereflisi, yüklendiği emanetin sorumluluğunu vicdanında hisseden sağlam ölçülere sahip.
İnsan nefsine esir, benliğine köle, sorumsuz ve şımarık tutumunun mağlubu olursa makamdan azledileceği gibi yarattıkların içinde en sefili de olabilir.
İnsanlık vicdanında yirmi dört saat açık duran bir mahkeme olmalı. Bu mahkemede kendini muhakeme etmeli ve kendini denetlemeli. İçinde bulunduğumuz zamanda böyle bir mahkeme var mı?
Mecnun bir deveye rast gelmiş. Deveye binmiş yularını sıkıca tutarak " Yalvarırım sana beni şu ilerideki Leyla'ma kavuştur " demiş.
Deve ise; Senin ileride Leyla’n varsa benim de geride tutkunum var, yavrum “ diye karşılık vermiş. Mecnun yuları bırakmamış tekrar yalvarmış, yakarmış olmamış, sonunda deveden inmiş ve anladım ikimiz de dertliyiz, sen yavruna, ben Leyla’ma, öyleyse sen yoluna, ben yoluma demiş.
Kıssadan hissede şunu anlamak gerek. İnsanlık temeli çökmüş ise insanlık viran olmuş demektir. Her kes kendine yeni bir temel, yeni bir tesis arıyor.
Hz. Ali (ra) ne güzel anlatmış: “ Derdin sende, ama görmezlikten geliyorsun. Farkında değil gibisin. Bilesin ki ilacında sende. Küçük bir varlık sanıyorsun kendini. Hâlbuki “ en büyük âlem sende dürülmüş”
Keşke insanlık ölseydi.
Ölüm haktır der yas tutardık, ölen insanlıktan umut kesilirdi. İnsanlık temelinin yıkılması, çökmesi ve çatlamasının enkazı içinde başka yarattıklar peyda oldu.
Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.
Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN