- Kategori
- Felsefe
Işık hızı aşıldı şimdi Einstein'in "İzafiyet Teorisi'nin çökmesi gündemde. Acaba?
Sevgili Dostlarım; Önce yukarıdaki iddiaya sebep olan ve 2000 yılında yapılan bir deneyi duyuran habere bir göz atalım; (tamamını, Sabah Gazetesi'nde bulabilirsiniz.) “20. YÜZYILIN FİZİK YASALARINI ALT ÜST EDECEK BİR DENEY GERÇEKLEŞTİ. IŞIĞIN BİLİNENDEN 300 KAT HIZLI SEYAHAT EDEBİLDİĞİ KANITLANDI. Princeton Üniversitesi NEC Enstitüsü'nün uzmanlarından Dr. Lijun Wang'ın deneyinin geçerli kabul edilmesi halinde, fiziğin temel kanunlarından olan NEDENSELLİK İLKESİ (neden sonuçtan önce gelir) ve bu ilkeyi temel alarak çalışan DETERMİNİZM (“sebepler sonuçları belirler” veya “ne ekersen onu biçersin”) YASASININ DA GEÇERSİZ KALACAĞINA DİKKAT ÇEKİLİYOR. Bu durumda, BİR OLGUNUN SONUCU, ONU YARATAN NEDENDEN ÖNCE GELEBİLİR. Yapılan deneylerde "IŞIĞIN GİDECEĞİ YERE DAHA SEYAHATİNE BAŞLAMADAN ÖNCE VARDIĞI" saptandı. Başka değişle ışığın zamanda ileri doğru atladığı tespit edildi. Şimdi EİNSTEİN'IN "İZAFİYET TEORİSİ"NİN ÇÖKMESİ GÜNDEMDE... Dr. Lijun Wang, açıklamasında, laboratuvar deneyinin, bir ışık demetinin, içinde özel olarak hazırlanmış Sezyum gazı bulunan test ortamına gönderilmesiyle yapıldığını söyledi. Wang'ın verdiği bilgiye göre, ışık demeti, daha Sezyum gazlı test ortamına girmeden ortamdan çıktı. Işık demetinin test ortamından çıkıp yoluna 20 metre devam ettikten sonra, ortama daha o anda girdiği belirlendi. Wang, bir başka deyişle, ışık demetinin, iki yerde aynı anda bulunduğunu söyledi. Yani ışık daha test ortamına girmeden dışarıya çıktı.”
ACABA bu iddialar ne kadar gerçeği yansıtıyor? Hepimizin bildiği gibi ışık, boşlukta seyrederken saniyede 300 000 km hızla yol alır. Bu demektir ki ışık çeşitli ortamlardan geçerken, 300 000 km/saniye olan hızdan düşük ve yüksek hızlara sahip olabilir. Nitekim ABD’li bilim adamı Wang’ın deneyinden YILLARCA ÖNCE Rus fizikçi Pavel A. ÇERENKOV, boşluk hariç herhangi bir ortamda PARÇACIKLARIN, IŞIKTAN DAHA HIZLI GİTMESİNİN MÜMKÜN OLDUĞUNU, boşluk dışındaki bazı ortamlarda ışıktan daha hızlı giden parçacıkların arkalarında mavi bir ışık bıraktığını KANITLAMIŞTIR. Bu mavi ışık, ilk gözleyen Çerenkov’un adını aldığından ‘ÇERENKOV IŞINIMI’ olarak anılır. 1937 yılında İlya M. Frank ve İgor Y. Tamm da, bu ışınımın varlığını, ışıkla parçacığı belirlenmiş ortamdaki izafi hızlarıyla bağıntı kurarak açıkladılar. Bu buluşlarıyla 1958’de Nobel Fizik Ödülü aldılar. Gelelim diğer iddiaya, “20. YÜZYILIN FİZİK YASALARINI ALT ÜST EDECEK BİR DENEY GERÇEKLEŞTİ. ŞİMDİ EİNSTEİN'IN "İZAFİYET TEORİSİ"NİN ÇÖKMESİ GÜNDEMDE. Fiziğin temel kanunlarından olan NEDENSELLİK İLKESİ (neden sonuçtan önce gelir) ve bu ilkeyi temel alarak çalışan DETERMİNİZM (“sebepler sonuçları belirler” veya “ne ekersen onu biçersin”) YASASININ DA GEÇERSİZ KALACAĞINA DİKKAT ÇEKİLİYOR. Bu durumda, BİR OLGUNUN SONUCU, ONU YARATAN NEDENDEN ÖNCE GELEBİLİR.” ACABA??? Hepimizin bildiği gibi bir olayın görülebilmesi için ışığa ihtiyaç vardır. Çünkü gözlem ancak ışıkla olur. IŞIĞIN GÖZLEMLEDİĞİMİZ ŞEYDEN GÖZÜMÜZE GELEBİLMESİ İÇİN, olayın olduğu yerin gözlemciye uzaklığının ışık hızına bölümü kadar bir ZAMAN GEÇMESİ GEREKİR. Nasıl bir bulutlu bir havada bir Şimşeğin çakışını görmemize rağmen sesini daha sonra duyuyorsak, bir olayın oluşuyla, tarafımızdan veya bir gözlem aletiyle gözlemlenebilmesi için de daima bir ZAMAN geçmesi gerekir. Eğer ışık, bir ortamda (Dr. Lijun Wang’ın deneyinde, Sezyum gazıyla doldurulmuş tüp, ki Sezyumun bir Alkali metal olup ancak yüksek sıcaklıklara kadara ısıtıldığında gaz haline geçeceği de hatırlatmalıyım. Bu durumda Sezyum metalinin kızgın buharıyla doldurulmuş tüpte) boşlukta olduğundan 300 kat daha hızla ilerliyorsa, (ki bu deneyin ortaya çkarttığı tek doğru bilgi budur) biz de bu ışığın varış noktasına(tüpün çıkışına) yakın bir yerden gözlem yapıyorsak, (ki elde edilen sonuca göre başka türlüsü olamaz) IŞIĞIN GİDECEĞİ YERE DAHA SEYAHATİNE BAŞLAMADAN ÖNCE VARDIĞINI görmemiz kaçınılmazdır. Bu şartlarda yapılan bir deneyde elbette ışığın tüpten çıkışı, tüpe girişinden önce görülecektir. Dolayısıyla IŞIĞIN TÜPE GİRİŞİNİ GÖRDÜĞÜMÜZ ANDA TÜPTEN ÇIKAN IŞIĞIN 20 METRE İLERLEMİŞ OLDUĞUNU GÖRMEMİZ DE NORMALDİR. Çünkü biz tüpün çıkışına yakın bir noktadayız ve HAVADA SEYREDEN IŞIKLA gözlem yapıyoruz. Tüpe girmek üzere olan ışıktan gözümüze gelen ışık, tüpün boyu kadar mesafeyi 300 000 km/sn hızla kat edip, gözümüze gelir. Ama, TÜPÜN İÇİNDEN GEÇEN IŞIK bu hızdan 300 kat daha büyük bir hızla, yani tüpün DIŞINDAN YOL ALAN gözlem IŞIĞININ HARCADIĞI ZAMANIN 300’DE BİRİNİ HARCAYARAK TÜPÜN ÇIKIŞ NOKTASINA ULAŞIR. Biz de çıkışa yakın bir noktadan gözlem yaptığımızdan, tüpten çıkan ışığı, tüpe girişinden önce görmüş oluruz. GERÇEKTE İSE IŞIK, ÖNCE TÜPE GİRMİŞ SONRA ÇIKMIŞTIR. Fakat gözlem aracımız olan havada seyreden ışık, OLANI, OLDUĞUNDAN FARKLI GÖRMEMİZE SEBEP OLMUŞTUR. Görmenin, gözlemin, olandan farklı olması durumunda görülen şey gerçek/hakikat değil İLLÜZYONDUR/YANILSAMADIR. Eğer görülen şey illüzyon değil de gerçek olsaydı, yani sonucu sebepten önce görmek mümkün olsaydı, zamanda seyahat etmek de, sebepleri değiştirip, farklı sonuçlar almak da mümkün olurdu. Bu vesileyle Analitik Kimyanın en temel kuralını hatırlatmak isterim; BİR ZİNCİR EN ZAYIF HALKASI KADAR SAĞLAMDIR. İsterseniz en hassas ultra modern analiz cihazları kullanın, deney numunenizin ağırlığını bakkal terazisinde ölçüyorsanız, elde ettiğiniz sonucun güvenilirliği ve hassasiyeti bakkal terazisinin ki kadardır. Bu