- Kategori
- Anne-Babalar
İyi ki doğurmuşum seni...

Hiç düşünmüyorduk çocuk sahibi olmayı. "Böyle bir dünyada çocuk yetiştirilmez." diye büyük laflar ediyor, yaşam koşullarının her geçen gün zorlaştığını, dünyanın hızla kirlendiğini anlatıp duruyorduk yakın çevremize. Biz bu şekilde sorumluluktan kaçmaya çalışırken, sen içime yerleşmişsin bile. Ayırdına vardığımızda karnımda iki aylık olmuştun. Hazırlıksız yakalanmıştık. Ne yapacağımızı şaşırmıştık. Seni içimden atmak birkaç dakikalık bir operasyonla mümkündü ama yüreğimizden nasıl atacaktık? Çünkü varlığını öğrendiğimiz an yüreğimize de yerleşmiştin.
"Pekala, madem ki kararlısın, buyur bakalım, doğ ve yaşa sen de kaderini" dedik. Hiç zorluk çıkarmadın bana karnımda büyürken. Çok uyumlu bir dokuz ay geçirdik seninle. Son güne kadar sinemalardan, tiyatrolardan eksik kalmadık. Seninle hep konuştum, sessiz, sakin dinledin beni. Bazen gürültüden rahatsız oldun, tekmeleyip durdun karnımı. Küçük radyoyu karnıma koyup, sana klasik müzik dinlettiğimde sakinleştin.
31 Mart 1990, Cumartesi günü saat 15.00'te doğdun. Doktorumla karşılıklı şiir okuduk seni doğururken. "Doğdun / Üç gün meme vermedik sana / Hasta düşmeyesin diye / Töremiz böyle diye / Saldır şimdi memeye / Saldır da büyü". Ahmed Arif'in Adiloş Bebe adlı şiiriyle karşıladık seni. Sürpriz olsun diye cinsiyetini önceden öğrenmemiştik ama ben hep biliyordum kız olacağını. Baban da, ben de kız istiyorduk çünkü. Sana "Ölümsüzlük, sonsuzluk" anlamına gelen Bengi ismini uygun gördük.
Ne çabuk geçti 16 yıl. Uykusuz geceler, hasta olduğundaki kaygılar, düşüp yaralandığındaki üzüntüler, ilk dişini çıkarma, ilk yürüme, ilk okula başlama gibi ilklerdeki mutluluklar, geleceğine ilişkin düşünceler derken 16 yıl geçip gitti. Çok güzel bir genç kız oldun. Kuzguna yavrusu şahin görünür derler ama sen gerçekten güzel bir kız oldun. Sadece fiziğinle değil, olgunluğunla, kültürel yapınla, bizi sürekli güldüren esprilerinle, geniş bir arkadaş çevrenle, herkese ve herşeye yeten kocaman, sıcacık yüreğindeki sevgilerinle, duygusallığınla, sıkıldığımda beni sarıp sarmalayan sıcaklığınla, dürüstlüğünle, ışıldayan gözlerinle, çalışkanlığınla çok özel bir insan oldun.
Seninle bugüne kadar hep gurur duyduk. Herkes senden hep övgüyle söz etti, hep mutlu olduk. Bizi hiç kırmadın, incitmedin. Bundan sonraki yaşamının da senin gibi güzel olmasını, hep mutlu olmanı diliyoruz. Şansın hep açık olsun. Yaşamında ne olursan ol, ne yaparsan yap, hep mutlu kal. Yaşam gerçekten çok kısa, önemli olan her gününü dolu dolu yaşaman. Okyanus yürekli dostların olsun. Kırçiçekleri kokusunda sevgilerin, ılık maviler kıvamında özgürlüklerin, çağlayanlar kadar heyecanlı aşkların doldursun yaşamını. Yaptıklarından hiçbir zaman pişmanlık duyma. Keşkelerle yüreğini zedeleme. Bazen tökezleyebilirsin, düşebilirsin, bir duvara çarpabilirsin, sakın orada kalma, hemen ayağa kalk ve yürümeye devam et. Yaşam güçlüler için gerçek bir yaşamdır. Her zaman, her koşulda güçlü olmayı öğren. Öncelikle kendine güven, güçlü ayaklarınla ayakta kalabilirsin. Bedenini hep sağlıklı tutmaya çalış, bu senin gücünü artıracaktır. Hedeflerini, amaçlarını iyi belirle ve bu hedeflere ulaşmak için çaba göster. Önüne çıkacak engeller seni yıldırmasın, istersen başaracağına inan.
Yaşamının en güzel yaşlarındasın. Seninle olmak çok çok güzel bir duygu. Uzun yıllar seninle olmayı çok istiyoruz. Ve diyoruz ki, "İyi ki doğdun, iyi ki bizim kızımız oldun, seni çok seviyoruz. ''