Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '11

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
467
 

İşin İçerisinde Cemaat Varsa Sansür Kaçınılmaz mı?

İşin İçerisinde Cemaat Varsa Sansür Kaçınılmaz mı?
 

Milliyet Blog ortamında siyasal görüş ve düşüncelerimin örtüşmediği bir yazar arkadaşımızdır Sayın Serhatt (Serhat Tuna). Serhatt’ın yazılarını okurum ve çoğunlukla olaylara baktığı noktayı ve değerlendirmelerini kendi siyasal görüş ve düşüncelerim gereği doğru bulmam. Yine bununla beraber Serhatt’ı bu sitenin önemli isimlerinden birisi olarak nitelendiririm.

Serhatt’ın dün yazmış olduğu “İmamın Ordusu” başlıklı yazısını okudum. Serhatt yazısında her zaman olduğu gibi Fethullah Gülen ve Cemaatini hedef almıştı ve eleştirileri de yerindeydi. Bu gün yayınlamış olduğu yazısından öğrenmiş olduk ki, Serahtt’ın “İmamın Ordusu” başlıklı yazısı, kimi gerekçeler gösterilerek yayından kaldırılmış ve yeniden güncellenerek yayına alınması yönünde kendisine bildirimde bulunulmuş.

Serhatt’ın yayına vermiş olduğu “İmamın Ordusu” başlıklı yazısını okudum ve bu yazısında değinmiş olduğu hususların tümüne katıldığımı belirtmek istiyorum. Emniyet içerisindeki cemaat örgütlenmesini bilmeyen yok. Her şey alenen ortada ve bu durum ister istemez her aklı başında insanın kafasını kurcalıyor. Devleti ele geçirme planlarındaki en önemli güç odaklarından birisi emniyet ve bu alandaki sıkı cemaat örgütlenmesine dair kaygı duymanın hiç de tuhaf bir yanı yoktur. Ben şahsım adına cemaat örgütlenmesini çok ciddi bulmuyorum, ama bu yapıya gözlerimi kapatacak da değilim. Cemaat örgütlenmesinden kaygı duyan çevrelerin kaygılarını ise görmezden gelmeye çalışmanın hiçbir esprisi olamaz.

O halde hemen soralım…

Bir cemaat neden ısrarla emniyet içerisinde örgütlenme, kadrolaşma gereği duyar? Öyle ya, ülkeyi yönetmeye talip değilse bu cemaat, devleti ele geçirme hedefi yoksa neden emniyet içerisinde sıkı bir örgütlenme faaliyeti yürütür?

Cemaat neden gidip kendi cemaat işleriyle uğraşmaz da, ille de memleketin ve dünyanın dört bir yanında okullar açıp, örgütlenme çabasına ve misyonerlik faaliyetlerine girişir?

Bu iki sorunun da yanıtı belli… Cemaatin temel bir hedefi var ve bu hedef on yıllardan beri bilinen bir gerçektir. O gerçek “Devleti ele geçirme gerçeğidir”. 28 Şubat sürecini gözümüzün önüne getirdiğimizde, Fethullah Gülen’in ekranlara düşen konuşmalarının ağırlığını mülki idaredeki örgütlenme faaliyetleri oluşturuyordu. Bu gün gelinen noktada cemaatin bu alanda önemli mesafeler kat ettiğini görüyoruz. Cemaat önemli mesafe katetti, zira şahsım adına, ben henüz daha güvenilir üyeliğim onaylanmadığı zamanlarda Fethullah Gülen ve Cemaatine ilişkin yazmış olduğum yazılar günlerce bekletilir ve çoğunlukla bir red gerekçesi ileri sürülerek yayınlanmazdı. Red gerekçesi çoğunlukla “Kişi haklarını ihlâl” olarak gösterilirdi. Şayet bu yazılarda “Kişi haklarını ihlâl” gerekçesi söz konusu ediliyorsa, yazmış olduğumuz hemen hemen her konunun yayından kaldırılması gerekir. Her yazım için bu gerekçeyi iler sürmek mümkün. Sadece benim yazılarım için değil, bu sitedeki birçok yazarın yazısı bu gerekçe ile yayından kaldırılması veyahut yayına verilmemesi gerekir.

