​ İzmir artık eski İzmir değil / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

İzmir artık eski İzmir değil

İzmir artık eski İzmir değil
 

Arabasının içinde uyuyan hurdacı


Nerede o eski yıllar, sakin, huzurlu İzmir? İzmir artık 100 metrede bir hurdacıların dolaştığı bir kent halini aldı ayrıca İzmir trafiği, İstanbul trafiğini aratmıyor, metro ise otobüsler gibi itiş tıkış, trafik hallaç pamuğu gibi. Eskiden evinizin önünden otobüse biner en fazla yarım saatte gideceğiniz yere giderdiniz. Şimdi ise çoğu yerde otobüsleri Halkapınar mevkisine aktardılar oradan millet in bin yapıp, sağda solda dolanıp yarım saatlik yolu 1,5 saatte gidiyor. Bu kadarla da bitmiyor öyle yerler var ki tek otobüse bakıyor ve oradan geçen minibüsleri de kaldırıp başka caddelere veriyorlar. Sanki amaç trafiği zorlaştırıp varoşlardan merkeze insan akınını önlemek gibi. Yaşlıyı, çocuğu, çalışanı, öğrenciyi hiç düşünen yok. “ Geberin Fakirler” der gibi..

O kadar ilave yol ve otoban yapılmasına rağmen rahatlama yok, İzmir eskiyi çok aratan günler yaşıyor. Ben zaten şu aktarmalı otobüslere kafayı takmış durumdayım, insanın seyahat özgürlüğünü kısıtlayan bir sistem. Alsancak ya da Karşıyaka gibi merkezi yerlerde yaşayanlar için bir sorun yok sanki her kolaylık o semtlere sağlanıyor. Diğer semtlerdeki insanlar çektikleri sıkıntıların sonucu iyice barut fıçısı olmuşlar, kavga için bahane arıyorlar gibi. Zaten kavgacı bir milletiz bir de üstüne üstlük trafikteki o insanların halini siz düşünün!

100 metrede bir rastlayacağınız hurdacılar ise yürek acısı. Hurdacılar yorgunluktan çocuk parklarında uyuya kalıyorlar. Haydi tek başına yollayın bakalım çocuğunuzu çocuk parkına ayrıca hayvan sevgisi adına sokaklarda dolaşan aç köpekler, yine de insanlarımız merhametli, evdeki yiyecek artıklarını hayvanlara veriyorlar ama yetmiyor. Hurdacılar gibi sokak köpekleri de çocuk parkında cirit atıyorlar.

Hurdacılara bakıyorsunuz çok gariban insanlar, dayanamayıp bir gün birisine sordum. “Sen ne kadar kazanıyorsun bu işten?” diye. Abla günde en fazla 50 TL kazanıyorum çoğu zaman 20 ya da 25 TL dedi. “Kaça satıyorsun topladıklarını?” diye sordum. O da teneke ya da pet şişe satarsam kilosu 4,20 TL kağıt olursa 2,20 TL dedi. Çocuğun konuşması çok düzgündü, yüz ifadesi temiz ve bakımlı idi, ellerindeki eldiven ise çok kirli idi. Ben dayanamadım “Aman hijyene dikkat et, eldivenini ağzına yaklaştırma, üstüne başına dokundurma!” dedim. Yine dayanamayıp “Nerede kalıyorsun, bu parayla kiralık ev bulabiliyor musun?” diye sordum. Cevap olarak “Abla en kötü semtte, en kötü yerde arkadaşımla kirayı paylaşıp kalıyorum.” Dedi. Çantamdan biraz para çıkararak” Ablacığım, al şu parayı da çorba parası yaparsın.” dedim. İnanın almak istemedi, teşekkür etti “Gerek yok abla” dedi ama ben israr edince aldı. Günü birlik yaşayan insanlardandı, içini bilemezsiniz ama gördüğüm kadarıyla yaşam enerjisi, sağlığı ve morali yerindeydi. “Senin işine engel olmayayım, kolay gelsin” diyerek yanından ayrılırken “Bana Allah razı olsun abla” diyerek tekrar teşekkür etti.

Sadece bu çocuk mu? O kadar çok eli yüzü düzgün, konuşması çok güzel insanlar görüyorum ki hepsi ya hurdacı ya çöpçü. Bazen hurdacılar iki kişi dolaşıyorlar, birbirleriyle konuşurlarken duyuyorum, şivelerine dikkat ediyorum gerçekten çok muntazam konuşanlar ve temiz kılıkla dolaşanlar var.

Bazı emeklilerde ellerinde naylon poşetlerle etrafa çaktırmamaya çalışarak pet şişe ve metal içecek kutuları topluyorlar bazı yaşlı hanımlar sobalarında yakmak için ellerinde naylon poşetle yollarda buldukları küçük tahtaları topluyorlar.

İnsanlarımız karnı tok gibi dursalar da kimin neyi yaşadığını Allah bilir ama insanlarımız bin türlü zorluklara direnmeye  ve hayata tutunacak bir dal bulmaya çalışıyorlar.

Galiba önemli olan yaşam gücünü ve sevincini kaybetmemek ama herkes aynı şeyi başaramıyor ve varlık içindeyken bunu başaramayanlar da var.

Herkese sağlıklı günler diliyorum.

 

 
Toplam blog
: 627
: 3456
Kayıt tarihi
: 11.06.11
 
 

Kendi halinde yaşayan doğa tutkunu, sıradan bir vatandaş. İnsanların dış güzelliğine değil iç güz..