deneyde de Dr. Wang, verdiği bilgiye göre, aşırı hassas ölçme cihazları kullanmıştır. Ama o araçların kullandığı gözlem aracı, tabir caizse bakkal terazisi hassasiyetinde olan HAVADA SEYREDEN IŞIKTIR. Bu ışıkla, Sezyum metalinin kızgın buharıyla doldurulmuş tüpte, havadakinden 300 defa daha hızlı yol alan bir ışık demetini gözlemlemeye kalktınız mı, temel fizik yasalarının geçersiz kılacak iddialarda bulunmak kaçınılmazdır. O halde haberdeki, “20. YÜZYILIN FİZİK YASALARINI ALT ÜST EDECEK BİR DENEY GERÇEKLEŞTİ. Wang'ın deneyinin geçerli kabul edilmesi halinde, fiziğin temel kanunlarından olan NEDENSELLİK İLKESİ (neden sonuçtan önce gelir) ve bu ilkeyi temel alarak çalışan DETERMİNİZM (“sebepler sonuçları belirler” veya “ne ekersen onu biçersin”) YASASININ DA GEÇERSİZ KALACAĞINA DİKKAT ÇEKİLİYOR. Bu durumda, bir olgunun sonucu, onu yaratan nedenden önce gelebilir.” şeklindeki tüm İDDİALAR GEÇERSİZDİR ve ilgi çekmek için UYDURULMUŞTUR. Ortada yeni hiç bir buluş olmadığı gibi bu deneyin yapıldığı 2000 yılından bu yana Kuantum mekaniğindeki gelişmeler tam tersi yönde olmuş, Newton mekaniğinin nedensellik ve Determinizm/Belirlenimcilik ilkelerinin atom altı boyutta da doğrulanması yönünde olmuştur. 2005 yılında Hollandalı Nobel odullu Fizikçi Ge-rard Hoft, 10 yıllık araştırmasını sonuçlandırmış, BİR PARÇACIĞIN NEREDE VE NE HIZLA HAREKET ETTİĞİNİ" ayni anda tespit etme olanağı sağlayan bir model geliştirerek, BİR ATOMUN eksi 43 SANİYE SONRA NEREDE ve NE HIZDA HAREKET EDECEĞİNİ ÖNCEDEN BİLME, BELİRLEME KAPASİTESİNE ULAŞMIŞTIR.
Sevgilerimle.
Tuncay Erciyes 01 Temmuz 2009
NOT-1:NEDENSELLİK/Causality/İLKESİ: Her olayin bir nedeni oldugunu dile getiren yasadir. Nedensellik ilkesi: Nedenle etki/sonuc arasindaki baglantinin zorunlulugunu dile getirir.
NOT-2:DETERMİNİZM/(Belirlenimcilik, Gerekircilik) YASASI/ilkesi: Evrende butun olup biten her seyin, nedensellik bağlantısı içinde belirlendiğini kabul eder. “Her şey, kendinden önce cereyan eden olay veya olaylar tarafından hazırlanmıştır" der ve olayların bir sebep-sonuç zincirinden ibaret olduğunu ileri sürer. Evrenin şu anı tam olarak bilinebilirse, gelecekteki durumunun da bilinebileceğini varsayar. Determinizm terimi ilk defa Kant tarafından kullanılmıştır. Laplace 1812 de "Olasılıkların çözümsel kuramı" isimli eserinde bu varsayımı benimsemiş ve Evrenin ideal bilgisine ulaşılabileceğini ileri sürmüştür. Bu yasa, insan davranışlarının ve ilişkilerinin açıklanmasında da kullanılmakta olup, Toplum psikologlarınca “Karşılık Verme/ Karşılıkta Bulunma yasası” olarak isimlendirilmiştir.
NOT-3: Daha fazla bilgi için, http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=17798 adresindeki, “TESADÜFİLİK (Indeterminizm) MÜMKÜN MÜDÜR?” başlıklı yazıma bakınız.
