​ İstanbul için merkezkaç kuvveti / İstanbul / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '10

 
Kategori
İstanbul
 

İstanbul için merkezkaç kuvveti

"İstanbul'dan kaçmak", birçoğumuza tanıdık bir iç çekiştir. Oysa yine bir çoğumuz, İstanbul'a hayallerimiz, umutlarımızı bağlayarak gelmiştik.

Eğitimlerimiz, işimiz, sağlığımız için İstanbul çok çeşitli kaynaklarla doluydu. Dünyanın çeşitli yerinden insanlarla ilk ilişkilerimizi burada kurduk. Yeşilçamın ilk artistlerini İstanbul sokaklarında, İstiklal caddesinde yanıbaşımızda bulduk ve onların da birer insan olduğunu anladık. Ressamları, şairleri, yazarları çay bahçelerinde, kafelerde gizli hayranlıkla seyrettik. Saraylarda, camilerde, çeşmelerde, surlarda, kiliselerde, mezarlıklarda tarihe ellerimizle dokunduk. Sadece dergilerde gördüğümüz şarkıcıların konserlerine gittik.

Doğup büyüdüğümüz yerlerdeki sosyal çevrenin dışına İstanbul'da çıktık. Belki de benim gibi ilk komşunuz bir Rum, ilkokuldaki sıra arkadaşınız bir museviydi. Korkarak geldiğiniz İstanbul'da ummadığımız dostluğu onlarda bulduk. Yüzlerce öyküye konu dostluğun başrolünde biz vardık. Kimimizin ustası Ermeniydi, kimimizin sütçüsü Bulgar, manavı Arnavuttu.

İstanbul, dünyanın geçmiş tarihinde edindiği ve dünyanın gelecek tarihi içerisinde edineceği yerini koruyacaktır. Bizler bu akılalmaz yaşamda sadece birer nokta olarak kalıyoruz.

O veya bu nedenle geldiğimiz İstanbul'da bu zenginliği içimize çekmek için merkeze yaklaştıkça ayaklarımız geri gitmeye başlıyor. Eminönü, Taksim, Sultan Ahmet 'te artık iyica yabancılık çekmeye başlıyoruz. Yozlaşan ve kültürsüzleşen İstanbul'lu buraları dolduruyor. Lokantalarda yayılan müzik ve müziğin saldırgan sesi, mağazaların, dükkanların estetikten nasibini almamış tabelaları ve vitrinleri, işgal edilmiş kaldırımlar, "biz nereye geldik" ifadesiyle etrafa bakan yabancılar, onları alış verişe çekip komisyon alacak olan ve hatta bazılarıyla ilişki fırsatı kollayan kıvrak zekalı hanutçular, aniden yerdeki muşamları toplayıp kaçan işportacılar..... Kısacası hep birileri tarafından istismar edilen İstanbul.

Bazılarımız bu keşmekeşten kaçmak için görece daha sakin bir yaşamı olan Kadıköy'e taşındık. Biraz daha süzülmüş bir kültürel yapı. Laik ve eğitimli çoğunluk. Vapurlarda başlayan seviyeli dostluklar. Çeşitli kültür ve dinlerden oluşan bir doku.

Şimdi hızlanan bir eğilimle sitelere kaçış başladı. Yüksek duvarlı, yapay ama huzurlu bahçeleri olan, "canımıza olsun ama arabamıza olmasın" diyenlerin arabaları için kapalı otoparklar, hiç çalınmayan komşu kapıları -ki hepsi çelik kapıdır-, balkonsuz bir içe kapanış.

İşte kentteki merkezkaç kuvveti bizi bu noktaya getirdi.

Tüm iddiların aksine zor olan, kötü olan İstanbul değildir. İstanbul adındaki şehirde yaşam zordur Bunu yapan da gözünün önündeki binlerce yıllık birikimi yok sayan ve bundan yararlanmak, aldıklarının üstüne koymak yerine yiyip bitirmeye çalışan bizleriz..
 
Toplam blog
: 62
: 548
Kayıt tarihi
: 08.09.10
 
 

Ceyhan 1966 doğumluyum. Üniversite mezunuyum. Şiir ve öykü seviyorum. Atatürk ve Uğur Mumcu yol g..