- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kadınlarımıza yapılan şiddet her gün çığ gibi büyümektedir

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın en temel ilkelerinden birisi, 10. maddede düzenlenen “kanun önünde eşitlik” ilkesidir.
· Herkes dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
· Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
· Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
Erkeklerin evlilik kurumu içindeki üstünlüklerine son veren 4721 sayılı yeni Medeni Kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 22 Kasım 2001’de kabul edildi Yasanın yeni yaklaşımını yansıtan bazı değişiklikler şöyle sıralanabilir:
· "Koca" artık ailenin reisi değil; eşler, eşit ortaklar olarak aile birliğini eşit karar yetkisi ile birlikte yürütüyorlar
· Eşler aile konutu üzerinde eşit hak sahibi
· Eşler evlilik süresi içinde edinilmiş mallar üzerinde eşit hak sahibi
· Eşler eşit temsil hakkına sahip
· Evlilik dışı çocuklar için kullanılan "gayrimeşru çocuk" kavramı kalktı; evlilik dışında doğmuş çocukların velayeti anneye ait.
Yukarıdaki 10. madde ve sayılı yeni Medeni Kanun uygulama alanında sadece beyaz bir kâğıdın üstünde ve sarı kapaklı bir dosyanın içinde ilgili kurumun raflarında durmaktadır.
İnsanların, insan gruplarının sınıfların ya da tüm toplumun, doğal ve sosyal yaşam koşullarıyla, bir arada tutan değerlerle insan ilişkilerinin toplumsal ilişkileriyle gelişme süreçlerinin topluma ve kişilere ne kadar katkı sağlamaktadır. Yirmi birici yüzyılda hala zihniyetleri değişmeyen bir toplumda maalesef yaşamaktayız. Kadınlarımıza karşı şiddet en çok uygulanan yöntemlerden biridir. Buna bir de aile içi eğitim eksikliği olunca şiddet kaçılmaz oluyor.
Toplumsal gelişmelerin en önde gelen kadınlarımız hangi kuruma başvurduklarında kadın olduğunda ikinci sınıf vatandaşı olarak görünmektedirler. Bakınız oranlar nasılda ortaya bazı gerçekleri sunmaktadır.
%90’ı kocalarının kendilerine psikolojik şiddet uygulayarak bağırdıklarını, hakaret ettiklerini, aşağıladıklarını, küfür ettiklerini;
%40’ı kocalarının kendilerine fiziksel şiddet uygulayarak tokat, tekme, dayak, bıçak veya silahla saldırdıklarını;
%15’i kocalarının kendilerini istemedikleri halde cinsel birleşmeye zorladıklarını belirttiler.
Bu oranlar gösteriyor ki şiddet her zaman uygulamaktadır. Özelikle şiddettin uygulandığı alanlar; Namus suçları, namus cinayetlerin, tecavüz, cinsel taciz, evlilik içi tecavüz vb olaylarla artmaktadır. Özelikle kültürün gelişmediği Doğu ve Güney Doğu bölgelerde kızlar eğitimini tamamlamadan kendinden yaşlıca bireylerle evlendiriliyor. Bu evlikler sonunda ya intiharlar yâda şiddet kendini boy gösteriyor. Kadına yönelik şiddet Kadınların maruz kaldığı şiddetin bir boyutunu da cinsel istismar ve fuhşa zorlanma oluşturuyor.
Toplumlarda egemen olan erkek egemenliği geçmişte olduğu gibi günümüzde de devam etmektedir. Toplumsal gelişmelerin eğitimle beraber ileriye dönük daha rasyonel bir süreçte geçmesi gerekiyor. Aslında burada eğitimde bazen yetmiyor bireylerin beyinlerindeki gerici zihniyet çıkmadıkça varılacak noktada şiddete devam etmektir. Kadınlarımıza yapılan her türlü şiddeti kını maktan başka elimizde bir şey gelmiyor. Tek tavsiyem önce eğitimlerini tamamlayıp erkek egemenliğine karşı ayakta durmalarıdır...