- Kategori
- Blog
İzmir toplantısının şahsi muhasebesi – 1

Sevgili Alev Hanım bir yeni pencere açtı bana, Terazi burcundan konuşurken ki her ikimizin de burcudur:
"Hemcinsinin güzelliğini tek kıskanmayan burçtur!
Çünkü estetiği, güzelliği sever ve kıskanmak yerine takdir eder…"
Bende kıskanmadım hakikaten, bunun özgüven olduğunu düşünürdüm hep, hani çok şükür Venüs biz terazilere de hep bir güzellik bahşetmiştir!
Bir de adalet duygusu, en çok!
Hep sanmıştım ki bu yüzden hiç kıskanmadım hemcinslerimin güzelliklerini…
O anki heyecan haliyle tam da odaklanamamıştım ama doğru ya!... Hiç bu açıdan bakmamıştım!
Teşekkürler sevgili Alev Meisel!...
…..
Bursa’dan gelen genç arkadaşımız Deniz’e de bir özür borcum var: Pattadanak sorduğum bir soru var ki kendisine, o şımarıklık anımda çok doğal bir soruydu ancak sonrasında pek bir üzüldüm, ne gerek vardı ki diye…
Gerçi asla yüzünde yada dudaklarında bir düşme, gözlerinde bir ayıplama görmedim, hani size ne tarzında, ama düşündükçe kızdım işte kendime: kadın, sana ne!
…..
Sevgili Adem Çalışkan’a da bir çalımım var ki, gerçi iyi ki olmuş, yoksa o kadar sohbet etme fırsatımız da olamazdı belki, sandım ki sinirlendi kendimce, tanımam ki mimiklerini, ukalalık işte benimkisi, işgüzarlık, oturduğum yerden kalkıp yanına ulaştım, hani derdim ablalık yapıp az biraz sakinleştireceğm, meğer ben hepten yanlış anlamışım!
İşgüzar olduğumu da öğrendim Adem’ciğim sayesinde…
…..
Şu bet sesimle türkü söylememe ses çıkarmayanlar olduğunu gördüm, ilktir hayatımda!
Kibarlıklarından, eksik olmasınlar!
“Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler” diye bir atasözümüz var ya, vallaha doğruymuş ama benimkisi daha çok hoşgörüden!
Bakınız:Yakamoz Murat’ın yorumu!...
Ama… İçimizde sesi çok güzel olanlar vardı, örneğin üç nokta…
Tansel’in de sesi çok güzel…
Sevgili Mustafa Mumcu’nun komşusu, efendi genç adam Zafer, sevgili Tansel, sevgili Ali Bey ve bendeniz, hatta da Mustafa Mumcu Bey az biraz terennüm ettik!
İlktir, n’olur sen türkü söyleme denmediği…
…..
Seksen iki yaşında bir beyefendinin hala heyecan dolu, hala şık, hala gürül gürül bir sese sahip olduğuna ilk tanıklık edişimdir, seksen iki yaşında teknolojiye hakim, ortama hakim, keyif ile aklı harmanlamış bir beyefendi, yanında belli ki her daim sevilmiş, saygı duyulmuş, onurlandırılmış bir hanımefendi: Sevgili Hilmi-Nedime Polat çifti!...
…..
Yine mutlu bir kadın, Nejla Hanım! Ali Nail Bey’in eşi…
Ne bir oflama, ne de puflama, hani yazmıyor da blogda, gülümsemesi eksik olmadı dudaklarında, umarım da hiç olmaz!
Gencecik, kim derki kızını evlendirmiş!
Vallaha inanması güç!...
Ali Nail Bey’ciğim, çok konuştuk, az söz ile dahi olsa çok paylaştık, ama bir son kare kaldı ki bende: Tam ayrılırken, ayaktaydınız, en son sizinle vedalaştık, kapkara ve sımsıcak gözlerinizi gördüğümde kollarımı açtım ve aynı anda sizde açtınız ya, hani sarıldık ya göbeklerimize inat, o sıcaklığı ömrü billah bu kadın unutamayacak!
Gülgün Karaoğlu
Ağustos,27/08