​ İstemiyorum! / Doğal Hayat / Çevre / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '09

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
 

İstemiyorum!

İstemiyorum!
 

Bir ulusun zenginliği, kentlerinin ekonomik sağlığına bağlıdır.


Geçtiğimiz yüzyıl kentleşmenin yy.dı, görüle o ki, 21.yy kentlerin yüzyılı olacak.

Tarihte, kentler arzular ve korkular üzerine kuruldu.

Bugün ise peşinde olduğumuz rüya; toplumsal olarak adil ve çevresel olarak sağlıklı kentler.

Şehirleşen bir dünyada yaşıyoruz. Nüfus artışının yanı sıra, şehirleşme de zamanımızın demografik trendlerinden biri. 1900 yılında şehirlerde 150 milyon kişi yaşarken, 2000 yılında bu rakam 19 kat artarak 1.9 milyar kişiye; şehirleşme oranı da yüzde 10’dan yüzde 46 ‘ya yükseldi.

Bu trendle 2007 itibarıyla yarıdan fazlamız şehirlerde yaşayacak.1800’lerde yalnızca Pekin ‘in “bir milyon” nüfusu vardı. Bugün 326 tane. ”10 milyonluk” şehirlerden ise 19 tane.

Kentlerde gıda, su, enerji ve hammadde talepleri o kadar yoğun ki, doğanın bunlara cevap vermesi imkansızlaştı. Ayrıca, hammaddelerin yarattığı çöp, insan atığı gibi kirleticiler kapasitenin üzerine çıktı.

Eski şehirler, çevre köylerdeki gıda ve su kaynaklarına bağımlıydılar. Bugünkü şehirler ise, gıda ve su gibi temel ihtiyaçlar için bile uzak kaynaklara bağımlı.

Genel kanı, şehirleşmenin daha da devam edeceği yönünde ve Toprak ve su kıtlığının yaşandığı bir dünyada, her ikisinin de değeri hızla artacak.

Tüm Dünyada, şehirleşme trendi arttıkça daha hızlı çözümlere ihtiyaç duymaktadır.

Hızlı cevaplar da, ancak yerel düzeyde verilebilmektedir.

Kentleri yönetmeye talipli olanların gözleri gelecekte, ayakları şimdide olmalıdır.

Yöneticinin, hangi ihtiyacın temel talep; staratejik talep veya günlük talep olduğunu ayırt etmesi gerekir.

En iyi rehber düşünce, günümüzü gelecek fikriyle bağlamaktır.

Bir kentin sağlığı, yalnızca ulaşımın iyileştirilmesi ya da yeşil çevre ile sağlanmaz.

İki kentsel dünya vardır; zenginlerin ve fakirlerin.

Biri; yüksek güvenlik duvarları ardında, tüketimin doruklarında ve az sayıda,

Diğeri; yaşamı risk altında, yoksulluktan kurtulmak için umutsuzca çalışan ve çok sayıda.

Yarının kentleri, bu iki dünyayı bir arada geleceğe götüren olacaktır.

Bir ulusun zenginliği, kentlerinin ekonomik sağlığına bağlıdır.

Güçlü yerel ekonomiler, gittikçe kentleşen dünyanın yarattığı ekonomik baskılara dayanabilecek toplulukların da temelidir.

Geleneksel ekonomik kalkınma modelimiz; yukarıdan aşağıya zenginden fakire, devletten kentedir.

Geçtiğimiz 20yy tecrübesi ise, kalkınma çabalarının katılım ve liderlik yoluyla aşağıdan yukarıya inşa edilmesidir.

Kooperatifçilik, 1880’lerden beri insanların “ ortak ekonomik, sosyal ve kültürel gereksinim ve özlemlerini karşılamak için, gönüllü bir araya geldiği özerk “ küresel piyasa ekonomisine topluluk tabanlı bir alternatif olarak gelişmiştir.

Kooperatifin getirdiği “adalet, dayanışma, kendi kendine yardım ve karşılıklı sorumluluk” gibi değerler daha adil bir dünya yaratmak için verdiğimiz ortak çabanın temel taşıdır.

TEMA Vakfı Yayınları arasında çıkan Dünyanın Durumu 2007 “Kentsel Geleceğimiz” kitabında; “ İtalya’nın Emilia Romanga bölgesi kooperatifçiliğe en iyi örneklerden biri olarak gösteriliyor. Bölge hem özel sektörde, hem kamu sektöründe 15.000 ‘den fazla kooperatife sahip. Ve bunlar beraberce bölgenin gayri safi yurtiçi hasılasının üçte birinden fazlasını üretmekte.

1970 ‘lerde Emilia Romanga ekonomik performans açısından İtalya’nın 20 bölgesi arasında son sıradayken bugün birinci.

Ayrıca şu anda AB’nin 122 ekonomik bölgesi arasında 10. sırada ve kişi başına düşen gelir miktarı ulusal ortalamadan %30, AB ortalamasından %27.6 daha fazla.

Yaklaşan yerel seçimlerin galibi kim olursa olsun, başarılı modelleri araştırmak ve incelemek gerekir

Koltuğunun altında dosya, Ankara’ya gidip – gelen yerel yönetim istemiyorum!

 
Toplam blog
: 272
: 734
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..