- Kategori
- Tiyatro
İstanbul Efendisi-İBŞT

Sadabad sahnesinde izlediğim en leziz oyun tümcesiyle başlanabilir 'İstanbul Efendisi' oyunu için... Dekor konusunda idol olmuş Barış Dinçel, dönemi yansıtan kostüm tasarımlarıyla Duygu Türkekul oyunun tadına tat katmışlar... Hele 'Leyla' sahnesinde bir at nalını ayakkabıda kullanış var ki; 'düşünceye kurban' diyebilirsiniz en basit biçimde...
Yönetmen Engin Alkan olunca başka söze de gerek olmuyor sanırım. Üst üste aynı yönetmenin oyunlarını izlememden mütevellit olabilir ama her oyunda ayrı bir hayranlık oluşuyor büyük ustaya ve tabii onun artık kadrolu oyuncusu olan Çağlar Çorumlu'ya...
Molla İrfan rolünde; bir hafta önce izlediğim şark dişçisinden öyle farklı bir kompozisyon çiziyor ki, iki karakteri de aynı kişinin oynadığına inanmak zor gerçekten. 'du du durr durr','efendi bubama söylerseeeem' sahneleri bile yeter usta oyuncuyu izlemek için. Vücut dilini kullanışı enfes. Diğer oyuncularla iletişimi muhteşem. Hele burçların tasvir edildiği sahnede popüler tabirle yıldızını parlatıyor ve yine döktürüyor genç yaşına ragmen ustalar statüsünde izleyebileceğimiz büyük oyuncu...
3 saatlik uzun bir oyun gibi gelebilir ilk bakışta. Ama zamanın nasıl geçtiğini farketmiyorsunuz bile. Şarkı seçimleri enfes. Kadro yine aynı olunca seslerinden bahsetmek abesle iştigal olur sanırım... Hepsi başrolmüş gibi oynuyor. İnanılmaz eğleniyorlar oyun boyunca bu enerjiyi de seyirciye yansıtıyorlar.
Şarkılar bilindik olunca fasıldaymış gibi seyircilerde eşlik ediyor ister istemez. Bir saniye bile kopmanıza izin vermiyor oyun. 'Çile bülbülüm çile' ile birleştirilmiş bir falaka sahnesi var ki sırf o sahne için bile gidip izlenebilir. Eğer yeriniz orta kısımda sıra başlarındaysa ikinci perdenin başında oyuncuların güzel bir sürprizi bekliyor sizi benden söylemesi ;)
Kısacası iki perde, tekmili birden... sazlı, sözlü, eğlenceli,bol kahkahalı bir oyun İstanbul Efendisi... Gidin, Lale devrinden sonra Osmanlıdaki gündelik yaşantıya bir göz atın Aman 'Sakın geç kalmayın erken gidin':))