- Kategori
- İstanbul
İstanbul'un Fethi

fatih'in orduları önünde atını denize doğru şahlandırışının temsili tablosu.
Bu işlerde bir tazeleme, hatırlatma ve hatırlama maksadı varsa da hangisi fayda sağlıyor iyi düşünmek ve karşılılık düşüncesi doğurunca eylemsel yanıtına ne diyeceğiz! Kutlama törenlerinin tarihi kronolojisi ve etkinliklerinin Osmalı İmparatorluğu zamanındaki durumu hakkında bilgiler nedir!
Fetih, Osmanlı sultanlarından İkinci Mehmed Han'ın (Fatih), 29 Mayıs 1453’te, Bizans İmparatorluğunun Başkentini alması. Türk-İslâm tarihinde çok önemli bir yer işgal eden İstanbul’un fethi, İslâmiyet'le birlikte ortaya çıkan mukaddes bir ideal, yüce bir gayedir. Bu ulvî erek uğruna önce Araplar, sonra da Türkler, İstanbul surları önünde defalarca kuşatma yapıp seve seve can verip, şehadet mertebesine yükseldiler.
Peygamber efendimizin; “İstanbul muhakkak fethedilecektir. Bu fethi yapacak hükümdar ne güzel hükümdar ve onun askerleri ne güzel askerlerdir” hadîs-i şerîfi, bütün İslâm hükümdar ve kumandanlarının bu şehri fethetmek arzu ve gayretlerini harekete geçiriyordu. Müslümanlar, “Feth-i Mübîn”i gerçekleştirmek için çok girişimde bulundular. Sahabeler hadis kutsiyetine nail olmak için bu kuşatmalarda şehit düştüler. Bunların içinde herkesin bildiği İstanbul'un manevi merkezi olan Eyüp külliyesi içinde ki türbede yatan Eyüp Sultan hazretleridir.
Bu büyük gaza çağ kapatıp çağ açmış ve bu onur ve şeref Büyük Türk Hakanı Fatih Sultan Mehmet'e ve Onun Şanlı Ordusu ve Türk Milletine nasip olmuştur. Çünkü o tarihlerde henüz Osmanlı popülasyon yapılanması-dağılımı ve coğrafi yayılış homojenliğini koruyordu.
Elbette tarih bilimi ve eğitim öğretimde bu konu çok yönlü olarak genç nesillere aktarılıp gerek kültürel gerekse tarih bilinci olarak gereken dersler çıkarılıp değerlendirilmelidir.
Ancak bu şanlı zaferi sadece görsel aktiviteler ve canlandırmalarla kutlamak hedefine olumlu yansıyor mu, iyi değerlendirmek gereklidir. Fetih'ten 555 yıl geçmiş, Konstantinopolis daha ilk yıllardan itibaren müslüman görünüme kavuşarak İstanbul olmuş hızla türkleşmiştir. Osmanlı'nın cağrafi yayılış ve imparatorluk karakteri nedeniyle değişik eyaletler ve bağlı coğrafyalar olsa da; İstanbul nüfüsunda diğer halkların önünde Türkler daima dominant olmuş zamanla azınlıkta kalanlarda gittikçe erimiştir.
Bu 5,5 asırlık süreç İstanbul'da hangi değişim ve kültürel birikimleri barındırmaktadır. Gayrimenkul, menkul objeler olarak envanter kayıtları tutulmuşmudur. Bu arşivler bilimsel çalışmalara ve eserler görsel turizmin hizmetine sunulabilmektemidir? Kültürel literatür için kitap, matbuat, basın konusunda özel bir müze-kütüphane oluşturulup hizmettemidir? İstanbul kentsel tarihi konusunda kolleksiyon ve envanter belge arşiv ve kütüphane çalışması varmıdır bu konudaki belgelerin koruma durumu ne haldedir.
Kültür Başkenti İstanbul Suriçi, Galata-Beyoğlu, Üsküdar v.s. yeraltı arkeolojik zenginlik harita ve potansiyel kazı harita, planlama çalışmaları yapılmaktamıdır?
Bunlar gibi benzeri araştırma ve konservasyon çalışmaları için potansiyel konular çok. Bunların yanında etkinlik bazında konferans ve bilimsel toplantılar yapılmaktadır. Ancak medyatik yansıma 29 Mayıs Fetih canlandırma şenliklerinde sembolleşmekte; diğer taraftan bizim olan İstanbul'u İstanbul sakinlerinin büyük bölümü tanımamaktadır.
Hal böyleyken, manevi-milli duygularımızı okşamakla birlikte dün yapılmış bir fetih gibi 555 yıl önceki Fetih zaferini bugün yapılmış gibi taze tutup o günden bu güne Türk-İslam birikim ve hazinelerinin istabuldaki potansiyelinden habersiz olmak, popülist içi boş törenlerden ibaret olmakla kalmayıp, tarihsel miras iddiasında olanların söylemlerine zemin hazırlanmış olmaktadır.
Başkaları da İstanbul'a eski isimleri ile hasretlik ve yas günleri anma törenleri düzenlemelerine, karadeniz sahilleri için hayal kurma seremonileri geliştirmelerine; kendimizin davetiye çıkardığımızın farkında olduğumuzu bilmek gerekir.
İstanbul'un bizim kadimden metropol kentimiz olduğu ne zaman tescil edilecek acaba.
nariçi: 29.05.08