- Kategori
- Psikoloji
İşte öyle bir şey

RESİM:ALINTI"
Nisan yağmuruydu tepeden tırnağa ıslatan beni… Gidişin değil… O küçücük damlacıklardı yanağıma dokunan… Yağmur damlaları… Sanma ki ayrılık için akıyor bu yaşlar… Soluk benzime, tükenmiş duruşuma bakma sen, iyiyim ben. Hem de hiç iyi olmadığım kadar…
Bırakıp gittin ya yok olmadım ben… Koca bir yalnızlık rüzgârı esti yüreğime… Üşümedim, inan. Tedbirliydim. Gitmeden hemen önce seninle öyle doldurmuştum, öyle ısıtmıştım ki yüreğimi…
Senin de ıslaktı gözlerin, neden. Neden, o zaman neden gittin be sevdiceğim. 14.02.2008
……………………….
Biraz sevgi, biraz gülümseme, bir parça dokunuş, attım kalbime, harladım ateşi, izin vermedim sönmesine… İzin vermedim. Her gece beni kucaklayacak olanın yalnızlık olduğunu bile bile razı oldum kaderime…
Her yağmur yağdığında o nisan gününü hatırladım… Sarı yağmurluğunun kapişonu saklıyordu kestane rengi saçlarını… Sarı renge vuran küçük damlacıklar bir yol buluyordu kendilerine ve süzülüyordu aşağıya doğru. İşte tam da o an ılık ılık bir şeyler akıyordu yüreğimden…
Gidişinin üzerinden altı ay geçti. Zaman su gibi akıp gidiyor ama gel de bana sor. Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor Erol Evgin’in şarkısındaki gibi…25. 08.2008
…………………………..
Bugün ikinci kez elime alışım seni günlük… Sayfalarında dolaşışım defalarca kez… Yaramı kanata kanata okumam her kelimeyi yeni baştan…
Günlerden pazartesi, aylardan Ağustos… Ağustosun 25’i… Doğum günüm bugün…
Beklediğim biri var akşam çökmesine karşılık şehre… Sıcak buralar sevdiceğim… Gün geçtikçe harladığım o ateş vardı ya daha da alev aldı.Körükledi deli deli esen rüzgar…
Nisan yağmurları söndürür dedim, beceremediler insafsızlar… Cayır cayır alev aldı yokluğun yüreğimde… Sana dair biriktirdiklerimi, ah…
Sokak lambaları da yetmedi içimdeki karanlığı aydınlatmaya… Teker teker yanmaya başladı evlerin ışıkları… Takılı kaldım Erol Evgin’in o hüzünlü şarkısına…
“Evlerin ışıkları bir bir yanarken ben de ki karanlığı gel de bana sor…”
Öyle bir karanlığın içindeyim ki günden güne daha da kötü oluyorum. Sevdan büyüyor yüreğimde öyle büyüyor ki taşıyamayacağım kadar ağırlaşıyor… Aşk değil mi bunun adı ya da işte öyle bir şey… 25.08.2008
Bırakıp gittin ya yok olmadım ben… Koca bir yalnızlık rüzgârı esti yüreğime… Üşümedim, inan. Tedbirliydim. Gitmeden hemen önce seninle öyle doldurmuştum, öyle ısıtmıştım ki yüreğimi…
Senin de ıslaktı gözlerin, neden. Neden, o zaman neden gittin be sevdiceğim. 14.02.2008
……………………….
Biraz sevgi, biraz gülümseme, bir parça dokunuş, attım kalbime, harladım ateşi, izin vermedim sönmesine… İzin vermedim. Her gece beni kucaklayacak olanın yalnızlık olduğunu bile bile razı oldum kaderime…
Her yağmur yağdığında o nisan gününü hatırladım… Sarı yağmurluğunun kapişonu saklıyordu kestane rengi saçlarını… Sarı renge vuran küçük damlacıklar bir yol buluyordu kendilerine ve süzülüyordu aşağıya doğru. İşte tam da o an ılık ılık bir şeyler akıyordu yüreğimden…
Gidişinin üzerinden altı ay geçti. Zaman su gibi akıp gidiyor ama gel de bana sor. Gel sen ne çektiğimi bir de bana sor Erol Evgin’in şarkısındaki gibi…25. 08.2008
…………………………..
Bugün ikinci kez elime alışım seni günlük… Sayfalarında dolaşışım defalarca kez… Yaramı kanata kanata okumam her kelimeyi yeni baştan…
Günlerden pazartesi, aylardan Ağustos… Ağustosun 25’i… Doğum günüm bugün…
Beklediğim biri var akşam çökmesine karşılık şehre… Sıcak buralar sevdiceğim… Gün geçtikçe harladığım o ateş vardı ya daha da alev aldı.Körükledi deli deli esen rüzgar…
Nisan yağmurları söndürür dedim, beceremediler insafsızlar… Cayır cayır alev aldı yokluğun yüreğimde… Sana dair biriktirdiklerimi, ah…
Sokak lambaları da yetmedi içimdeki karanlığı aydınlatmaya… Teker teker yanmaya başladı evlerin ışıkları… Takılı kaldım Erol Evgin’in o hüzünlü şarkısına…
“Evlerin ışıkları bir bir yanarken ben de ki karanlığı gel de bana sor…”
Öyle bir karanlığın içindeyim ki günden güne daha da kötü oluyorum. Sevdan büyüyor yüreğimde öyle büyüyor ki taşıyamayacağım kadar ağırlaşıyor… Aşk değil mi bunun adı ya da işte öyle bir şey… 25.08.2008