Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
372
 

Işıklarda inecek var

Işıklarda inecek var
 

Her köşesi cennetim, her yolculuğu ayrı bir anıdır memleketimin düsturundan hareketle Sicilya mafyasının sokakları paylaşması gibi biz de gezgin blogcu arkadaşım Gülçinle İstanbul'u böldük ikiye!

Buna göre 202 ve bilimum Bostancı-Taksim hattı Gülçin’nin Pendik-Kadıköy minübüs ve tren hattı ise benim oldu Polat Alemdar'ın katıldığı sade bir törende. Anlaşmaya göre birbirimizin bölgesinde yolculuk etmek serbest ama karşıt bölgelerde yaşanan anlatılası olayları kendi bölgendeymiş gibi okuyucuya aktarmak yasak. Şeytana uymamak için karşıt bölgedeki yolculuklarda çantada kesinlikle kağıt kalem bulundurulmayıp kazara bulunanlar en yakın kahyaya tutanakla teslim edilecek, anlatılası bir olay görülüp ezbere alınmaması için de ezber bozmak amacıyla koyun sayılacak. (Koyun mecburi olmayıp taraflar isterse fil, goril, baykuş,bukalemun sayabilecek) Yine asla ve kat'a sınır ötesi sıcak takip yapılmayacak! (Böyle de sosyal mesaj verilir arada)

Bu katı kurallar eşliğinde kendi bölgemde iş yemeğinden dönüyorum dün akşam geç vakit. (mesajdaki kaygının güzelliğine dikkat, iş yemeği önemli insanı olmanın dayanılmaz hafifliği) Her şey normal, kayda değer bir şey yok derken gelişen bir olay başka bir blog komşumun minibüs tezini çağrıştırdı bana. Eski bir vakit komşum bay anselmo minibüslerde arkalardan uzattığın paradan sonra gideceğiniz yerin teyitini şoförle sizin yerinize yapan ve paranızın üstünü görevmişcesine takip eden "para üstü şövalyeleri"nden dem vurmuştu bir seferinde.

İşte ben de dün akşam sakin sakin iş yemeğinden dönerken (çok keyifli bir yemekti. iş yemeği idi) kulağımda Bryan Adams, elimde kağıt kalem bir şeyler karalarken her zamanki gibi, sol omuz hizamdan önce çok hoş bir rayiha duydum ve hemen akabinde pamuksu bir şey omzunu yokladı. Aman Allahım lütfen nedeni “impaaulss” olmasın diyerekten “Bred Piti” kıskandıracak açı ve yavaşlıkta başımı hafifçe sola çevirdim. O da ne sarımtrak çam yarması bir abi hemen sol yanımda oturuyor tüm kaslarıyla beraber.
-Ama nasıl olur.
gözlerimi ovuşturup yeniden açtığımda bu sefer abi'nin yanında başını uzatmış bakımlı esmer güzeli bir abla;
-Bostancı'ya gitmek için burada mı inmemiz gerekiyor diye bağırıyor bana.
kulaklığın tekini çıkarıp ;
-Hayır bu minibüs zaten Bostancıya gidiyor diye ben de O'na bağırdım.! Ve devam ettim haykırmaya
- Ben oraya gelince size haber veririm.


Ne olduysa ondan sonra oldu. Ne yazdıklarıma ne dinlediğime konsantre olabildim. İneceği yeri bilmeyen yabancıların "inecek var abi şövalyesi" olarak Maltepe'den Bostancı'ya diken üstünde geldim. Dalğınlığa gelip elin yabancılarının yanlış yerde inmesine sebep olup, bu mübarek akşam olası bir sevaptan faydalanamayız diye eğreti yolcu olduk akşam akşam.

Yabancı dedim de lafın gelişi değil ha. Sarımtrak abi paso ingilizce esmer abla da düzgün ama biraz aksanlı sanki evet evet “Şebnem Şefır” gibi konuşuyordu. Belli ki buralarda yenilerdi.

Gözüm yolda gönlüm darda tıngır mıngır geldik Bostancıya. Sonra ben kulaklığın tekini çıkarıp yine bağırmaya başladım.
-Pardon hanfendi bir sonraki ışıklarda inip soldan aşağıya ilerleyip istasyonun altından geçince Bağdat caddesine çıkabilirsiniz.
-Taksiye gerek var mı?
-Hayır beş dakika yürüme mesafesinde ama tam olarak neresine gideceksiniz caddenin.
-Hiççç çıkmak için sadece, merak ettik.
-Haa anladım. O zaman caddeye varınca sağa dönüp dosdoğru açılın açılabildiğiniz kadar.

.
.
- Işıklarda inecek var kaptan.
- Hanfendi siz burda ineceksiniz.
- Teşekkürler
-Rica ederim iyi eğlenceler der ve gülümser genç adam yine birilerini mutlu etmenin sevinciyle
Bu arada kadre ağlarını örmüş "süpermen süpermen olmak lazım bazen" şarkısı da çoktan introsunu girmiştir orta kulaktan içeri doğru. Olaylar gelişir...........


Bir sonraki yolculuğa kadar esen kalın....

<ı>foto : wowturkey.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

impauulss'lu esmer ablayı, sarımtıraklı ecnebi abiyle bi başına, akşamın o saatinde yapa yalnız salmanızı, esef and nefretle kınadım.. gel dememeleri hiç önemli ...osssun yine de durun caddeyi göstereyim, olmadı restauranları, pastaneleri , hastaneleri deyip (ki ne alaka ben bile anlamış değilim) göstermeliydiniz.. yalnızca, incekk var demek ve işten sıyrılmak, milli sorumsuzluk, bireysel kaçış (?) bide şeyyy, (?) yaa.. öyle zaten (acaba hiç espri yapmasa mıydım) güzel bi yazıydı (ya , kötü oldu şu kalitesiz pis esprilerim) keşke devam etmesem, bak hala yazıyorum , cıkkk,cıkkk ilk intiba son intiba. o vakit elveda (son cümleyle iyice rezil olayım dedim içimden ,içimden) kısaca, çok keyifle okudum.. ohhh be buydu demek istediğim :))) keyifli ve keyifle kalın:))

Kundelas- Sevdakılıçaslan 
 15.03.2008 0:17
 

Ayrıca gündüz vakti yediğin keyifli yemeği "iş yemeği" diye özellikle vurgulaman da ilginç ve keyifliydi ve tabii ki yabancılara yardımcı olacaksın. Yolunu şaşırıp perli perişan olup da; gece vakti senin kapını mı çalsalardı peşlerine takılan bilumum yabancılardan kaçarken:))

Ayrıntıda gezinmek 
 30.09.2007 16:04
Cevap :
tarafımdan kaynaklanan küçük bir yanlış anlaşılmayı düzelteyim hemen. yemeği akşam yedim. olay da takriben saat 22:00 sularında cereyan etti... şahitlerim var... :)  30.09.2007 20:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 763
Kayıt tarihi
: 21.10.06
 
 

Özel biri değilim. Sıradan bir yaşam süren sıradan bir adamım. Çok geçmeden adım unutulur. Tuzluk...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster