- Kategori
- Aile
İzmir ve ben

Aslında 2 ayrı Anıl yaşıyor: Biri annemin ve babamın oğlu olan Anıl. Diğeri ise bildiğiniz şekilde.
Uzun yıllardır annemlerle bu kadar vakit geçirmiyordum. Geçirsem bile bu Anıl olmamıştım. Olmak da istememiştim de! Oysa bu da hayatımın bir parçası ve neredeyse hayatımın 30 yılını doğru-yanlış kapsıyor. Garip bir şekilde bu ailede en olgun davranışlı insan, bilge adam benimdir. Bu durum benden 3 yaş küçük olan kardeşim Mert için ise tamtersi. Ben ne kadar duygu göstermezsem o o kadar çok gösterir. Ancak roller böyle şekillenmiştir ve devam edecektir de böyle. Eskiden eşim hep şikayet ederdi; ne zaman size gitsek sen farklı bir adam oluyorsun diye ve ben her seferinde kabul ettim bu durumu.
Annemin sevdiğim ve sevmediğim 2 huyu bir arada. Disiplinli ve çok disiplinli oluşu. Mert hariç biz ailede çok disiplinliyizdir. Ve her zaman ailede böyledir. Arı atelyesi gibi herke hiç durmadan ve şikayet etmeden çalışılır. Sistem böyle işlediği için hayat herkes için kolaydır. Roller, görevler ve sorumluluklar belirlidir. Tıpkı ideal bir şirket gibi. Gürültü, patırtı yoktur ve sessizlik hakimdir. Eşim bu hallerimizi çok duygusuz bulur. Çalışmak için duygu gerekli midir? Bence hayır!
Biz de çalışkanlık aile mirasıdır. Babadan oğula geçer. Ben Ecrin’in bize benzeyeceğini düşünüyorum. Çünkü karakter özellikleri itibariyle çok bireysel. Kendi kafasının dikine gidiyor. Yetkin ise tam zıddı; o da insanlardan besleniyor. Ancak Yetkin’de daha fazla ego var. Açıkçası bana benzemelerini pek de istemiyorum.
Disiplinsiz bir kadınla evlenmiş olmama karşın ben hep disiplinli kadınlardan hoşlanmışımdır. Bu yılllardır aramızda sorun olarak varolmaya devam ediyor. Yıllardır aramızdaki sorunu tanımlayamamamız da bu yüzden. Ne demek olduğunu halen bile anlayamıyor eşim!
Aslında karması lazım tabi ki! Ama bunu gerçekleştirmek de kolay değil, değişmek de!
Ben tabi değişim uzmanıyım. Ancak samimi bir itiraf evde sessizliği seviyorum...
Görüşmek üzere...
Saygılar,
Kavi’l