- Kategori
- Deneme
İyi ki koşunca yoruluyor, yiyince doyuyor, sevince bıkıyoruz; değilse kim tutar bizi

İnsana sınır koyamazsınız aşarlar, kural koyamazsınız uymazlar…
Ama şükür doğal kurallar var da bu azgın yaratığı frenliyor…
Koşmayı bilmiyorum da kalbimize ve midemize hitap eden konularda sanırım kural ve sınır koyamazdık.
Ama işte fıtrat koymuş sınırı, doyduktan sonra yemeye devam etsene; çatlarsın…
Yani mesela yorulmasaydık (Gerçi koşmak matah bir şey değil ama)…Ya da çenemiz ağrımasaydı, insanlar sıkılıp susturmasalardı, yeter bu kadar konuştuğum artık susayım der miydik?
Bu doğal sınırlar çok önemli…
Yoksa iş bize kalsaydı ne olurdu bilmiyorum…
Yine de insan merak ediyor, mesela koşunca yorulmuyor, yiyince doymuyor, sevince bıkmıyoruz falan… Ne yapardık?
Kendimize makul ve mantıklı ölçüler mi koyardık?
Bıkmıyorum, çatlamıyorum, zararı yok; yukarıdan koyuyoruz aşağıdan çıkıyor… Sevdiğimiz bir şey örneğin, zevk alıyoruz (mesela kaymaklı şöbiyet)…Herhalde paramız da varsa durmaksızın yerdik…
Şimdi bizi tam ve kesin olarak ne düşüncelerimiz, ne paramızın olmaması, ne de başka bir şey engelliyor. Bizi engelleyen eğer koşuyorsak yorulmak, yiyorsak doymak (devam edersek rahatsızlanmak, çatlamak), seversek hoşlanırsak bıkmak.