ACABA bu iddialar ne kadar gerçeği yansıtıyor? Hepimizin bildiği gibi ışık, boşlukta seyrederken saniyede 300 000 km hızla yol alır. Bu demektir ki ışık çeşitli ortamlardan geçerken, 300 000 km/saniye olan hızdan düşük ve yüksek hızlara sahip olabilir. Nitekim ABD’li bilim adamı Wang’ın deneyinden YILLARCA ÖNCE Rus fizikçi Pavel A. ÇERENKOV, boşluk hariç herhangi bir ortamda PARÇACIKLARIN, IŞIKTAN DAHA HIZLI GİTMESİNİN MÜMKÜN OLDUĞUNU, boşluk dışındaki bazı ortamlarda ışıktan daha hızlı giden parçacıkların arkalarında mavi bir ışık bıraktığını KANITLAMIŞTIR. Bu mavi ışık, ilk gözleyen Çerenkov’un adını aldığından ‘ÇERENKOV IŞINIMI’ olarak anılır. 1937 yılında İlya M. Frank ve İgor Y. Tamm da, bu ışınımın varlığını, ışıkla parçacığı belirlenmiş ortamdaki izafi hızlarıyla bağıntı kurarak açıkladılar. Bu buluşlarıyla 1958’de Nobel Fizik Ödülü aldılar. Gelelim diğer iddiaya, “20. YÜZYILIN FİZİK YASALARINI ALT ÜST EDECEK BİR DENEY GERÇEKLEŞTİ. ŞİMDİ EİNSTEİN'IN "İZAFİYET TEORİSİ"NİN ÇÖKMESİ GÜNDEMDE. Fiziğin temel kanunlarından olan NEDENSELLİK İLKESİ (neden sonuçtan önce gelir) ve bu ilkeyi temel alarak çalışan DETERMİNİZM (“sebepler sonuçları belirler” veya “ne ekersen onu biçersin”) YASASININ DA GEÇERSİZ KALACAĞINA DİKKAT ÇEKİLİYOR. Bu durumda, BİR OLGUNUN SONUCU, ONU YARATAN NEDENDEN ÖNCE GELEBİLİR.” ACABA??? Hepimizin bildiği gibi bir olayın görülebilmesi için ışığa ihtiyaç vardır. Çünkü gözlem ancak ışıkla olur. IŞIĞIN GÖZLEMLEDİĞİMİZ ŞEYDEN GÖZÜMÜZE GELEBİLMESİ İÇİN, olayın olduğu yerin gözlemciye uzaklığının ışık hızına bölümü kadar bir ZAMAN GEÇMESİ GEREKİR. Nasıl bir bulutlu bir havada bir Şimşeğin çakışını görmemize rağmen sesini daha sonra duyuyorsak, bir olayın oluşuyla, tarafımızdan veya bir gözlem aletiyle gözlemlenebilmesi için de daima bir ZAMAN geçmesi gerekir. Eğer ışık, bir ortamda (Dr. Lijun Wang’ın deneyinde, Sezyum gazıyla doldurulmuş tüp, ki Sezyumun bir Alkali metal olup ancak yüksek sıcaklıklara kadara ısıtıldığında gaz haline geçeceği de hatırlatmalıyım. Bu durumda Sezyum metalinin kızgın buharıyla doldurulmuş tüpte) boşlukta olduğundan 300 kat daha hızla ilerliyorsa, (ki bu deneyin ortaya çkarttığı tek doğru bilgi budur) biz de bu ışığın varış noktasına(tüpün çıkışına) yakın bir yerden gözlem yapıyorsak, (ki elde edilen sonuca göre başka türlüsü olamaz) IŞIĞIN GİDECEĞİ YERE DAHA SEYAHATİNE BAŞLAMADAN ÖNCE VARDIĞINI görmemiz kaçınılmazdır. Bu şartlarda yapılan bir deneyde elbette ışığın tüpten çıkışı, tüpe girişinden önce görülecektir. Dolayısıyla IŞIĞIN TÜPE GİRİŞİNİ GÖRDÜĞÜMÜZ ANDA TÜPTEN ÇIKAN IŞIĞIN 20 METRE İLERLEMİŞ OLDUĞUNU GÖRMEMİZ DE NORMALDİR. Çünkü biz tüpün çıkışına yakın bir noktadayız ve HAVADA SEYREDEN IŞIKLA gözlem yapıyoruz. Tüpe girmek üzere olan ışıktan gözümüze gelen ışık, tüpün boyu kadar mesafeyi 300 000 km/sn hızla kat edip, gözümüze gelir. Ama, TÜPÜN İÇİNDEN GEÇEN IŞIK bu hızdan 300 kat daha büyük bir hızla, yani tüpün DIŞINDAN YOL ALAN gözlem IŞIĞININ HARCADIĞI ZAMANIN 300’DE BİRİNİ HARCAYARAK TÜPÜN ÇIKIŞ NOKTASINA ULAŞIR. Biz de çıkışa yakın bir noktadan gözlem yaptığımızdan, tüpten çıkan ışığı, tüpe girişinden önce görmüş oluruz. GERÇEKTE İSE IŞIK, ÖNCE TÜPE GİRMİŞ SONRA ÇIKMIŞTIR. Fakat gözlem aracımız olan havada seyreden ışık, OLANI, OLDUĞUNDAN FARKLI GÖRMEMİZE SEBEP OLMUŞTUR. Görmenin, gözlemin, olandan farklı olması durumunda görülen şey gerçek/hakikat değil İLLÜZYONDUR/YANILSAMADIR. Eğer görülen şey illüzyon değil de gerçek olsaydı, yani sonucu sebepten önce görmek mümkün olsaydı, zamanda seyahat etmek de, sebepleri değiştirip, farklı sonuçlar almak da mümkün olurdu. Bu vesileyle Analitik Kimyanın en temel kuralını hatırlatmak isterim; BİR ZİNCİR EN ZAYIF HALKASI KADAR SAĞLAMDIR. İsterseniz en hassas ultra modern analiz cihazları kullanın, deney numunenizin ağırlığını bakkal terazisinde ölçüyorsanız, elde ettiğiniz sonucun güvenilirliği ve hassasiyeti bakkal terazisinin ki kadardır. Bu deneyde de Dr. Wang, verdiği bilgiye göre, aşırı hassas ölçme cihazları kullanmıştır. Ama o araçların kullandığı gözlem aracı, tabir caizse bakkal terazisi hassasiyetinde olan HAVADA SEYREDEN IŞIKTIR. Bu ışıkla, Sezyum metalinin kızgın buharıyla doldurulmuş tüpte, havadakinden 300 defa daha hızlı yol alan bir ışık demetini gözlemlemeye kalktınız mı, temel fizik yasalarının geçersiz kılacak iddialarda bulunmak kaçınılmazdır. O halde haberdeki, “20. YÜZYILIN FİZİK YASALARINI ALT ÜST EDECEK BİR DENEY GERÇEKLEŞTİ. Wang'ın deneyinin geçerli kabul edilmesi halinde, fiziğin temel kanunlarından olan NEDENSELLİK İLKESİ (neden sonuçtan önce gelir) ve bu ilkeyi temel alarak çalışan DETERMİNİZM (“sebepler sonuçları belirler” veya “ne ekersen onu biçersin”) YASASININ DA GEÇERSİZ KALACAĞINA DİKKAT ÇEKİLİYOR. Bu durumda, bir olgunun sonucu, onu yaratan nedenden önce gelebilir.” şeklindeki tüm İDDİALAR GEÇERSİZDİR ve ilgi çekmek için UYDURULMUŞTUR. Ortada yeni hiç bir buluş olmadığı gibi bu deneyin yapıldığı 2000 yılından bu yana Kuantum mekaniğindeki gelişmeler tam tersi yönde olmuş, Newton mekaniğinin nedensellik ve Determinizm/Belirlenimcilik ilkelerinin atom altı boyutta da doğrulanması yönünde olmuştur. 2005 yılında Hollandalı Nobel odullu Fizikçi Ge-rard Hoft, 10 yıllık araştırmasını sonuçlandırmış, BİR PARÇACIĞIN NEREDE VE NE HIZLA HAREKET ETTİĞİNİ" ayni anda tespit etme olanağı sağlayan bir model geliştirerek, BİR ATOMUN eksi 43 SANİYE SONRA NEREDE ve NE HIZDA HAREKET EDECEĞİNİ ÖNCEDEN BİLME, BELİRLEME KAPASİTESİNE ULAŞMIŞTIR.
Sevgilerimle.
Tuncay Erciyes 01 Temmuz 2009
NOT-1:NEDENSELLİK/Causality/İLKESİ: Her olayin bir nedeni oldugunu dile getiren yasadir. Nedensellik ilkesi: Nedenle etki/sonuc arasindaki baglantinin zorunlulugunu dile getirir.
NOT-2:DETERMİNİZM/(Belirlenimcilik, Gerekircilik) YASASI/ilkesi: Evrende butun olup biten her seyin, nedensellik bağlantısı içinde belirlendiğini kabul eder. “Her şey, kendinden önce cereyan eden olay veya olaylar tarafından hazırlanmıştır" der ve olayların bir sebep-sonuç zincirinden ibaret olduğunu ileri sürer. Evrenin şu anı tam olarak bilinebilirse, gelecekteki durumunun da bilinebileceğini varsayar. Determinizm terimi ilk defa Kant tarafından kullanılmıştır. Laplace 1812 de "Olasılıkların çözümsel kuramı" isimli eserinde bu varsayımı benimsemiş ve Evrenin ideal bilgisine ulaşılabileceğini ileri sürmüştür. Bu yasa, insan davranışlarının ve ilişkilerinin açıklanmasında da kullanılmakta olup, Toplum psikologlarınca “Karşılık Verme/ Karşılıkta Bulunma yasası” olarak isimlendirilmiştir.
NOT-3: Daha fazla bilgi için, http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=17798 adresindeki, “TESADÜFİLİK (Indeterminizm) MÜMKÜN MÜDÜR?” başlıklı yazıma bakınız.