- Kategori
- Deneme
İyi şanslar sevgilim (17)

XXXIV
Toplantıları uzun sürmüştü… Necati’nin en çok kızdığı da buydu zaten, nedense toplantılar gereğinden fazla uzun sürüyordu. Çoğu bölüm müdürü toplantıya hazırlıksız geliyor, sonuçta yarım saate sığdırılabilecek konular, 4 saati aşan bir sürede tartışılıyordu. Daha komiği 1,5 saatten sonra dağılan dikkatler neticesinde milletin her şeyi bırakıp geyik yaparak birbirlerine fıkra anlatmalarıydı ki bir profesyonel olarak Necati bu durumdan nefret ediyordu.
Necati???
Merhaba Aslı!
Toplantı uzun sürdü galiba.
Hiç bitmeyecek sandım!
Nasılsın?
Biraz yorgun, biraz gergin… Ya sen?
Tam olarak bilmiyorum. Ama kendimi çok huzursuz hissediyorum…
Kötü bir şey mi oldu?
Aslına bakarsan oldu!
Anlatmak ister misin?
Evet ama işyerinde olmaz. Çıkışta benimle bira içmeye gelir misin? Konuşmaya çok ihtiyacım var!
Tabi! Önce Özüm’ü arayıp haber vermeliyim. Ben seni odandan alırım…
Görüşürüz…
Necati tüm iç huzursuzluğuna rağmen reddedememişti Aslı’yı! Yaptığının yanlış olduğunu bilmesine karşın Aslı ile o akşam dışarı çıkacaktı ve en kötüsü bunun için Özüm ’e yalan söylemesi gerekecekti. Odasına vardığında cep telefonunda birçok cevapsız arama kaydı buldu ve bunların neredeyse hepsi Özüm ‘e aitti. Hemen aradı. Telefonu Gül hanım açtı. “Bir şey mi oldu???”. Gül hanım: “Önemli bir şey yok Necati! Hamilelikten olsa gerek biraz hassaslaştı. Sana da ulaşamayınca beni aradı ve geldim. Şimdi de uyuyor”. “Benim yapabileceğim bir şey var mı?” diye sordu Necati. “Sen işine bak oğlum! Ben onunla ilgileniyorum…”. “Şeyy! Benim iş yemeğim var bu akşam. Uyanırsa söyler misiniz ben eve geç geleciğim…”. “Sen işine bak Necati… İçini rahat tut!”. Telefonu kapattılar. “Ne kadar iğrencim ben! Sevdiğim kadın hastayken ben kalkmış Aslı ile buluşuyorum. Gerçi Aslı’yı da hiç bu kadar tatsız görmemiştim ama; hadi hayırlısı!”.
XXXV
Nedir bu erkeklerin güzel kadınlara olan zaafı! Ne kadar çok eğitilirlerse eğitilsinler niye hiçbir zaman hayır diyemezler güzel kadınlara? İster evli, ister bekar olsunlar, erkekler Allah’ın nefsi zayıf yaratıklarıdır. Necati Asli’ya hayır da diyebilirdi bu doğru ancak hayır deseydi bile, bu içten bir hayır cevabı olmayacaktı. Sadece Özüm’e saygı duyduğu için yapacaktı bunu! Tabi ki Necati’nin içinde bir kötülük yoktu evet derken, sadece merak ediyordu Aslı’yı. Peki niye merak ediyordu Aslı’yı? Aslı’ya karşı kayıtsız değil miydi yoksa?! Yoksa ona bir takım duygular mı besliyordu? Şayet öyleyse, bu duygular neydi? Ya da Aslı’ya karşı cinsel eğilimler içinde miydi? Kesinlikle hayır! Öyle olsaydı yıllarca imkanı varken bu günü mü beklerdi? O zaman gizem neydi onu Aslı’ya çeken? Belki de sorulması gereken gerçek soru bu! Şurası muhakkak ki kadın ve erkeğin birbirleriyle dostluk yapmaları neredeyse imkansız… Bu bir boş söylem her iki cinsiyet için. Bir erkek, bir kadın tabi ki arkadaş olabilirler ancak onların birbirlerinin sırdaşı olmaları, onların ahlaksız bir ilişkiye girmeleri anlamına gelir ki tam bu noktada dostlukları biter ve birbirlerinden beklentileri oluşur. Hayatta sanıldığının aksine her şey aşk değildir. Hayat sanıldığının aksine ne basit, ne de zordur! Hayat her insan için kurması zorunlu olduğu bir dengedir aslında. Ve insanın öyle ya da böyle bunu öğrenmesi gerekir mutlu yaşayabilmesi için. İşte Necati bu bağlamda hata yapmakta, kantarın topuzunu kaçırmaktaydı bu davranışıyla…
XXXVI
Sorun neymiş?
Önemli bir şey değilmiş canım! Hamilelikten olsa gerek fazla hassas!
Kavga mı etmişler?
Yok, yok, öyle bir şey değil Hikmet!
Biraz açık olur musun Gül, meraktan çatlıyorum!!!
Tam olarak ben de anlamadım. O yüzden zorlanıyorum anlatırken. Galiba yeni bir kitap almış ve bu kitap ona çok dokunmuş gibi bir şey! Yani anlayacağın mantıksal bir sebebi yok. Sebebi hamilelik! Hatırlasana beni!!!
Nasıl unutabilirim?! Az mı burnumdan getirmiştin!
Nasıl da abartıyorsun!
Hiç abartmıyorum! Beni köle gibi çalıştırıyor olmana rağmen her seferinde annene beni şikayet ederdin. Daha da kötüsü, ne yapsam, ne söylesem, nasıl davransam sonuçta suçlu olabilmeyi başarıyordum gözünde!
İşte kızın da bu modda şimdi!
Peki üzerine konuştunuz mu?
Açıkçası hayır! Sadece bana sarılıp ağladı
Gül, içime kurt düşüyor!!!
Hiç düşmesin, kendini boşuna üzersin çünkü olay tamamıyla hormonel; bana güven!
Hikmet bey pek tabi olarak tatmin olmamıştı eşinin söylediklerine rağmen. Ne de olsa babaydı o! Ama sonuçta yapılacak da bir şey yoktu beklemekten başka. Gerçi içten içe içerlemişti Özüm’ün onu değil de annesini aramasına. Anlıyordu ki ilişkileri bundan böyle eskisi gibi olamayacaktı. Bu duruma kendisini hazırlamış olmasına rağmen kabul etmek ona zor geliyordu. Açıkçası üzülmesinin en önemli sebebi bu değildi. Endişeliydi çünkü Özüm değişiyordu. Necati ile beraber yeniden büyümeye başlamıştı ve hayatı keşfediyordu. Artık geçmişteki korunaklı hayatı nihayetine ermişti. Üstelik bu süreçte bir de hamile kalmıştı. “Neyse!” diye iç çekti, “beklemekten başka yapacak bir şey yok!”.