Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
578
 

Kader tayini ve anadilde eğitim

Kader tayini ve anadilde eğitim
 

Türkiye'nin endüstri haritasına bakarsanız gerçeği görürsünüz.


Güneydoğu ve Doğu'nun sosyal ve ekonomik sorunları, öteki gelişmemiş bölgelerden farklı değildir. Van’la Artvin’i, Diyarbakır’la Kastamonu’yu, Karamanmaraş’la Yozgat’ı, Mardin’le Çankırı’yı vb. karşılaştırırsanız hemen hemen hiçbir fark göremezsiniz. Hatta kimi karşılaştırmalarda, Türklerin yaşadığı illerin daha da kötü durumda olduğunu görürsünüz. Coğrafi yapısı gereği Hakkari ve Şırnak'ı ayrı tutuyorum. 

Güneydoğu'nun sosyal ve ekonomik sorunlarını, "Kürt sorunu" platformuna taşıyan, PKK'dir. Bunu yaparken dayandığı güç ise emperyalist ülkelerdir. Neden acaba? Emperyalistler; kendi çıkarları olmadığı sürece, hiçbir örgütü desteklemez.

ABD ve çıkar dostları PKK'yi destekliyorsa bölgedeki çıkarlarını, daha üst düzeylere taşımak içindir. Bu da demektir ki PKK'nin tutumu ve amacı, emperyalistlerin amaçlarıyla örtüşüyor.

"Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı"nı bu bağlamda değerlendirmek gerekir bence. Bu hak, emperyalizmin çıkarlarına hizmet ediyorsa hiçbir sosyalist tarafından kabul görmemeli.

***

Anadilde eğitim hakkının -en azından- Türkiye gibi çok etnikli ülkelerde uygulanması olanaksızdır. 30’un üzerinde etnik grubun olduğu bir ülkede, anadilde eğitim yapmak, eğitimi katletme ve ülkenin geleceğini karartma anlamına gelir.

Türkiye’de, Türkçenin dışında, anadil olarak konuşulan dillere, birlikte göz atalım (Belli bir anadili konuşanların sayısı ile etnik nüfus eşit değildir. Etnik nüfus daha fazladır.):

Abazaca: 10 bin civarında insan tarafından konuşuluyor (1995).

Abhazca: 35 bin (1993) Abhazyalının 4 bin kadarı (1980) tarafından çoğunlukla Çoruh, Bolu ve Sakarya’da anadili olarak konuşuluyor.

Adigece (Çerkesçe): 1965 nüfus sayımında önemli bölümü Kayseri, Tokat ve Kahramanmaraş’ta olmak üzere, 71 bin kişi tarafından, anadili olarak konuşulduğu tespit edildi.

Arapça (Kuzey Mezopotamya): Mardin ve Siirt ağırlıklı olmak üzere 400 bin kişi bu dili konuşuyor (1992).

Arnavutça: 65 bin Arnavut’un 15 bin kadarı konuşuyor (1980).

Azerice (Güney): Çoğu Kars’ta 530 binden fazla kişi tarafından konuşuluyor (1996).

Boşnakça: Ağırlıklı olarak Batı illerinde olmak üzere 20 bin kişinin anadili (1980).

Roman Dilleri: Ethnologue.com’un Domari ve Romani olarak ikiye ayırdığı dilleri toplamda 50 bini aşkın kişi konuşuyor.

Ermenice: 70 bin civarında Ermeni’nin 40 bini konuşuyor (1980).

Gagavuzca: 327 bin kişi konuşuyor (1993).

Gürcüce: Başta Artvin, Ordu ve Sakarya olmak üzere 40 bini aşkın kişi tarafından konuşuluyor (1980).

Kabartayca (Çerkesçe): Önemli kısmı Kayseri ve çevresinde 202 bin kişi konuşuyor (1993).

Kazakça: 600 kadar kişi konuşuyor (1982).

Kırgızca: Van ve Kars yörelerinde binden fazla kişi konuşuyor (1982).

Kırım Türkçesi (Balkan Tatarcası): Tam olarak kaç kişi tarafından konuşulduğu bilinmiyor. Özellikle Ankara’nın Polatlı yöresindeki Tatar köylerinde kullanılıyor.

Kumukça: Birkaç köyde konuşuluyor.

Kürtçe: Kimi dilbilimciler Zazaca, Dimlice ve Kırmançi ile Kırmançi’nin lehçeleri sayılan Şikaki ve Herki’yi ayrı diller olarak değerlendiriyor. Tüm bunlar Kürtçe ana başlığında toplanırsa 5 milyondan fazla kişinin anadili olarak Kürtçe konuştuğu söylenebilir. Anadil olarak Türkçe konuşan Kürtler de az değildir.  

Ladino(Yahudi İspanyolcası): Çoğu İstanbul ve İzmir’de 8 bin kişi konuşuyor (1976).

Lazca: 30 binden fazla kişi anadili olarak konuşuyor (1980). KONDA’ya göre Türkiye’de kendini Laz olarak tanımlayanlar 220 bin civarındadır. Ağırlıklı olarak Rize’nin doğusu ve Artvin’de konuşuluyor.

Osetçe: Digor lehçesi, Bitlis, Erzurum, Kars, Muğla ve Antalya yörelerinde konuşuluyor (1993).

Özbekçe: Hatay, Gaziantep ve Urfa’da 2 bine yakın kişinin anadili (1982).

Rumca (Yunanca): Büyük çoğunluğu İstanbul’da 5 bine yakın kişi konuşuyor (1993).

Süryanice:Süryanice yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Hertvince lehçesi Siirt’te 1000 kadar kişi tarafından konuşuluyor (1999). Turoyo ise Mardin yöresinde 3 bin civarında insanın anadili (1994).

Tatarca: İstanbul’daki Tatarlar tarafından konuşuyor. Eskişehir, Konya, Yozgat gibi birkaç ilde de Tatarlar yaşamaktadır.  

Uygurca: Çoğu Kayseri’de 500 kişi konuşuyor (1981).

Şimdi, bunca anadilin konuşulduğu bir ülkede, her gruba anadilde eğitim yapıldığını düşünün. Hangi devlet bunun altından kalkabilir? Hangi devlet; bu kadar çok çeşitli dille eğitim gören insanlara uygun, sosyal ve ekonomik sistem oluşturabilir? Hangi eğitim bilimi; buna uygun bir eğitim sistemi oluşturup program düzenleyebilir?

Bu hakkın Kürtlere verilip öteki etnik gruplara verilmemesi, eşitlik ilkesiyle taban tabana zıttır. “Kürtler çoktur, ötekiler az.” diyemezsiniz.  Bu, çoğulculuk değil, çoğunlukçuluk olur.  Bu durumda, tüm etnik gruplara, aynı hakkı tanımak gerekir. Oysa "tüm etnik grupların kendi anadilleriyle eğitim görmesi", uygulama olanağı olmayan bir tezdir. Etnik grupların  yerleşiminin iç içe olması, buna olanak sağlamamaktadır.  Anadili Kürtçe olanların yoğun olarak yaşadığı bir yerleşim biriminde; az sayıda da olsa anadili Türkçe, Arapça, Gürcüce, Çerkezce vb. olanlar da vardır. Her dil için ayrı bir okul yapmak, her branş için ayrı öğretmen görevlendirmek ne derece olanaklıdır?

“Anadille eğitim görenler, Türkçeyi de öğrenecek. Bunun ne sakıncası var?” denebilir. Etnik bir dille eğitim görenler; mesleğini, Türkçenin  kullanıldığı kurumlarda, gerektiği gibi yapamazlar. Bu kurumlarda; Türkçe eğitim görenlerin arasından sıyrılarak üst makamlara gelmesi oldukça güçleşir. Hukuk kurumlarında, maliyede, dışişlerinde, eğitim kurumlarında, güvenlik ve askeri kurumlarda görev yaparken son derece zorlanırlar. “Tek dilli eğitim” sisteminde karşılaşılan güçlükler ve haksızlıklar, “çok dilli eğitim” sisteminde karşılaşılacak olan güçlüklerle ve haksızlıklarla karşılaştırılamayacak denli hafiftir.  
***

Sorunlar sadece bunlarla sınırlı değil elbette. Karma evlilikler de ayrı bir karmaşa yaratır eğitimde. Bu evliliklerden doğan çocuk, hangi dilde eğitim görecek? Anne, kendi dilini; baba, kendi dilini yeğleyecek. Anlaşma sağlanamazsa kararı kim, neye göre verecek?

 Yukarıda saydığım tüm sorunlar aşılsa bile Türkiye’nin jeopolitik konumu ve tarihsel durumu, çok dille eğitime uygun değildir. Emperyalistlerin, bölgedeki çıkarları ve özellikle de Türkiye’ye olan tarihsel kinleri, durumu daha da çekinceli kılmaktadır. Bu uygulama ile emperyalist ülkelerin eline güçlü bir koz vermiş oluruz. Etnik gruplardan birine ya da birkaçına, anadilde eğitim hakkı tanımakla -gelecekte- tam bir ayrışma ve parçalanmanın temelini atmış oluruz.
***
Sonuç olarak: Ne yönden bakarsanız bakın, ülkemizde; “ulusların kaderini tayin etme hakkı” ve “anadilde eğitim hakkı” diye yırtınanlar; bilerek ya da bilmeyerek, emperyalizme hizmet etmektedirler. Emperyalizme hizmet eden bir tutum ise devrimci bir tutum değildir. Sosyalist bir tutum değildir. Türkiye koşullarında, “ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunmak” da “anadilde eğitim hakkını savunmak” da sosyalistlerin, sosyal demokratların, yurtseverlerin işi değildir. Çünkü hiçbir sosyalist, hiçbir sosyal demokrat, hiçbir yurtsever; emperyalist emellere çanak tutmaz.

Son bir şey daha:

Sosyalizm; Tanrı buyruğu olmadığı gibi, hazır bir reçete de değildir. Tek bedenlik elbise kalıbı hiç değildir.

Haydar Bibinoğlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, verdiğiniz bilgiler çok faydalı. Tespitlerinizde çok haklısınız.Selamlar...

Mesut KARİP 
 08.10.2012 12:50
Cevap :
Teşekkür ederim Mesut Bey.   08.10.2012 19:29
 

Sevgili Hocam, güzel yazınızı sonuna kadar okudum. Tüm görüşlerinize katılıyorum. Anadilde eğitime teşebbüs ediyorlar olmuyor, kurs açıyorlar öğrenci bulamıyorlar. Zaten herkes anadilini de anasından öğreniyor, buna hiç kısıtlama yok. Doğuda, Güneydoğuda devlet memuruna anadilinde bir şey sorunca memur da o dilden anladığından gereğini yapıyordur. Kimsenin bir şey dediği yok ki... Selam ve saygılarımla...

S Zobu 
 03.10.2012 16:07
Cevap :
Sayın Zobu, İlginiz için teşekkür ederim. Aklın yolu bir... Zaten, anadilde eğitim isteyen halk değil... PKK ve az sayıdaki yandaşlarının diretmesinden başka bir şey değil. Aklı başında olan, çocuğunun geleceğini düşünen, Kürt kökenli hiçbir yurttaş, böyle bir şey istemez. Sağlıkla kalın.   04.10.2012 22:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 767
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Emekli Öğretmenim. Anadolu Üniversitesi, AÖF, Eğitim Önlisans Programı mezunuyum. İlgi Alanım: Si..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster