- Kategori
- İş Yaşamı - Kariyer
Işıklar yansın yeter

alıntılar
İnsan kaç yaşında olursa olsun bir yanı çocuk kalıyor. Kendimi sırası değişmiş öğrenci gibi hissediyorum.
Sanki istememim dışında bir yerden alınıp bir yere konulmuş gibi.
Zordur alışma süreçleri. Sancılı geçer.
Ama bir gerçek var ki; nasıl baktığına bağlıdır bulunduğun her yer.
Görmek istediğin gibi görürsün yani.
Bam başka bir semtin sokağından günaydın dedik bugün. Hani şu tebdil-i mekanda ferahlık var dediğim yer.
Alışıp alışmamakta tereddüt ettiğim sırada daha uzun yıllar alışkanlığı olanları anımsadım.
Mesela aynı yerde on yıl çalışanlar, yirmi yıl çalışanlar.
Ne kadar da zordu onlar için yılların alışkanlığından kopmak.
Sonra ne kadar bencilce düşündüğümü fark ettim. Yer beğenmez, semt seçerken ya seçme şansı olmayanlar ne yapacaktı?
Fikrimizi, düşüncemizi bangır, bangır bağırıp konuşabildiğimiz ortamlardaydık hiç değilse. Havasız mı? kliması az mı soğutur?
Geniş mi, ferah mı… derken maden işçilerini anımsadım.
Onların seçme şansı yoktu. Masaları güneş alıyor diye kızmaları da mümkün değildi çünkü zaten güneşe hasretlerdi.
Çok mu mızırdanıyoruz hayatımızla alakalı gidişat için?
Galiba biraz öyle.
Olumsuza odaklandıkça gözümüzde dağ gibi büyüyor her şey.
Ve büyüdükçe motivasyonumuzu kaybediyor, gücümüzü cılızlaştırıyoruz.
Şuan bulunduğum yerinde, semtinde bir önemi yok.
Aklım başka yerde kaldı şimdi;
Yer altında çalışan madencilerde.
Güneşe hasret ne kadar hüzünlü göz varsa onları anlayabilmenin peşinde.
Işıklar yansın yeter, geri kalan her şey güzel.