​ It is dawn again(Yine şafak vakti)! / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '13

 
Kategori
Anılar
 

It is dawn again(Yine şafak vakti)!

It is dawn again(Yine şafak vakti)!
 

Yıllar evvel yine böyle bir sabah kalktığımda yollara düşmüş, ilk satın aldığım arabam olan Seksi’ye( beyaz Skoda Favorit; 34 SKS 69) binerek, bir zamanlar sıkça yaptığım gibi, yarışmak üzere yollara düşmüştüm. En sertinden bir Metallica ve ben İstanbul’da Fulya’dan yola çıkarak, sahil yoluna kendimi vurmuştum. Çok huzursuz bir halim vardı. Çukurova’da çalışan, paralı bir mühendis(müdür) olmama rağmen, yüreğimde fersah, fersah mutsuzluk! Yeni ayrıldığım Petek de beni kandırmış ve beni eski erkek arkadaşıyla aldatmıştı. Garip olanı ise bir süre evvel, onu da benimle aldatmış olamasaydı. Kafam o kadar karışmıştı ki bir gece evvel Kemancı’da sırf Petek’e benziyor diye, meşhur rakçı Aslı’ya bugünkü kocasının yanında direk olarak asılmıştım, Allah’tan kız beni kibarca reddetmişti. Ben ki hayatımda sayılıdır bir kıza asıldığım, o da Aslı’ya denk gelmişti… İşte bu kafa karmaşasında ve zifiri karanlıkta Metallica ile beraber hızlanıyor, önüme çıkan birkaç arabayla yarışıyordum. Evet, o zamanlar ben bir yarışçıydım. Ama en çok kendimle yarışıyordum.

Aslında Petek’in beni niye terk etmiş olduğunu da biliyordum çünkü büyük bir hata yapıp ona Yol Defter’i okuması için vermiştim. Benim için en kutsal olan kitabımı, ilk defa ve son kez birisine vermiştim okuması için!  Orada Petek’in gördüğü gerçek benim halen Ayşegül’e aşık olduğumdu. Bu onun zekasından kaynaklanmıyordu. Ayrıldığımızdan o yana 6 yıl geçmesine rağmen halen Ayşegül’e sırıksıklam aşıktım ve ona duyduğum bu anlamsız aşk beni çok sevdiğim THY’dan ayırmıştı. Lakin bir yıl evvel en son karşılaşmamız ve konuşmamızda gördüm ki birbirimize duyduğumuz aşk kesinlikle sonsuzdu… Ve ben bu duruma  katlanamıyordum artık!  Ne zaman doğum iznine ayrılsa, ben yeni bir kızla tanışıyor ve mutlu-mesut olmasa da, bir ilişkiye girebiliyordum. Ne zaman geri dönse, huzursuzluğumdan ölecekmişim gibi geliyordu. Ayrıldığımız güne gelince: Arabada kucağında yatıyordum birden gözlerimin içine bakıp neden huzursuz olduğumu sormuştu. Dedim ki “sebebi sensin ve sana duyduğum aşk beni huzursuz ediyor” diyemiyordum “Huzursuzum çünkü az önce beğendiğin ve son derece pahalı olan atı(biblo) benim satın almam mümkün değil. Seninle kuracağımız evde bibloyu bile alabilecek param yok! Çünkü ben hiçbir zaman senin gibi zenginlik yaşamadım. Benim cebimde lisede en fazla iki kola alabilecek param oldu o kadar! Evet, bugün kazanıyorum ama o maaş bile senin Vakko’dan aldığın sadece bir mantoya gidebiliyor!!!! Ve bu manto da sana babanın hediyesi!”. Kalbim sıkışıyordu o aralar. Nitekim yaşadığım trafik kazasıyla varımı, yoğumu kaybetmiştim ve iyiden iyiye çulsuz kalmıştım. Askere gidişim kesinleşmişti. Kısacası para biriktirmem gerekliydi. Askere gidince Ayşegül ne olacaktı? Acaba beni terk mi edecekti? “Ayrılalım” dedim. İkimizde hiç konuşmadan arabada öylece kalakaldık.  Sonra hücum eden bir ağlama ki bir-iki saat sürdü. Ve sonra son kez bir öpücük ve ayrıldık!

Arabayı sürerken bu hikaye bir kez daha aklımdan geçti. O kadar kötü hissediyordum ki kendimi, dolayısıyla, biraz daha bastım. Hızım sahil yolunda 120’leri gördü. Viraj, üstüne viraj. Az önce arabama otostop çekmiş bardan çıkma 2 kızı Arnavutköy’e götürüyordum. Kızlardan birinin adrenali iyiden iyiye yükselmiş yolu takip ediyor. Beni sabahın beşinde kahve içmeye çağıyor! Hayır diyorum, ben yarışmaya devam edeceğim kendimle! Nerede duracağımı ben de bilmiyorum fakat yarışmaya devam edeceğim. Belki bir kazada ölürüm. İşte o zaman kurtulurum bu yüreğimdeki yükten! Çok acı çekiyorum… Ona duyduğum aşktan bir türlü kurtulamıyorum!!! Allah’ım ne yapsam, yapsam, yapsam! Her gece devirdiğim  bir büyük de işe yaramıyor!!!

Geçenlerde misafirlerimizle konuşuyorduk. Sevdiğimiz arkadaşlar ve konuşma arasında dediler ki en güzel yıllarımızdı 20’li yaşlar. Eşim de onlara katıldı. Oysa benim için hayatımın en kötü yıllarıydı. Yukarıda biraz olsun mizansenini  verdim. Ve yukarıda bahsettiğim gerçek bir anı! Dahası var, azı yok!

Allah’ım,  ne kadar şanslıyım ki bu hastalıktan kurtulabildim! O kadar çok acı çektim ki! Açıkçası hak edecek ise o kadar az şey yaptım ki! Hayatım boyunca bir Tunuslu sevgilim Faten’e ve Nevin’e acı verdim aşklarını tam olarak anlamadığım için! Onları da aldatmadım veya onlara kötü davranmadım!!

Sonuç da her birimiz kaderlerimizi yaşıyoruz. Bu yaşam oyunun bir parçası… Bugünkü ben olabilmem için bu yollardan geçmem  lazımdı! İnanın yazarken bile ruhum sıkıldı!

Şimdi ise bambaşka bir şafak vakti!  Yüreğimde bir ferahlık hissi… Eksiksiz bir mutluluk! Kocaman bir aile! Biri kız, biri erkek, 2 çocuk! Ev, araba, eş, iş!

Güzel bir bayram gününe başlıyorum… Yüreğimde ve beynimde çalıyor Pentegram’dan; “It is dawn again!!” 

 
Toplam blog
: 631
: 293
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..