Salt bu sitenin bile cemaate ilişkin eleştirel yazılara yönelik yönetim tavrının dahi, cemaatin gücünün hangi boyutlarda olduğunu işaret etmesi bakımından dikkate değer buluyorum.

Serhatt’ın dün yayınlamış olduğu yazısı “İmamın Ordusu” başlıklı yazısının, sansür edilecek hiçbir yanı olmadığı gibi, eleştiri sınırlarının dışına çıkmış bir yazı değildi. Sitenin bu antidemokratik tavrı benim için bir protesto sebebidir.

EDİTORDEN NOT:

Merhaba,

Son yazınızı okuduk. Ancak zaten Serhat Bey’in konuyla ilgili sabahki yazısından sonra yazıyı tekrar incelemiş ve yayına almıştık. Editörlerimiz ilk değerlendirme sırasında, yazıdaki bir cümleyi farklı yorumlamışlar ve bu nedenle eleştiri sınırını aşan bir ifade olduğunu düşünerek yazıyı yayından almışlar. Ancak bugün Serhat Bey’in uyarısı üzerine tekrar inceleme yaptıklarında yazıda yayınlanmaya engel bir sorun olmadığını gördüler ve yazı tekrar yayına alındı. Serhat Bey’e de bu konu hakkında bilgi verilmişti.

Sitemiz basın yayın ilkelerine uygun olduğu ve eleştiri sınırları aşılmadığı sürece her türlü görüşe açıktır. Bunu zaten yayınlanan blogların çeşitliliğinden de fark ediyorsunuzdur.

Bu durumda son yazınızı yazarken yola çıktığınız nokta geçerliliğini yitirmiş oluyor. Bu nedenle yazınızı güncellemenizin, okurları yanıltıcı bilgi olmaması açısından daha iyi olacağına inanıyoruz.

Konu hakkındaki hassasiyetiniz ve uyarınız için de teşekkür ediyoruz.

Saygılarımızla,

Milliyet Blog

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Biraz evvel okudum ,yurt dışında bir site açılmış ve adı " imamın ordusu" . Sanırım bir kopyayı dışarı çıkarmışlar ve 11 Nisandan itibaren yayınlanacakmış. Artık bu elektronik çağda sansürü uygulamak ta o kadar kolay olmayacak:)) Sevgiler....

sessiz-çığlık 
 26.03.2011 7:47
Cevap :
Son derece doğru söylüyorsunuz Yüksel Hanım. Bu zamanda sansür kavramı ciddi bir sorundur. Buna tevessül edenlerin geleceği parlak olmuyor maalesef. Selamlar Sevgiler  26.03.2011 14:35
 

Atlanılan şu yazılan yazının içeriğine yönelik MB yöneticilerine avukatları kanalıyla ulaşıldığı için böyle bir durumla karşılaşmamak için önlemi baştan almışlardır. Böylesi bir durumu yaşamamak için. Serhat beyin yazısını okumadım ama üstü kapalı bile ima edilmişse hedef cemaat bu yüzden MB bunu yapmıştır. Dediğim gibi benim yazım yayınlandıktan kaç ay sonra avukatlar kanalıyla MB'ye sorun yarattı. Böyle bir şeyin tekrarlanmaması için baştan önlem almak istemişlerdir diye düşünüyorum. Hangi cemaatin bu uygulamada önemi de yok söz konusu bir hukuksal sorunla karşılaşmamak için kendilerince baştan çözümü hiç yayınlamamak olarak görmüşlerdir. Doğru buluyor musunuz derseniz eğer doğru bulsam MB’nin istediğini yapar o yazımı yumuşatır yayında bırakırdım. Ama MB’yi de anlıyorum hukuksal bir sorunla karşılaşmak istemiyor bu da marka adı altında kendini korumanın bir yoludur ki çokta eleştiremeyiz diye düşünüyorum. Saygılar...

