- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Kadına karşı cinsellik

Yıllardır konuşulur, yıllarca daha konuşulacak kadın hakları. Erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü topraklarda kadının çok da şansı yok. Ama bu egemenlik iktidar vari bir egemenlik değil, zihinsel bir egemenlik. Kadın haklarını dile getirmede kadının yerine erkek söz alacak ki kadın hakları denilen kavram meşru olacak. Aksi halde ne işe yarar?
Cinsellik, erkek dünyasının kadına vermiş olduğu özgürlük alanı. Ne kadar cinselliğini ortaya çıkartıcı sahaları açarsa erkek akdına, kadın o denli özgürleşecek. Yani kadınlığını keşfedecek. Mesela, erkek kol saati mi satacaksın? Afişlerde sana gülümseyen, muhtemel dekolte giyinimli, dudakları canlı bir kadın resmini kullanacaksın ki saatin kışkırtıcılığı kadın cinsellği ile örtüşsün. Yoksa kim neden alsın saati, içinde kadın cinselliği yer almıyorsa.
Bugün medyamızda, her programda ve reklam dünyasında her mecrada kadın cinselliği ile görsel bir zenginlik oluşturulmuş durumda. Kadını metalaştıran bir tablo. Ama her nedense kadın haklarını savunmak için kurulmuş kadın dernekleri nedense bu tabloya hiç değinmiyor. Varsa yoksa bütün mesele el-ense meselesinde. Sanki fiziksel şiddeti çözdün mü kadın özgür olacak.
Olmayacak. Olamaz da zaten, kadının insanlığının önüne cinselliğini koyduğunuz her alanda asla bu topraklarda kadın hakları diye birşey olmayacak. O kadar çok örnek var ki etrafımızda. Afişlerde, billdoardlarda, radyo reklamlarında, televizyon reklarımda her yerde ya bir kadın bedeni resmi, vurgulanan bacaklar, göğüsler, ten, gözler, bakış, dudaklar, kadın sesi vs....
Acaba bu şiddete kim dur diyecek ? Kadınlar mı erkekler mi? Bence kimse. Çünkü koca kapitlalizm al-sat mantığıyla kurulmuş. Kadınlar olmasaydı kapitalizm çökerdi değil mi?
Kadına karşı şiddet sadece kas kuvvetinden geçmez yada psikolojik baskılardan. Kadın cinselliğinin üretildiği her alanda kadına karşı şiddeti körükleyen iç motive unsurları üretilir. Hem de uzun vadelidir bunlar.