Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '11

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
6136
 

İnsanoğlunun dünya üzerinde var olma süresi

Dünyanın yaşının 4, 7 milyar yıl olduğu hesaplanıyor. İlk oluştuğunda üzerinde normal olarak hiç hayat yoktu. Çünkü ortam bugün bildiğimiz hayata elverişli değildi. Zamanla denizler, karalar, yağmurlar oldu, hayat için gerekli ortam oluştu. Sonra bir hücreden başlamak üzere sırayla – fakat düzenli bir hareket takip etmeden – canlılar ortaya çıktı, evrim geçirerek geliştiler. Birçok canlının soyu tükendi. 200 bin yıl önce de günümüz modern insanı ortaya çıktı. 

Şimdi rakamları biliyoruz ama gözümüzde kolay kolay canlanmıyor. Büyüklüğü kavrayamıyoruz. Bunun için şöyle yapalım. 4, 7 milyarlık süreye karşılık gelecek şekilde 470 santim uzunluğunda bir çamaşır ipi düşünelim. Bu uzunluk çocukların karşılıklı tutup ip atladığı ipten daha uzundur. Her metre 1 milyar yıla, 10 santim 100 milyon yıla, 1 santim 10 milyon yıla, 1 milimetre 1 milyon yıla karşılık gelir. İnsansı (yani insana benzeyen) canlılar 5 milyon yıldır varlar. Bu 5 milimetre olur. Modern insanın dünyada var olduğu 200 bin yıl da 0, 2 mikron olur. Bu da 470 santimlik ip üzerinde iğnenin ucu ile işaretleyebileceğiniz bir nokta kadardır. Geri kalan kısımda modern insan yoktur. 

Acaba bu kadar süre dünya neden boş kalmış? Dünya doğa, bütün hayvanlar insan için yaratılmamış mıydı? Öyle söylemediler mi? 

Yoksa evrim teorisi doğrusunu söylüyor olmasın? 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Selam.Magdemki bilim gelinen son noktayi kabul goruyor ayni zamanda soyle bir celiski dogmuyormu dersiniz,yani bilimin yorungesinde sizlerin kabul ettigi tum gercekler her an degisebilir,heran yeni bir bulgu tum inandiklarinizi alt ust edebilir oylemi!Buda bilimin zamana bagli hareket eden bir akim oldugunu gosteriyor.Dedigim gibi 500 sene sonra belkide evrim teorisi tamamen cokebilir.Bunu aslinda gelinen noktayi esas a baglayarak sizler birnevi itiraf ediyorsunuz anlamina gelir.Cunku zaman surekli ilerler..Bakiniz ilim derseniz zamana bagli bir surec olusumunu kavrayabilirim fakat bilim insanlarin kendi bulgulari dogrultusunda inanmak istedikleri seylere inandiklari goreceli bir kavramdir.Ilim sabittir ama bilim degisebilir.Ilim gercekleri kapsar bilim ise insanoglunun kontrolunde olan ve hatta kendi menfaatleri dogrultusunda kullandigi, inanmak istediklerine inanmasidir.Sizler bilim adi altinda kendi bulgulariniza teslimiyet icerisindeyken bizler onu yaratana teslim oluyoruz.

Mehmet Cetintas 
 29.11.2012 15:38
Cevap :
Sayın Mert Aslanoğlu, veya sayın ErkanArkut, Ahmet Secer, veya her kimseniz -cünkü siz Mehmet Çetintaş değilsiniz- 'Tüm inandıklarımız' konusunda yanılıyorsunuz. Ben bilime inanmıyorum, verilere bakıyorum. Veriler doğru diyorsa doğrudur. Başka bir veri onun yanlış olduğunu ispatlarsa pek tabidir ki terk edilir. (Bu sayede dünya düz olmaktan çıkıp yuvarlak olmuştur.) Çünkü ben ona inanmıyorum. Ama sizin bunu anlamanız çok zor. 'Bu da bilimin zamana bağlı...' noktasına kadar çok güzel getirmişsiniz. 500 dene sonra bugünkü bildiklerimizin yanlış olduğu ortaya çıkarsa -ki bu ancak hesap kitap yoluyla olabilir- o zaman bugünkü bilgiler terk edilir. Bilim değil, inanç insanların inanmak istedikleri şeye inanmasıdır. Çok doğru, ilim sabittir, ne kadar yanlışlığı ispatlanırsa ispatlansın değişmez, siz de yanlışlığı ispatlanmış şeylere inanmaya devam edersiniz. Aksine bulgulara teslimiyet diye bir şey yok. Her zaman irdelemek,sınamak,bir şeyin %100 doğruluğundan emin olana kadar araştırmak var.  30.11.2012 1:35
 

