- Kategori
- Futbol
Issız adam Guiza

Büyükşehir Çalışıyor!
Dakika 30. İstanbul Belediyespor maçı farka götürmek için hamleler yapıyor, maç en az 3-0 olabilecekken sadece 1-0. Fenerbahçe taraftarları, son ayların popüler filmi 'Issız Adam' ın müziklerinden birini, 'Anlamazsın'ı uyarlamışlar. Hep bir ağızdan söylüyorlar şarkıyı. Belli ki kendi 'Issız Adam'larını düşünüyorlar, bir o yana bir bu yana koşturan, inanılmazı gerçek yaparak 100%lük goller kaçıran, elleri hep kafasında, acıların 'Issız Adam'ı Guiza'yı. Guiza bu maçta da ilk 11'in vazgeçilmezi, Kazım yine yedek, Semih yine yedek. Artık yedekten de öte, 60. dk adamı demek lazım onlara. Onların yerinde kim olsa, takımı çalıştırana saygısı kalmaz. Senden kötüsü, hatta beteri sahadayken, sen Türkiye Ligi'nin gol kralı olarak, Milli Takım'ın vazgeçilmezi olarak, kenardasın. Ne sabır kalır, ne motivasyon, ne de oynama isteği. Çünkü belli ki, 3 gol de atsan, teknik direktör vatandaşını tercih edecek. Artık burada artniyet aramamak elde değil.
Bunun üzerine, 60. dk'da çıkan adamın maçı değiştirmesi muhtemel belki de tek oyuncu olan Alex olması inanılır gibi değil. Deniz, Emre Belözoğlu, hatta Deivid amaçsızca oynuyorken, üstelik rakip 10 kişiyken Alex'i çıkarmanın futbol bilgisi ve tecrübesiyle bağlantısı olamaz. 1-0 yeniksin, rakip 10 kişi, gol atmalısın ki maçı kazanabilesin. Sen oyunu yönlendiren oyuncunu, takımın kaptanı ve liderini çıkarırsan, maçı kaybetmeye mahkumsun. Sonuç, 80. dk'da Alex ve Guiza sahayı terkediyor, tribünlerde 'üç üç' sesleri.
Hatırlarsınız, ilk yarıdaki Fenerbahçe-Belediyespor maçında da Belediyespor'un 9 kişi kalması sonucunda takımın dengesi bozulmuş ve Fenerbahçe'ye karşı direnememişti. Bu sefer de Belediyespor 1-0 iken 10 kişi kalınca, 'tarih tekerrür mü ediyor' sorusu akıldaydı. Ancak Olimpiyat Stadı'nın seyirciyi içine almayan atmosferi ve çılgın rüzgarı, Fenerbahçe'nin baskı kurmasına engel oldu.
Burada Cüneyt Çakır'ı ve onun nezdinde bütün hakemleri anmadan edemeyeceğim. Hakemlerimiz, nedenini anlayamıyorum, maçın önüne geçmeyi ne yapıp edip başarıyorlar. Her taraftar, hakemleri kendine karşı artniyetli buluyor, ancak asıl sorun artniyet değil, formsuzluk ve futbolcuya 'kuralların uygulanması' konusunda ders verir nitelikte toleranssız davranmaları. Dün Selçuk Dereli, bugün Cüneyt Çakır. Aynı hakemler, sanıyor musunuz ki başka takımlara karşı farklı davranıyor? Selçuk Dereli'den daha yeni Beşiktaş-Denizlispor maçında bahsetmiştim, 'maçın önüne geçerek seyirci ile inatlaştı' şeklinde. Cüneyt Çakır, olaylı Manisaspor maçının kahramanı, Fenerbahçe-Galatasaray ve Galatasaray-Beşiktaş maçlarında da maçlardan çok konuşulmayı başarmıştı. Bugün de yersiz sarı kartlar ve otorite gösterileriyle kart gösterme hovardalığına devam etti, bana göre Guiza'nın faul yaptığı bir pozisyonda Belediyespor'lu Mahmut'u çok haksız yere kırmızı kartla oyun dışına gönderdi. Hakem Alex ve Guiza'ya göstermediği 'elli kollu' sarı kartları toptan olarak bir futbolcuya gösterdi. Bir takımın kaderiyle bu kadar oynanır mı? Artık hakemlerimizin futbol oyun kuralları ile ilgili değil, yorum, tolerans, denge ve en önemlisi adalet kavramları konusunda eğitilmeleri gerekiyor. Yoksa bu şekilde kimsenin hakemlere saygısı ve sabrı kalmayacak. Bu camiadan teğet geçmiş de olsam, bir hakemin ne zorluklarla 'hakem' olmayı başardığını, verilen emekleri iyi biliyorum, bu şekilde verilen emeğe de yazık ediyorlar.
Çok hareketli, heyecanlı, tempolu bir maç oldu. İzleyenlere keyif verdi. Gaziantepspor maçında söylediklerimi bu sefer söylersem, Fenerbahçe'ye haksızlık yapmış olurum. Sonuçta her iki takım da çok pozisyon buldu, çok kaçırdı. Belki buna kötü defanslar da hizmet etse de iki takım da ortaya ciddi bir mücadele koydu. Kazanan İstanbul Belediyespor olsa da, maç berabere de bitebilirdi, Fenerbahçe'nin galibiyeti de olasıydı. Burada sorgulanması gereken başka. Eğer bu iki takım aralarındaki değer farkına rağmen başabaş oynuyorsa, daha değerli olanın daha değerli olmasının ne anlamı kalır ki? Fenerbahçe harcanan milyon euro'ların heba olduğunu gösterir şekilde oynuyor. Yazık, gerçekten yazık..
Not: Beşiktaş'tan gitmesine rağmen, acaba Beşiktaş bir yerde yanlış mı yaptı diyerek, futbol kalitesine hayran olduğum İbrahim Akın'ı hep takip etmeye çalışıyorum. Bu maçta da gösterdi ki, yıllar İbrahim Akın'ın bencilliğinden hiçbir şey eksiltmemiş. Sayesinde, Belediyespor farkı arttırma şansını ellerinden kaçırdı. Bu yetenekle, bu psikoloji birleşince ortaya Belediyespor'da bile yedek kalan bir İbrahim Akın çıkmış.