Oya Tekin 
 25.03.2011 17:17
Cevap :
Söylediklerinize katılmamak elde değil. Zaten sorun tam da sizin bahsini etmiş olduğunuz nokta ve benim vurgulamaya çalıştığım noktadır. Cemaat kendisine asla laf söyletmiyor ve en küçük bir eleştiriye dahi tahammülsüz. Bu tahammülsüzlüğe karşı dirençli olmak mı gerekir yoksa, dirençten vazgeçmek mi gerekir? MB belki kendisini korumak hususunda haklı olabilir ama ortada ciddi anlamda demokratik bir hakkın da ihlali söz konusudur. NOT: Bin vurumluk cevap yazamıyorum.  26.03.2011 14:41
 

Sayın Nihat benzeri bir durumu ben de yaşadım. Burada bir yazım ve fotoğrafım dışında, hiçbir yorumum ve yazım ret edilmedi. İlk kurulduğu günden beri üyesi olduğum bir yer. Az yazsam da yazıyorum ve önemsiyorum MB'yi. Ancak atlanan bir şey var. MB yönetiminin kendini korumak istemesi. Kendi yazım üzerinden anlatmak istiyorum durumu. Ret edilen yazım burada iki ay gibi bir süre yayınlandı sonrasında yine cemaat mensubu olan bir gurubu ve liderini anlatan yazım o cemaatin avukatları kanalıyla yayından çekilmesi MB'den istendiği için MB aylar sonra benden o yazıyı güncellememi ya da kaldırılmamı istedi. Ben yazdıklarımdan ödün vermeyeceğim için zaten anlatmak istediklerim de hedefe ulaştığı için geri adım atmadım kaldırılmasını uygun buldum. Ve o yazımı kaldırdım. Ama yayınlandıktan aylar sonra. Devam edecek...

Oya Tekin 
 25.03.2011 17:16
 

Değerli Nihat Bey, okuyan ve bağnaz olmayan her insan, bu ülkede cumhuriyetin kuruluş ve takip eden tek parti dönemi ile, 1960,1971,1980,1997 ve 2007 tarihinde gerçekleşen darbe, cunta ve muhtıralarda, (kimi) siyasetçinin yargının , askerin ve üniversitenin (milli eğitim yapılanmasının) temel görevinin ülkede; "Cumhuriyet ve Laikliği koruma kollama!" olduğunu, bunların adına verilen her türlü zayiatın, "Kutsal görev telafatı!" olduğu bilinir. O dönemlerde kimseler, sayılan elitlere! karşı çıkma cesareti gösterememiş, gösterenlerin de haklarından pervasızca gelinmiştir. Şimdi egemenlik (saf) yer değiştirmektedir. Bu değişiklik anında görülüyorki ortada ve çok güçlü bir şekilde, yargı-üniversite, asker, medya kardeşliği, muhalefeti oluşmaktadır. Eğer, ülkede önceden adına her ne denilerek yapılan, "koruma-kollama" hareketlerindeki haksızlıklara tepki verilseydi, bugün kimse sıradışılığa cesaret edemezdi. Özetle; "Yenilen hurmalar günü gelince yavrulamaktadır!" Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 25.03.2011 17:00
Cevap :
Değerli yorumunuzla ülkenin genel siyasi yapısına dair son derece güzel bir görüş belirtmişsiniz Mehmet Bey. Tamda dediğiniz gibi bu ülke Cumhuriyeti ve laikliği koruma kollama görevine soyunmuş çevrelerin bunu bir görev addederek sürekli toplum üzerinde baskı ve sindirme yöntemleri uyguladılar. Takdir edersiniz ki buradan amaç ne laiklikti, nede cumhuriyetti, tümüyle bahsi geçen bürokratik elitin egemenlikleri altında varlığını sürdürmek durumunda kalan bir devlet ve bir toplum… Yıllarca bu hedeflerinde başarılı oldular. Ama karşılarına bu defa o bürokratik eliti ele geçirecek bir yapı çıktı. Şu zamanda “Kırk Katır mı, Kırk Satır mı?” özdeyişi tam da yerli yerine oturuyor. Selamlar Sevgiler  16.04.2011 10:51
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1509
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1138
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster