Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Kaçıp kurtulmak mümkün mü?

Kaçıp kurtulmak mümkün mü?
 

Hani bazen, bırak herşeyi arkanda -kaç -gelir insana. Yükümüzü boşaltacağımızı zanneder , düşüncesinden bile mutlu oluruz. Ne sevdiklerimiz, ne sevenlerimiz o an hepsi silinir gider.. Düşünmenin sakıncası yoktur nasıl olsa.
Şehir dışına gitmeyi düşünürüz. Doğduğumuz şehirdir sanki suçlu olan. Bir sahil kasabası.. Küçücük bir ev. Bahçesinde çiçekler yetiştireceğimiz, sabahları salkım domatesler, yemyeşil salatalıklarla, taze sağılmış süt, üzeri boncuk boncuk terlemiş tereyağı ile yapacağımız kahvaltıyı hayal ederiz. Bütün alışkanlıklarımıza boşveririz bir anda. Olmasa da olur oluverir, olmazsa olmazlarımız.. İkinci bir şahısa hiç gereksinim duymayız.. Ben odaklıdır hayallerimiz.

Öylesine kaptırmışızdır ki kendimizi, çevremizde olup bitenlere gülerek bakarız. Nasıl olsa biz gideceğiz ya, kurtulacağız bu hayattan. Yeni gideceğimiz yerde ne siyaset var, ne iş, ne okul, ne pahalılık, ne sağlık sorunu hiçbirşey ama hiçbir şey yoktur bizi mücadeleye zorlayacak.. Sabahları gülerek yatağımızda tatlı tatlı kendimizi şımartabileceğiz saatin sesi olmadan. Kimse bize -işe geç kalıyorsun hadi kalk- demeyecek. Biz istediğimiz saatte kalkıp, üzerimize rahat bir kıyafet giyip dilediğimiz gibi özgürce kullanacağız zamanı. Bir yerlere yetişme koşuşuturmacası yaşamayacağız. Çocuklar "Anne gömleğimi gördün mü? Anne pantolonum nerde? " demiyecek. Eşimiz"Ya kol düğmelerim nerde yine? Şu temizliğe gelen kadına söyle ütüleri doğru yapsın. Pantolonum çift çizgi olmuş." "Çok geciktim kahvaltı hazır mı?" demiyecek. "Hadi çocuklar servis gelecek çabuk olun." demiyeceğiz aynı anda yatakları da toplarken. İşe yetişmek için ekmeğin arasına koyduğumuz beyaz peyniri yerken aynı zamanda bir taraftan da kahvaltı masasını toparlamaya çalışmayacağız. Aynanın karşısında saçımızı toparlarken
kalan 5 dakikada ne yapabilirim ? Makyaj ? kıyafet seçimi ?bulaşık makinesini yerleştirme?yada çamaşır asma ?veya hiç biri... Çünkü süre doldu... telaşını yaşamayacağız..

Sıra gerçekleştirmeye gelmeli artık. Oturur düşünmeye başlarız.
- Çocukların sınav sonuçları açıklanacak. Ne var canım babası ilgilenir. Tercihleri doğru yaparlar inşallah.
- Annemin de dizleri çok kötü. Randevu almayı bir türlü öğrenemedi. Ben yokken kardeşim ilgilenir artık. O da Selçuk' ta. E ne yapalım yetişecek bir türlü.
- Bu ödeme planının altından yeni gelen nasıl çıkacak. Olmayan kaynaktan para yaratıyorum resmen. Müşteri beni tanıyor. Nasıl olacak yaa ?
- Eşim bir yumurta kırmayı bile bilmez. Ne yiyecekler ? Her gün kuru , hergün fast-food çocukların sağlığı
bozulacak. Çamaşırlarını kim yıkayacak. Bana herkesin ihtiyacı var. Nasıl olacak ? Olsa bile bunları düşünerek orada yaşamaya çalışmamın bana ne faydası olacak ?

Peki ama neden tüm sorumluluklar benim üzerimde ? Neden gereksinim duyan ben değilim de onlar? Neden tonlarca yükle, hep yüzüm gülerek, hep insanları mutlu etmeye çalışarak yaşamak zorunda olan benim? Neden?
Ve neden kimse "SEN MUTLU MUSUN?" diye sormuyor.

Kaçamayız..Cılız bedenlerimiz ezildikçe mutluluk ertelenir , içimizde ki ses çığlığa dönüşür ve bir gün gelir SUSARIZ...


Mutlu yarınlar..

 
Toplam blog
: 347
: 1365
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..