- Kategori
- Tarih
Japonya atağa geçti
Almanya’yı ziyaret eden Japonya başbakanı Abe, Japonya’nın yeni global vizyonuna ilişkin ipuçları verdi. Bunlarda 2 önemli nokta var:
Bir: Japonya Çin’in silahlanmasına karşı.
İki: Daha da önemlisi Japonya, BM Güvenlik Konseyi’nde daimi üyelik istiyor. Bunu dile getirdiği ülke olan Almanya da bu talepte.
Her iki ülke de G-7’de. Her 2 ülke de 2. Dünya Savaşı’nın müsebbibi. Her 2 ülke de 2. Dünya Savaşı’nın mağlubu. Aradan 62 yıl geçti. Bu süre içinde her ikisinin de silahlanma harcaması yapmasına izin verilmedi. Bu da her ikisinin de, her yıl kendiliğinden % 5-10 sivil büyüme gerçekleştirmesini sağladı.
Peki, bundan sonra ne olacak?
Japonya Ay’a sürekli bir üs kurmak niyetinde. Almanya AB ülkeleri içinde uzay çalışmalarına en yakın ülke, çünkü füze geleneğini başlatanlar Almanlar.
Japonya, bundan sonra ABD’ye dayalı dış politika geleneğini bırakacağa benzer. AB’ye yönelik ataklar yapacağa benzer.
İşte, bundan sonra bilgi toplumu ve 2. Sanayileşme için asıl yarış başlıyor. Geçmişin bağlayıcı ketleri artık neredeyse tümüyle devredışı bırakılmak üzere. Japonya, robotlaşmada dünyanın bir numarası. Dünyanın en çok kitap okunan ülkesi.
Buradan çıkarılacak ders şu:
Almanya, Türkiye’nin Güvenlik Konseyi’ne geçici üye olmasını destekliyor, bunun için de kendi daimi üyeliğine destek arıyor. Türkiye için global konum, AB’ye girmekten daha önemli. Tüm dış politika gündemimizi ve sorunlarımızı, tüm dünya ülkelerine aktarmamız gerekli. BM’de bağımsız çizgi izleyen tüm ülkelerin kulise alınması gerekli. Japonya her ne yapacaksa ulu orta yapabilir. Türkiye ise, henüz palazlanmadı. En az 20 yıllık bir sürekli lobicilik gerekli. Bunun için gerekli sorumluluk akademisyenlerimize düşüyor. Entelejensiya olmadan, en iyi bildikleri ve en iyi savunabilecekleri argümanlarda global gündeme girmeleri gerekli. Bu para vererek olur, dostane ilişkilerle olur, her yolla olur. Bir an önce atağa kalkmamız gerekli.
Romalı senatörün biri, Senato’da sürekli Kartaca’nın yarattığı tehlikeyi söyleyerek konuşmalarını bağlarmış. Bizim de her metnimiz, Türkiye’nin uluslararası platformda, aşağılık takınağı olmayan, G-15 içinde yer alan, özgüvenli, sağduyulu, mantıklı bir güç olmasına yönelik anımsatmayla bitecek. Bu milliyetçilik değil kesinlikle, bu 3. Dünya’nın da tarihin gidişatını belirlemesine yönelik bir dilek. Bunu Kurtuluş Savaşı’nda bir kez yaptık. 2. ve 3. Cumhuriyet’te bir kez daha yapalım.