Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

10 Kasım '12

 
Kategori
Trafik
 

İstanbul’un taksi şoförlerinin ortak rüyası ne?

İstanbul’un taksi şoförlerinin ortak rüyası ne?
 

İstanbul trafiği


1-9 Kasım arası İstanbul’da düzenlenen bir kongreyi takip etmek ve uzun zamandır beni bekleyen randevular için Türkiye’ye gittim. Atatürk Havalimanına varış saatim 17.45’ti ve bu defa Ankara’ya uçak bileti almadığım için 18.30’da kalkan ve molasız Ankara’ya kadar giden otobüse yetişmem gerekiyordu. Kongre için benimle gelen Hocam Maria Pia Pedani ile vedalaşıp taksiye bindiğimde telaş içindeydim. Bir yandan sağ sağlim geldiğimi İtalya’da benden haber bekleyenlere bildiriyordum. Bir yandan da taksiciye çok az zamanım kaldığını ve otobüse yetişmem gerektiğini söylüyordum. İtalya’dan gelmenin telaşında ilk Türkçe konuşmaya alışma aşamasında karşıma çıkan taksi şoförü benimle İtalyanca konuşuyordu. İngilizce ve Fransızca da biliyormuş. Seneleri yurtdışında geçen taksicim Sedat Birer beni kısa sürede otobüsüme yetiştirdi. Kendisine sonsuz teşekkür ediyorum. Yol boyu da muhabbet ettik Sedat Bey’le İstanbul trafiğinin benim gözümü korkuttuğunu söylediğimde buralarda yaşanmaz hanımefendi ben de keşke hiç dönmeseymişim diyorum dedi. Güzelim ülkeyi ne hale getirdiler diye de dert yandı.

İstanbul’da bulunduğum süre boyunca hem kongre alanına gitmek için hem de beni bekleyen görüşmeleri kaçırmamak için sık sık taksi ile hareket etmek zorunda kaldık. İstanbul trafiği Taksim’deki yol çalışması nedeniyle kapalıydı. Bu nedenle de daha taksime varmadan trafik kmlerce öteden sıkışıyordu. Şoförler isyan halinde bu inşaat işinin işlerini nasıl olumsuz etkilediğini anlatıyorlardı. Hepsi de kaçıp gitmek ve bu sıkıntıya daha fazla katlanmak istemiyorlardı. Sivaslı bir şoför 35 yıldır İstanbul’da yaşadığını ve uzun yıllardır taksicilik yaptığını şimdi ise Sivas’a dönmek ve çobanlık yapmak istediğini söylüyordu. Fakat çobanlık için kendine biçtiği süre bir yıllıkmış. Bu bir yılın ardından hayvanlarını satacakmış ve önce Türkiye’de hala görmeye fırsatının olmadığı 40 şehri gezecekmiş ve daha sonra da dünyaya açılacakmış. Görmeyi en çok istediği üç yer ise başta Venedik, Afrika’nın Kenya bölgesi ve Brezilya’nın amazon ormanlarıymış. Umarım bu hayalini gerçekleştirir.

İstanbul’da yaşanmaz artık! Bir haftada sayısız taksiciden duyduğum cümleydi. Bir tanesi dönüş yolunda beni dar sokaklardan geçirdi ve şehrin o bölgesindeki yapılaşmanın korkunçluğundan bahsetti. Bu bölgede kimse oturduğu eve kira vermezmiş. Boş ev bulan yerleşmiş netice bu diyen şoför sonunda kulaklarımın duymaya alıştığı o cümleyi söyledi: Kaçıp gitmek istiyorum ben de buralardan şöyle huzurlu sakin bir yaşam istiyorum. İstanbul’dan kaçıp gitmek ve bir daha asla dönmek istemiyorum.

Uzun zamandır Venedik’te mutlu mesut ve de oldukça sakin bir yaşam sürmenin kıymetini sanırım yeterince anlamamışım. Bir anda yaşadığı yerden bu derece memnuniyetsiz birçok insanın sorunlarını dinlemek beni gerçekten bir daha düşünmeye sevk etti. Bir de Kuzey İtalya gözlemlerimi paylaşırken sürücülerin yayalara karşı ne kadar özenli olduğunu, karşıdan karşıya geçmekte olan bir yaya varsa sürücülerin onun yürüme temposuna takılmadan sabırla geçmesini beklediklerini hep söylerim. İstanbul’da karşıdan karşıya geçerken son anda karşıdan gelen otobüsün sireniyle kendimizi hızla geriye attığımız an ülkene hoş geldin, işte burası senin ülkenin yolları ve o yolların hâkimi sürücüleri dedim.

İstanbul’a bir dahaki ziyaretim ne zaman olacak tam bilemiyorum; ama umarım ben geldiğimde taksicileri canından bezdiren Taksim bölgesi inşaatı bitirilmiş olur. Dünyanın en güzel ve özel şehri İstanbul’a reva mıdır tek hayali buradan kaçıp gitmek isteyenlerin şehri olmak?

 
Toplam blog
: 79
: 5412
Kayıt tarihi
: 25.10.11
 
 

Dr. Serap Mumcu Geronazzo, Padova Üniversitesi Tarih bölümünde doktoramı tamamladım. Tarih, Sanat..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara