- Kategori
- Güncel
Kadın cinayetleri ve Mega Kentler...

Fotoğraf ellidokuz.com sitesinden alınmıştır.
Emekli Emniyet Müdürlerimizden sayın Hasan YAĞAN müdürüm “Çağın Polisi Dergisi”nin ocak sayısında bir makale yayınlamış; “Kadın Cinayetlerinin Panaromik Anatomisi”…Konu kadın olunca ve yazan da meslektaşım olunca ilgiyle okudum ama bazı tespitlerine çok şaşırdığımı belirtmeden geçemeyeceğim doğrusu.
Konunun çok karmaşık olduğunu, altında yatan çok neden bulunduğunu ve konunun uzman kişilerce değerlendirilip soruna neşter vurulması gerektiğini belirtmiş, çok doğru. Zaten bu konuda çalışmalar hızlandı, umutlarımız arttı.
Değerli müdürümüzün bir saptaması var ki akıllara ziyan. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum doğrusu. Özetle şöyle yazmış;
“Problemi, sadece erkeklerin elezerliğine bağlamak yanlıştır.Tabi ki kadınımız, muhatabı olan erkek karşısında fizikî gücü sebebiyle ciddi manada mağdur ve maruz durumdadır. Ama dili ve hareketleri bakımından aynını söylemek maalesef mümkün değildir”.
Yani kadının konuşması bir cinayeti haklı gösterebilir mi? Allah dil vermiş, akıl vermiş konuş-anlaş diye. Konuşarak anlaşmak varken neden cinayetle sorun çözülmeye çalışılıyor. Her insanın yaşam hakkı kutsaldır. Vay efendim çok konuştu beni tahrik etti ben de öfkelendim öldürdüm. Tahrik olma efendim, aklını kullan. İşine gelmiyorsa boşa. Evlilik kadar, boşanmak da bir hak hem yasalarımız hem de dinimiz açısından. Biz toplum olarak erkeğin bu öldürme güdüsünü kutsamaya devam ettiğimiz sürece daha çok canlar alınacak demektir.
Devam ediyor; “Töre cinayetleri de dâhil olmak üzere bu cinayetlerin hemen hepsi, sosyal hayatın fevkalade karmaşık ve kültürel seviye itibariyle her bir vatandaşımızın tereddütsüzce kabullenmesi mümkün olmayan MEGA KENTLERDE cereyan etmektedir. Zira mevcut hayat anlayışına ayak uyduramayacak eğitim ve kültürel seviyede olan insanlarımız, bazı zorunluluklar sebebiyle; bu hayatın tüm hızıyla ve baş döndürücü biçimde cereyan eden şeklinin içine ister istemez düşüvermektedirler. Durum bu olunca da, bu insanlarımız maruz bulundukları fakru zaruretin etkisiyle kopup geldiği ANADOLUSUNDA hiçbir zaman kabullenemeyeceği bazı ortamlara yine bu fakru zaruretin etkisiyle sürüklenebilmektedir. İşte bu sürükleniş, daha önceki mutlu hayatın aktörlerini, şirazesi kopmuş formalar misali darmadağın hale getirebilmektedir.Dikkat edilirse, yürekleri yakan bu olaylar; güzelim Anadolu’nun ücralarındaki köy veya mezralarda değil; büyük kentlerde vuku bulmaktadır. Bu, asla tesadüf kabul edilemez ve günahı sadece erkek aktöre yüklenemez bir realitedir”.
Sayın Müdürüm kadın cinayetlerinin Anadolu’nun köy ve mezralarında değil, büyük kentlerde olduğunu, bunun da anladığım kadarı ile kent yaşamının ahlaki yozlaşma yarattığını anlatmak istiyor ve şu örneği veriyor; “Batı toplumunda birileri:“-Hans eşiniz ne kadar güzel! Onu öpebilir miyim?” dediği zaman, Hans eşini öptürdüğü gibi o zata bir de ikramda bulunabilmektedir. Ama aynı şeyi toplumumuzun her bir ferdi için geçerli saymak asla mümkün değildir”…
Bu durumda kentlerde yaşayan insanlarımız ahlaksız bir yaşam mı sürüyor? Ahlak sadece Anadolu’da köy ve mezralarda mı kaldı? Ahlak denilince akla sadece kadının erkeği aldatması mı geliyor? Beyinleriyle her gün binleri, on binleri aldatmak ahlaksızlık olmuyor mu? Yasalara aykırı olmasına rağmen, bir eşini dahi geçindirmeye gücü olmadığı halde, ikinci bir eş alıp zorla ilk eşe kabul ettirmek yüksek ahlaklılık mı oluyor?...
Ben de yıllarca görev yapmış olduğum ve hala onurunu taşıdığım bu meslekte, üstelik Anadolu kentlerinde, kızını taciz eden baba, yeğenini taciz eden amca, kız kardeşini taciz eden erkek kardeş, hatta kardeşini ve kızını satanı da gördüm. Onlar küçük Anadolu kentlerinde yaşıyorlardı oysa.
Demek ki ahlak, yaşadığın yer ve mekanla alakalı değilmiş. Ahlak insanın beynindedir, beyinde aranmalıdır. Kişinin beyni kokuşmuşsa, camide de olsa, mescitte de olsa, küçük bir köyde ya da mega kentte de olsa ahlaksızdır. Kadın cinayetlerinin, ahlaki bozulma nedeniyle ve Mega Kentlerde yaşandığını söylemek biraz haksızlık olmuyor mu? Mega Kentler sadece daha fazla görünür yapıyor yaşananları o kadar.
Eminim değerli müdürüm de, 30 yıllık meslek yaşamında görmüştür bu tür ahlaksızlık örneklerinin, her zaman ve mekanda olabildiğini. Yanlış anlamış olabilir miyim diye de hala kendimi sorguluyorum…26 Ocak 2012