Selamlar..Bilim ruhtan dolaylida olsa bahseder ve esasinda buda kabul etmek demektir..Cunku bilim ruhbilim i arastirmak adina psikoloji gibi bir bilim dali kurmustur.Siz bilimin elde ettigi son verileri esas olarak tanimliyorsunuz,suana kadar olan surecte elde edilen en eski insan fosilinin 200 bin yasinda olmasini bilimin geldigi son nokta olarak kabul gorecek olursak o zaman neyi tartisiyoruzki..Bilim zamana bagli olarak genisleyen bir balona benzer,500 sene sonra bilimin gelecegi noktayi,elindeki yeni yeni verilerin ne gibi sonuclar cikaracagini bilemeyiz.Kazma kurek basina derken aslinda demek istedigim seyde buydu..Ruhun yasini elbette kesin olarak bilemeyiz fakat yaratilistan once varoldugu gercegini gormemekte imkansiz.Zira once ruh yaratilmistir.Bilim,e kendimizi teslim edeceksek peki bilimin cevap veremedigi sorular karsisinda bilim e guvenimiz,inancimiz kalacakmi dersiniz?Bilim kelimesi kok anlam itibari ile gelinen noktadir,gelinen noktayi SON olarak kabul edemeyiz.Saygilar

Mehmet Cetintas 
 28.11.2012 15:24
Cevap :
Selam. Bilim ruhtan en küçük bir şekilde dahi söz etmez. Psikolojinin olması ruhun kabulü demek değildir. O insanın davranışları ile ilgili bir durumdur. Hayvanların da psikolojisi vardır. Hiçkimse hayvanların ruhu olduğunu söylemez. Bilimde gelinen nokta son değildir diyerek bilim dışına çıkamazsınız. Bilim, bilimde gelinen son noktayı doğru kabul eder. Bulunan en eski Homo Sapiens, yani günümüzde yaşayan insana benzeyen insanın iskeleti 200 bin yıl yaşındadır. Ondan öncekiler insansı maymunlara aittir. Daha eskisi bulunmadıkça doğru olarak kabul edilecek tarih 200 bin yıldır. Bunun gibi, yaratılış, ruhun yaşı gibi şeylerle bilim ilgilenmez. Bunlar sanırım sizin gibi düşünen kişilerin yakıştırmasıdır.  28.11.2012 21:48
 

Selam .Sayet insanoglu ruhu ile birlikte kabul edilen bir varlik ise o zaman bana birisi ruhun yasini soyleyebilirmi?4,7 milyar yada cok daha fazla olmasin :-) Magdemki fosillere dayanarak bilim uretiliyor peki o zaman herkez kazma kurek ba sina, bellimi olur bi bakarsiniz dunyanin herhangi bir noktasinda 4,7milyar yillik insan fosili buluruz demi..Bilim gelinen nokta degildir gelinebilen en son noktadir(O da kiyamet gunu sondur)Gelinen noktaya gore konusuruz diyorsaniz o zamanda kesin hukumlere varmiyacaksiniz.Dedigim gibi sayet kazi yaparak bilim yapiliyorsa isimiz cok zor dunyada kazilacak yer cooook.Selamlar

Mehmet Cetintas 
 27.11.2012 14:22
Cevap :
Selam. Bilim insanın ruhundan söz etmez. Bilimsel bir dayanağı yoktur çünkü. Bilimde bilim dışında hiçbir şey olmaz. Ruhun yaşını siz söyleyin. Arkeologlar şimdiye kadar hep evrim teorisini destekleyen şeyler buldular. Siz de çıkın kazıya, bulun kambriyen döneminden kalmış bir insan. Neden bulunmadı şimdiye kadar? Kazılacak yer çook. Kazın o zamn. Neden kazmıyorsunuz? Ayrıca yalnız kazı ile bilim yapılmıyor. Karbon testi diye bir şey duydunuz mu acaba?  27.11.2012 16:36
 

Evrim teorisi bana göre inançla ters düşmeyebilir. Adem belki bir neandertal insanıydı. Din kitaplarında ilk insanlar çıplak olarak anlatılır. Evrim çok sığ bir şekilde sadece insanın maymundan gelmesi olarak algılanıyor veya özellikle böyle algılanması için bir çaba gösteriliyor. Oysa tüm canlıların doğal ortama uyum sağlaması sürecini bilimsel olarak açıklama çabasından ibaret. Laf lafı açtı ama asıl söylemek istediğim bu değildi. İnsan 200.000 yıllık süreçte tüm doğal yaşamı mahvetti. Özellikle son 500-600 yılda başardı bunu. Selam ve saygılar.

Güz Özlemi 
 01.03.2011 16:05
Cevap :
Bu da bir görüştür ve savunan kişiler yok değil. Fırsat olmuşken herkes için şunu söyleyeyim, evrim teorisine göre İnsan günümüz maymunlarından gelmemiştir. Kamil Beyin dediği biçimde bugün ve daha sonra maymundan insan 'çıkmaz'. Ama günümüz maymunları (primatları) ile insanın ortak bir atası vardır. Jarred Diamond'un Çöküş isimli bir kitabı var. Medeniyetlerin neden ve nasıl çöktüğünü ve günümüz medeniyetinin de çökebileceğini anlatıyor. Sebep insan ve insanın hesapsız davranışı diyor. Orada sizin deyişinizle -daha da geriye giderek -paralellikler var. Teşekkür ederim katkınız için. Selamlar, saygılar.  01.03.2011 19:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 125
Toplam yorum
: 274
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 6474
Kayıt tarihi
: 18.11.09
 
 

İstanbul 1980 doğumluyum. Yüksekokul mezunuyum. İstanbul'da oturuyorum. Dünya ve çevre hakkında düşü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster