- Kategori
- İlişkiler
İnternet çağında insan ilişkileri

Evrenin efendisi sanırken kendini, daha bi interneti bile yenemedi insanoğlu!
El kol işaretleriyle anlaşmaya çalışan mağra adamı, bugünün insansı robotlarını görse, ne düşünürdü sence?
Duvarlara resimler çize çize yazıyı icat edenler; kendilerinden binlerce yıl sonra yaşayanların bir yandan yazıdan ve düşünceden uzaklaşıp, bir yandan da resimle, görsellikle, işaretler yardımıyla konuşmadan anlaşma çabasına, düştüğü zihinsel atalete, nasıl isyan eder, nasıl delirirdi kimbilir?
Bir ülkeden diğerine ancak aylarca at üstünde yolculuk ederek gidebilenler, artık hızlı trenlere, ses hızını aşan jetlere binebilen bizlerden, çok daha sosyal ve insancıldı. Bugün varılan ulaşım ve iletişim teknolojisi, önce yalnızlaştırıyor, sonra da öldürüyor insanı.
Buharlı trenin icadı, mesafeleri kısaltıp, zamandan ve işgücünden tasarruf sağlarken; modern insanın bitmeyen bunalımlarına zemin hazırladı. Bugün dünden çok daha konforlu olanlar; her gün daha fazla azan yoksulluk ve açlıkla savaşıyor. Mutlu azınlık giderek azalırken, ezik, kişiliksiz, kendine yabancı kitleler, katlana katlana büyüyor maalesef. Gittikçe hızlanan zaman, bize insanlığımızı unutturuyor. Bitmeyen bir kamera şakası herhalde bu!
Posta güvercinleriyle, mektupların yerini alan telefon ve telgraf nasıl onların pabucunu dama attıysa; bugün de cep telefonuyla internet klasik haberleşme yöntemlerini bitirdi. Geçmişte bir haberi aylarca bekleyenler, mailleşme yoluyla mektuplaşma süresini b irkaç saniyeye indirdi. Tabii, neden olduğu bireysel ve toplumsal yozlaşmayı da yanında getirerek…
Eskiden flört etmek, nişanlanmak, evlenmek, hatta bazen kaçamak yapmak için bile yıllarca sırasını bekleyenler; oturdukları yerden, neredeyse kıllarını bile kıpırdatmadan milyonlarca seçenekle karşı karşıya. Seç, beğen, al! Kapanın elinde kalıyor bunlar! Lakin, mini bir meselemiz var. İnternet ve sosyal medya, en büyük düşmanıdır evliliklerin bugün. Birçok duygusal ilişkinin katilidir facebook'la twitter.
Muhattabının yüzünü bile görmeden, gerçek hayatı sanal alemde taklit edenler; giderek gerçekliğini kaybediyor. Milenyum çağında emrimize amade enformasyonla iletişim; insanlığın köküne kibrit suyu dökmekte…
Dertleşmeler azalıyor hızla... Kötü gün dayanışması, hastalıkta, sağlıkta birlikte olma, kader birliği bilinci, hüznü ve sevinci paylaşabilme kalenderliği gömülürken tarihin derinliklerine; insanlığı tükeniyor dünyanın… Yeryüzü; acımasız, bencil, doyumsuz insanların oyun bahçesine dönüşüyor istemeden… Sahte cennetler fışkırır oldu toprak anadan… Ve o yavanlığın iktidarsız hükümdarları!..
İnternetle, dünyanın tüm milletleri haberdar olurken birbirlnden; garip bi biçimde, yok oluyorlar durmadan... Bize refah getirmesi, toplumları zenginliğe kavuşturması gereken bilimle teknoloji; koşa koşa sonunu getiriyor dünyanın…
Bu ne yaman çelişki böyle yarabbim! Mağra insanı bizden daha mı mutluydu ne? Zaman ilerledikçe geriliyorsa insanlık; taş devrine mi dönmeli acaba?! Filmi tekrar başa sarınca… Milyonlarca yanlışımızı yeniden yapmayız herhalde… En azından insan, bunu umud etmek istiyor.
Aynen Orhan Veli’nin dediği gibi: “ Umut fakirin ekmeği/ Ye Memet ye! "
Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.