​ İstanbulla Hesaplaşma I / Şiir / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ağustos '09

 
Kategori
Şiir
 

İstanbulla Hesaplaşma I

Evet, kaçtım senden gitmedim.

İsterdim içime sine sine, isteyerek senden ayrılmak…

Hani o zaman daha kolay olurdu benim için şu anda her şey.

Ama geride gözümün arkada kalma korkusunu bıraktım ben.

Ve senden kaçalı uzun zaman da olsa gözüm arkada hala.

Aklım yüreğim hala sen de…


Önce küçük küçük kolilere sığdırdım her şeyimi.

O küçük kolilerin içine büyük büyük umutlar sakladım aslında…

Hala beni bekliyorlar bulundukları yerde.

Biraz daha açılmazsa o kutular nefessizlikten ölecekler belki de!

Ne büyük heyecanlarla doğurduğum o umutların ölümünü izlememi bekleme benden!

Yanıma ufak bir valiz aldım yalnızca senden kaçarken, yüküm çok olmasın diye.

Ama bilememişim asıl yük yüreğimdeymiş…

Ve ben o yükü kimseye emanet edemiyorum bir türlü…


Evet, kaçtım senden!

Korktum yine aynı şeyleri yaşamaktan…

Öyle bakma bana , evet çok yormuştun beni!

Bir düşün bir hesabını yap bakalım.

Kimleri almıştın benden ve geriye kaç kişi kalmıştı?

Nankörlük etmiyorum merak etme.

Biliyorum bana yaşattığın güzellikleri

Ve o güzellikleri başka hiçbir yerde yaşayamayacağımı da…

Bu yüzden şimdi bu kadar çok özlüyorum seni!

Bu yüzden gözüm hala arkada!


İsterdim şimdi senin kıyında bir yerlerde oturup rüzgarlı bir havada,

Sıcacık çayımı içerken martılarımla dertleşmek…

İsterdim kalabalığının ortasında tüm o arabalara ve insanlara küfretmek…

İsterdim arka sokaklarında ellerim cebimde dolaşıp bir türkü tutturmak…

İsterdim en köhne limanına gidip bir şişe şarabı tek başıma devirmek…


Evet, kaçtım ve kaçarken aslında biliyordum seni

Ve bana yaşattıklarını ne kadar özleyeceğimi…

Ama ne yapabilirdim ki başka?

Gücüm tükenmek üzereydi az kalsın!

Ve ben hayata yeniden tutunmak zorundayım.

Tutunabildin mi sanki diye hınzır hınzır gülümsüyorsun değil mi?

Tutunamadım, hayır aksine büyük bir boşlukta asılıyım şu günlerde…

Önümde hayat. tüm seyrinde akıp gidiyor…

İnsanlar konuşuyor , kararlar veriyor ve ben sadece kafa sallıyorum.

Arada bir de gülümsüyorum onları dinlemediğimi anlamasınlar diye…

Oysa bu boşlukta sallanmaktansa şimdi

Aşiyan yollarında senin salına yürümek isterdim…

Ve ayıp olmasın diye gülümsemek yerine

Kimselerin pek de uğramadığı bir sahilinde hüngür hüngür ağlamak isterdim…

Bak bana şimdi ve gör seni ne kadar özlediğimi!

Gör bu bertaraf olmuş halimi!

Ve sus sakın bir şey söyleme bana!

Alay etme benimle gülme bu halime!

Kendim seçtim biliyorum.

Kaçmak da benim tercihimdi.

Ama kalsaydım ben ben olmayacaktım artık…

Bu kadar yenilgi bu kadar kayıptan sonra o güzelliklerini bile göremeyecektim belki de…


Sen ne yaparsan yap bana avutacak bir şeyler verdin hep farkında olmasan da…

Ya bir martı kanadında buldum bu avuntuyu,

Ya denizinin bembeyaz köpüklerinde,

Ya o bağrına bastığın sokak çocuklarından birinin gülümsemesinde,

Ya da amaçsızca yürüdüğüm sokaklarından birinde karşıma hasbelkader de olsa çıkardığın

Eski bir tanıdığın merhabasında,

Galatada balıkçı amcaların denize fırlatmadan önce oltalarına özenle taktıkları yemlerde…

Ben bir şekilde avunacak bir şeyler buluyordum sende.

Ve şimdi bunları söylerken sen de şaşırıyorsun ben bunları nasıl ne zaman yaptım diye.

Senin benden aldıkların olduğu kadar benim de senden aldıklarım var aslında…

Sana ufak tefek görünse de bana kocaman mutluluklar yaşatan şeyler hem de…


Evet kaçtım senden, her şeye rağmen!

Ardımda bir yüreği bırakarak hem de…

Yüreğimin yangın yeri benimle birlikte geldi sadece!

Yani kaçtım ama yanmaktan kurtulamadım yine de…

Ben koşar adımlarla kaçtıkça yangın daha da alevlendi…


Şimdi senden istediğim birkaç bir şey var.

Eski günlerin hatrına…

Hadi yapma az kahrını çekmedim senin!

Bu kadarcık bir iyiliği hak ediyorum elbette.

Sana bıraktığım emanetler çok fazla.

Ben gelene kadar onlara çok iyi bak!

Çok bir şey istemiyorum aslında…

Döndüğümde bıraktığım yerde bulayım onları yeter…

Dönecek misin diye sorma bana!

Kaçtım diyorum sana gittim değil!

Anlamıyor musun beni?

Her kaçan bir gün kaçtığı yere mutlaka geri döner.

Tıpkı severek ayrıldığın bir eski sevgilinin numarasını çevirmek gibi

Bir gece yarısı ansızın…

Hey sana diyorum duyuyor musun?

Bir gün geri geleceğim bekle beni!

Martılarıma, sokak çocuklarıma , denizime, o küçük sahile, arka sokaklarına

Ve YÜREĞİME iyi bak!

Sana emanet…

 
Toplam blog
: 32
: 570
Kayıt tarihi
: 23.09.08
 
 

İstanbul Ünüversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunuyum. 6  yıldır özel bir dershanede edebiyat öğ..