- Kategori
- Gündelik Yaşam
İz bırakanlar unutulmaz
“…
Çünkü iz bırakanlar,
İz bırakanlar,
İz bırakanlar unutulmaz…” diyor muhteşem Vega şarkısı. İnsan bir kez daha hafıza denen şeyin seçiliğini kavramakta zorlanıyor. Sonra izlerimiz geliyor aklımıza birden; bize geçmişin, geçilmiş yollarımızın gerçek olduğunu hatırlatan.
Sahip olmakla, sahip olunmak arasındaki bütünleyici bağ… İz bırakmak böyle bir şeydir işte. Bıraktığınız iz de sizindir, iz bıraktığınız da… Unutulmamak isteği, sürekli hatırlanma isteği, belki ölümsüzlük isteği… Belki bu gibi sebepler var iz bırakma isteğinin psikolojik perde arkasında.
İz bırakılan şey bazen bir insan kalbi olur, bazen tarihin tozlu raflarında kalır izleri yönetenlerin, bazen bir sayfada izlere dönüşür insanın parmaklarından dökülen kalbi…
Bireysel hafıza ile toplumsal hafıza bir çok açıdan benzeştiği gibi; unutmak açısından da çok benzeşir. Ve toplumsal hafıza –hem iyi, hem kötü yanları varolmakla beraber- her şeyi unutur. Zaman unutturur çünkü. Zaman her şeyin gerçek hakimidir çünkü. Ama yine de, ne olursa olsun iz bırakanlar unutulmaz, ya da zor unutulur. Örneğin, tarih –her ne kadar kötü bir karakter de olsa- Hitler’i de unutmaz, erdemin timsali olan Ghandi’yi de.
Buradaki tek mesele izlerimizin derinliği/niteliğidir… Bazı izler vardır ki bizi sonsuza kadar keser, oysa bazıları muhakkak geçer…
İnanın bugün bizim ülkemizde de her noktada savaşı, çözümsüzlükleri destekleyenler/ körükleyenler de, barışı destekleyenler de unutulmayacak. Ama her daim işin güzeli, insanın gıyabında anılırken, bıraktığı güzel izlerin neticesinde, hoşlukla anılmasıdır; nefretle değil… Çünkü insandan geriye sadece, “Arkasından nasıl anıldığı” kalır…
D. Dara KILINÇ